"Tek Ses, Tek Yürek"

Doğu Türkistan’daki Çin zulmünü protesto etmek amacıyla tüm Türkiye tek ses, tek yürek oldu. İnsani Yardım Vakfı (İHH) , birçok STK’nın desteğiyle Kırşehir'de basın açıklaması gerçekleştirdi.

Kırşehir Haberleri 20 Aralık 2019 15:11
"Tek Ses, Tek Yürek"
-A +A

             Doğu Türkistan’daki Çin zulmünü protesto etmek amacıyla tüm Türkiye tek ses, tek yürek oldu. İnsani Yardım Vakfı  (İHH) , birçok STK’nın desteğiyle Kırşehir'de basın açıklaması gerçekleştirdi. 
              İnsani Yardım Vakfı İHH Kırşehir İl Başkanı Seyfettin Cerit, Doğu Türkistan'daki zulme karşı basın açıklamasını Cacabey Meydanı'nda Cuma Namazı çıkışı sonrasında gerçekleştirdi. İHH Kırşehir İl Başkanı Seyfettin Cerit açıklamasında şunları kaydetti: "Doğu Türkistan’da ‘Politik Eğitim Kampları’ dramı sürüyor!
2000 yılı sonrasındaki siyasi, ekonomik ve askeri atılımlarla gündeme gelen Çin sınırlarının doğu ve batısında iki farklı yüzle ortaya çıkmaktadır. Özellikle uzun yıllardır asimilasyon ve yıldırma politikaları yürütülen Doğu Türkistan tüm dünya gündeminden saklanmakta Müslüman Uygurlar her türlü hak ihlaline maruz bırakılmaktadır. Sincan Uygur Özerk Bölgesi cınar kırsehir Komünist Parti Sekreteri olan Chen Chuanguo’nun 2017 Nisan ayından itibaren Doğu Türkistan’daki Uygurları hapishanelere veya Zorunlu Politik Eğitim Kamplarına göndermesi ve beyin yıkamaya yönelik uygulamaları Çin için yüz kızartıcı yeni bir fiil anlamına gelmektedir. Çin’in ‘eğitim’ kampı olarak adlandırdığı toplama kamplarında 1-3 milyon insanın bulunduğu tahmin edilmekte. Doğu Türkistan’da inşa edilen bu büyük hapishaneler Nazi Almanya’sı uygulamalarını andırmaktadır. Evlerinden, yurtlarından eş ve çocuklarından zorla ayrılan insanların sayıları her geçen gün artarken aynı zamanda uygulanan işkence ve zulümler neticesinde yüzlerce insan hayatını kaybetmektedir. Birçok aileye akrabalarının cesedi teslim edilmiş ancak ölüm nedeni hakkında herhangi bir açıklama yapılmamıştır. Kampların yaşam koşulları çok kötü olup içerisinde çocukların da bulunduğu tutukluların sayısı, kampların alabileceği insan kapasitesinin kat kat üstündedir. İnsanlar, sır üstü yatma imkanına bile sahip olamadıkları için, ancak yanlarına dönerek yatmaktadırlar. 
/Resimler/Editor/images/IMG_0397.JPG
 Toplama Kamplarında İşlenen Hak İhlalleri
               Uygulanan yol ve yöntemlere bakıldığında Çin yönteminin halihazırda bütün Uygurları ‘suçlu’  olarak kabul ettiği din ve geleneklerine bağlı Uyguları terörist olarak gördüğü anlaşılmaktadır. Kamplardan çıkmayı başaranların ifadelerine göre toplama kamplarında mahkumları su tanklarına daldırma, kadın tutukluların yüzlerinde ve vücutlarında sigara söndürme bileklerinden asılan tutukluları copla dövme , elektrik verme, değişik acı verici nesnelerle dövülme , soğukta bekletme, yoğun ve parlak ışıkla körleştirme , uzun süre gergin pozisyonda tutma, uykusuz aç ve susuz bırakma, günlerce “kaplan koltuğu” denen hareketsiz koltuklarda oturtma, elleri kelepçeli ve ayakları prangalı olarak dolaştırılma gibi kötü muameleler yapılmaktadır. 
                Bu türden işkenceler fiziksel veya zihinsel bozukluklarla çoğu zaman da ölümle sonuçlanmaktadır. Batılı kaynaklara göre Doğu Türkistan’da Çin yönetimi tarafından kurulan 16 toplama kampı bulunuyor. Bu her uygur ailesinden en az bir kişinin söz konusu kamplarda tutuklu olduğu anlamına gelmektedir. Tutuklu olanlar genellikle 20-40 yaş arasındaki Uygur erkeklerdir. Bu kamplardaki Uygurlar kendi inançlarını değiştirmeye ve Komünist Parti ideolojisine boyun eğmeye zorlanıyorlar. 
Acil Cevap Bekleyen Sorular
                 Çin insan haklarına tamamen aykırı bulunan bu kampları neden açma gereği duymuştur? Kamplar nerelere kurulmuştur ve kaç adettir?  Buralarda ne kadar kişi tutulmaktadır? Bu insanlar hangi gerekçelerle tutuklanmışlardır? Kampların yaşam koşulları nasıldır?
/Resimler/Editor/images/IMG_0401.JPG
Kamplarda tutuklu bulunanlara günlük olarak neler yaptırılmaktadır? Kamplarda tutuklu bulunanların sağlık durumları nasıldır? Kamplarda hayatını kaybedenlerin sayıları ve ölüm gereçleri nedir? Kamplarda tutuklu bulunanların sahipsiz kalan çocuklarının, eş ve yakınlarının akıbeti nedir? Kamplar uluslararası gözlemcilere neden kapalı bulunmaktadır?
Doğu Türkistan’daki Diğer Hak İhlallerinden Bazıları
               Doğu  Türkistan’daki Uygurlara yönelik dini baskılar gün gittikçe artmaktadır. Baskılar 1970’li yıllardaki ‘Kültür Devrimi’nden sonra en üst noktaya ulaşmıştır.
              Camiler ve mescitlerin birçoğu yıkılmış, bazıları eğlence mekanlarına dönüştürülmüştür. Mevcutlara ise Çin bayrağı ve  devlet başkanı Xi JinPing’ın fotoğrafları asılmıştır. İslami kıyafetler ve sakal bıyık dini aşırılık olarak kabul edilerek yasaklanmıştır. Memurların, işçilerin, 18 yaşından küçüklerin ibadet yerlerine girmeleri ve ibadet etmeleri yasaktır. Öğrencilerin dini kurs ve okullarda okumaları yasaktır. Ramazan ayında oruç tutmak ağır suçtur, alkol kullanmamak  dini aşırılık olarak görülmektedir. Uygur kızlar Doğu Türkistan’dan Çin’in iç kesimlerine ucuz cınar iş gücü olarak götürülmekte, Çinli yerleşimciler ise Doğu Türkistan’a taşınarak bölgenin demografik yapısı değiştirilmektedir.  Uygurlar ağır vergi yükleri  ile ezilmektedir. Çin yönetimi Uygurlara yönelik asimilasyon adımlarına hız vererek “ikiz akraba” politikasını uygulamaya koymuştur. Buna göre erkekleri ‘eğitim kamplarına’ gönderilen ailelere Çinli bireyler zorla yerleştirilerek mahremiyet zedelenmekte ve Uygurlar sıkı takibe alınmaktadır. 
               Uygur memurlar öldükten sonra cesetlerinin yakılmasına ait sözleşmeye imza atamaya zorlanmaktadır. İslami geleneğe uygun defin cınar kırsehir töreni yasa dışı ilan edilmiştir. Uygurlara verilen  ana dilde eğitim hakkı Çin anayasasından kaldırılmıştır. Yasaklanan kitapları okuyan ya da bulunduran kişiler 5 seneden 20 seneye kadar hapis cezasına çarptırılmaktadır. 1949’dan bugüne Uygurların kullandığı alfabe üç defa değiştirilerek Uygurların okumas yazma oranını iyice düşürülmüştür.
                Çin resmi medya organlarına göre 17,5 milyon insan zorunlu olarak sağlık kontrolünden geçirilip, kan tahlilleri yapılmıştır. Çok sayıda Uygur'un organlarının çalınması ve donör olarak kullanılmış olma ihtimalleri oldukça yüksektir. Çin, 2017 yılından itibaren Doğu Türkistan'da satılan çeşitli gıda ürünleri üzerinde bulunan "Helal" simgesini yasaklamış, helal olan et ürünleriyle domuz etini yan yana satma zorunluluğu getirmiştir. 
              Uygurların İslami geleneğe uygun şekilde evlenmesi yasaklanmıştır. Uygur kızlarına Çinlilerle zorunlu evlilikler yaptırılarak milli ve dini kimlikleri asimle edilmeye çalışılmaktadır. 
Çin hükümeti 2016 yılından itibaren yeni doğan Uygur çocuklarına dini ve milli kimliği andıran 29 ismin verilmesini yasaklamıştır. 
               Çin rejimi Uygurların tarihi eserlerini yok ederek kültürel bir kıyım gerçekleştirilmiştir. 
Yurtdışındaki Uygurların Doğu Türkistan'daki aileleriyle alakası kesilmiştir. 
Çin hükümeti yurt dışında eğitim gören çok sayıda Uygur öğrencinin ailesini rehin almak suretiyle onlara baskı yaparak Doğu Türkistan'a dönmeye mecbur etmiştir. 
STK ve Vicdan Sahiplerinin Talepleri
              Son çeyrek asırdır siyasi, ekonomik v askeri açılardan ivme kaybeden Çin, özellikle ekonomik hamlelerle İslam dünyasını siyasi konularda baskılama politikasını uygulamaya koymuştur. Fakat İslam dünyası, Çin ve ABD dışında üçüncü bir yolun olduğunu unutmamalı Doğu Türkistan kardeşlerimiz reel politik kaygılara kurban edilmemelidir. 
                Çin uluslararası hukuka aykırı olarak Doğu Türkistan'da yapmış olduğu tüm hak ve ihlali uygulamalarının hesabını uluslararası mahkemelerde vermeli, bunun için İslam İşbirliği Teşkilatı (İİT) uluslararası toplumu, Gambiya-Myanmar örnekliğinde olduğu gibi acil göreve davet edilmelidir. Başta İslam ülkeleri olmak üzere hak ve hukuka, insan haklarına riayet eden bütün ülkeler konunun takipçisi olmalıdırlar. 
Sivil Toplum Kuruluşlarının Doğu Türkistan'ı ziyaret etmeleri sağlanmalı. Bu ziyaretler doğal ve durum tespiti yapılabilecek ortamlarda gerçekleştirilmelidir. Bölgede iletişim kurulacak kişilerin ziyaret sonrasında başlarına bir şey gelmeyeceğini garanti altına alınmalıdır. 
                  Tüm Dünyadaki vicdan sahipleri, Çin hukuksuz uygulamalarına son verinceye adar Çin mallarını BOYKOT etmelidir.
               Çin dünya çapında sadece ekonomik hamleleriyle değil aynı zamanda lobi faaliyetleriyle de dikkat çekmektedir. Çin'in kirli lobi faaliyetlerine dikkat etmek gerekmektedir.
Çin'in insanlık dışı hukuksuz uygulamaları tüm dünyada cınar kırsehir yüksek sesle duyurulmalıdır. 
               Çin kendi yasalarına ve taraf olduğu uluslararası antlaşmalara aykırı olan Politik Eğitim Kamplarını hemen kapatmalı ve bu kamplarda isteği dışında tutulan insanların maddi-manevi zararları karşılanmalıdır.
Doğu Türkistan'da devam edegelen demografik değişikliklere son verilmeli, Uygurlardan müsadere edilen toprak ve mülkler iade edilmelidir. 
              Doğu Türkistan'da yaşayan Uygurların yurtdışına seyahat yasağı ve yurtdışındaki Doğu Türkistanlıların memleketlerine dönüş ve akraba ziyareti engeli kaldırılmalıdır. 
Yurtdışında akrabası olanlara yönelik denetim ve gözetim kaldırılmalı, para gönderme, posta, telefon, haberleşme engeli kaldırılarak en temel haklardan olan iletişim ve haber alma özgürlüğü sağlanmalıdır.
Uygurların şahsi bilgisayar ve cep telefonlarının cınar kırsehir gerekçesiz kontrol etme uygulaması kaldırılmalıdır.  Uygurların evlerine yönelik gerçekleştirilen gerekçesiz baskınlar ve Uygur-Çinli 'zorunlu akraba' ya da 'ikiz aile' uygulamasına derhal son verilmelidir. İnanç ve ibadetlere, giyim kuşam ve örf adetlere yönelik yasaklar bir an evvel kaldırılmalı, camiler ve tüm ibadetanelere olması gerektiği gibi özgür olmalıdır. Dil, kültür ve eğitimin önündeki engeller kaldırılmalı, Uygurlar ana dilde eğitim yapabilmeli tarihi eserler, kitap ve kütüphaneler korunmalı, okullar ve üniversiteler erişebilir olmalıdır. Ekonomik baskılar, gerekçesiz vergiler ve el koymalar, Uygur kızların uzak bölgelere işçi olarak zorunlu gönderimleri son bulmalı, devlet dairelerinde ve iş bulma hususunda Uygurlara Çinlilerle eşit rekabet imkanı oluşturulmalı, bölgeye ait zenginlikler halkın refahı için kullanılmalıdır. Seyahat özgürlüğü, evlilik, helal gıdaya erişim ve benzeri haklar iade edilmelidir."
 
 

Kaynak : Çınar Kırşehir Haber MERKEZİ

Print
Yorum Yap
Yorumunuz
1000

Henüz yorum yapılmadı,
İlk Yorum yapan siz olun...

Facebook Yorumları
Anket

Dikkat Çekenler
Yazarlar
Duyurular
Linkler
Arşiv
Günlük Gazeteler
Oku
Ziyaretçi Defteri
Hava Durumu
Hava Durumu
Yükleniyor...
E-Gazete
/Resimler/Editor/images/17%20Ocak%20Cuma-1.jpg
YARIŞMA
Facebook Twitter
2014 Kırşehir Haber 365 - tüm hakları saklıdırHaber Scripti Haber Yazılımı