"20 Yılın Mağduriyeti Hala Geçmiyor"

28 Şubat sürecinde Refah Partisi Kırşehir İl Başkanı olan Hasan Eraslan, partinin kapatılmasından sonra açılan ve hapis cezası aldığı davanın mağduriyetini, aradan 20 yıl geçmesine rağmen hâlâ yaşıyor

Kırşehir Haberleri 28 Şubat 2018 19:14
"20 Yılın Mağduriyeti Hala Geçmiyor"
-A +A

        Eraslan: "Allah şahit ki, verilen ceza sadece işlemediğimiz bir suçtan dolayı değildi. Bu kadroların siyasi hayattan silinmesi ve milli görüş geleneğinin önüne set çekilmesini istediler. 20 yıl geçmesine rağmen hâlâ bu mağduriyetle uğraşıyoruz"
         28 Şubat postmodern darbesi sürecinde kapatılan Refah Partisi'nin Kırşehir İl Başkanı Hasan Eraslan, partinin kapatılması sonrası açılan davada aldığı hapis cezasının olumsuz etkilerinden kurtulabilmek için 20 yıldır maddi ve manevi mücadele veriyor.
         Ankara 9. Ağır Ceza Mahkemesi'nde 1997 yılında açılan ve kamuoyunda "kayıp trilyon davası" olarak bilinen davanın Yargıtay tarafından onanmasından sonra 12 ay ceza alan ve 2005 yılında 5 ay cezaevinde yatan Eraslan,"evrakta sahtecilik" suçlamasının sebep olduğu mağduriyetin etkisini aradan geçen süreye rağmen yaşamaya devam ediyor. Eraslan, cezanın sicilini bozması nedeniyle silah ruhsatı alamıyor, ticaret yapmasına rağmen bazı ihalelere giremiyor.
         28 Şubat mağduru Hasan Eraslan, yaptığı açıklamada, Refah Partisi'nin kapatılmasından sonra Ankara 9. Ağır Ceza Mahkemesi'nde açılan davada dönemin 69 il başkanının haksız bir şekilde yargılandığını ve ceza aldıklarını söyledi.
         Yargılandıkları dosyanın daha sonra Refah Partisi'nin kapatma davasıyla birleştirildiğini ifade eden Eraslan, şöyle konuştu: "1996-97 yıllarında Refah Partisi Kırşehir İl Başkanlığı görevini yürütüyordum. Kapatma davası açılmadan önce tüm illerde olduğu gibi Kırşehir'de de müthiş bir psikolojik baskı uygulanıyordu. Bu haksız kapatma davasına mesnet olması için, genel merkezden teşkilatlara harcanması için gönderilen paralarla ilgili suçlamalar yaptılar. Harcanan paralar karşılığında burada faturalar toplamıştık. Bu faturaları savcılıklar kabul etmedi. Harcamalarımızı denetlemek için Kırşehir'e gelen Maliye Bakanlığı müfettişleri, bir rapor yazdı. Bu rapor şimdi bile hala hafızamda. 'Kırşehir Vergi Dairesine kayıtlı mükelleflerden kesilen faturalar gerçek, ancak güvenilirliği yoktur' diyordu. Neye göre, kime göre yok? Gelen müfettişin dünya görüşüne ve düşüncesine göre yok. Zaten hazırlıklı gelmişlerdi. Bu dava istedikleri gibi sonuçlanacaktı. Bu kadroların Türk siyasi hayatından silinmesi gerekiyordu onlara göre. Faturaları da bu düşünceyle incelediler."
         Fatura ve evrakların incelemelerinin de kanunlara aykırı bir şekilde yapıldığını aktaran Eraslan, "Anayasaya da, 'siyasi partilerin defterleri Anayasa Mahkemesi tarafından incelenir' şeklinde açık şekilde belirtilmesine rağmen bizim defterlerimiz ve evraklarımızı Maliye Bakanlığı müfettişleri inceledi. Bunu 9. Ağır Ceza Mahkemesine söylememize ve ve defalarca itiraz etmemize rağmen kanunsuz şekilde kabul edilmedi. Ben dahil 69 il başkanı arkadaşım evrakta sahtecilikten ceza aldı. Evrakta sahtecilik yüz kızartıcı bir suç" dedi.
         Yaklaşık 4 yıl süren yargılama ve Yargıtay sürecinin ardından karar kesinleşince 69 il başkanının cezaevine girdiğini anlatan Eraslan, kendisinin de 2005 yılında Kırşehir Cezaevi'nde 5 ay hapis yattığını dile getirdi.
OĞLUM UTANCINDAN 15 GÜN SOKAĞA ÇIKAMAMIŞ
         Yaşanan süreçte ekonomik ve sosyal bir çok mağduriyet yaşadıklarını vurgulayan Eraslan, şöyle devam etti: "Bizi siyasi hayattan sildikleri gibi bir de yüz kızartıcı bir suçu yaftaladılar. Bu durum benim ve arkadaşlarım için ekonomik kayıplara neden olduğu gibi ayrıca manevi kayıplar da yaşattı. Cezaevine girdiğimde oğlum 5 yaşındaydı. Evden ayrılırken 'yurt dışına gitti deyin oğluma, cezaevine girdiğimi söylemeyin' dedim. Ama, 15 gün sonra arkadaşları 'senin baban cezaevinde yatıyor' demişler. Oğlum utancından 15 gün sokağa çıkamamış. Ailecek böyle günler atlattık. Ben ve diğer arkadaşlarım hep ticaretle uğraşıyorduk. Sicilim yüz kızartıcı suçtan dolayı bozulduğu için iş yapıyorum ve ihalelere girmek istiyorum ama giremiyorum. Ruhsatlı silahım vardı. Ruhsatım iptal edildi. Ben bu ruhsatı aradan 20 yıl geçmesine rağmen hâlâ alamıyorum."
         Eraslan, o süreci ailesi, çocukları, dava arkadaşları ve akrabalarının manevi desteğiyle atlatmaya çalıştığını ancak yıllarca insanlara suçsuz yere ceza aldıklarını anlatmaya çalıştıklarını kaydetti.
10 YILDIR MAHKEMELERDE MÜCADELE EDİYOR
         İnsanların "cezaevinde yattığına göre mutlaka suçu vardır" şeklinde düşünebildiğini belirten Eraslan, sözlerini şöyle sürdürdü: "Allah şahit ki, verilen ceza sadece işlemediğimiz bir suçtan dolayı değildi. Bu kadroların siyasi hayattan silinmesi ve milli görüş geleneğinin önüne set çekilmesini istediler. 20 yıl geçmesine rağmen hala bu mağduriyetle uğraşıyoruz. Sicilimi düzeltmek adına hakların iadesi için Kırşehir Ağır Ceza Mahkemesi'ne açtığım iki ayrı dava lehime sonuçlanmasına rağmen Ankara 9. Ağır Ceza Mahkemesi'nden bir sonuç alamadım. 10 yıl mahkemelerle uğraştım. Ama, maalesef hâlâ mesela silah ruhsatı alamıyorum. 28 Şubat'ın mağduriyeti 20 yıl geçmesine rağmen hâlâ devam ediyor."
 
 
 
 


Kaynak : Çınar Haber Merkezi

Print
Yorum Yap
Yorumunuz
1000

Henüz yorum yapılmadı,
İlk Yorum yapan siz olun...

Facebook Yorumları
Anket

Dikkat Çekenler
Yazarlar
Çok Okunanlar
Çok Yorumlananlar
Duyurular
Linkler
Arşiv
Günlük Gazeteler
Oku
Ziyaretçi Defteri
Hava Durumu
Hava Durumu
Yükleniyor...
E-Gazete
/Resimler/Editor/images/22%20Eyl%C3%BCl%20Cumartesi-1.jpg
Facebook Twitter
2014 Kırşehir Haber 365 - tüm hakları saklıdırHaber Scripti Haber Yazılımı