Kırşehir Tarım'dan Buğday Cücelik Virüsü uyarısı

Kırşehir Tarım ve Ormanı İl Müdürlüğü, buğday cücelik virüsü ile ilgili olarak resmi internet sayfası aracılığıyla bilgilendirme notları paylaştı.

Kırşehir Tarım ve Ormanı İl Müdürlüğü, buğday cücelik virüsü ile ilgili olarak resmi internet sayfası aracılığıyla bilgilendirme notları paylaştı.

            Kırşehir Tarım ve Orman İl Müdürlüğü açıklamasında, anız yakılmaması gerektiğine dikkat çekerken; "2020 ilkbaharında ilimiz Arpa-Buğday üretim alanlarında üreticilerimizden gelen şikayetler sonucunda; Ankara Zirai Mücadele Merkez Araştırma Enstitüsü konu uzmanları ilimize davet edilerek yerinde kontroller gerçekleştirildi şikayetin görüldüğü değişik üretim noktalarından Arpa ve Buğday numuneleri alınarak laboratuar testlerine tabi tutuldu. Buğday numunelerinde; Buğday Cücelik Virüsü (Wheat dwarf virüs- WDV), Arpa numunelerinde; Buğday Cücelik Virüsü (Wheat dwarf virüs-WDV) ile birlikte Arpa Yaprak yanıklığı (Rhynchosporium secalis ) ve Ağ benek (Pyrenophora teres) hastalıkları tespit edilmiştir.

            Buğday cücelik virüsü: Böceklerle (Cüce Ağustos böcekleri) taşınan, buğday ve arpa da cüceleşme, gelişme geriliği, kök gelişiminde zayıflama, sararma ve kurumalar yaparak verimde %30-90 arasında kayıplara neden olabilen bir zararlıdır. Bitkilerde soğuğa karşı hassasiyeti önemli derece artırmaktadır. Bu etmen Buğday, Arpa, Çavdar, Tritikale bitkilerinde zarar yapmaktadır" şeklinde bilgiler aktardı.

            Bilindiği gibi, Sarı cücelik virüs hastalıklarının buğdayda neden olduğu en tipik belirti sarılık ve cüceliktir. Yaprak uç ve kenarlarından itibaren başlayan sarılık yaprağın tamamını kaplar. Arpa yaprakları parlak sarı bir renk alır, mısır yaprakları ise sarı, mor veya kırmızımsı bir hale dönüşür. Yulaftaki en tipik belirtisi ise kırmızı, mor ve sarılık şeklindedir. Aynı şekilde tritikale, kuşyemi ve çavdarda da tipik sarılık ve cücelik belirtisi en karakteristik belirtilerdir.

            Aynı zamanda büyük bir çoğunluğu Poaceae (Buğdaygiller) familyasına mensup, tek ve çok yıllık yabancı ot türleri ile çayır otlarında da enfeksiyona neden olmaktadır. Tahıl tarlalarında yer yer lokal sarılık ve cücelik belirtileri en tipik belirtilerdir. Ancak bu belirtiler, sıcaklık stresi, azot ve fosfor noksanlığından ileri gelen belirtiler ile karıştırılabilir. % 11-33 oranı arasında verim kayıplarına neden olan Sarı cücelik virüs hastalıkları, danenin yapısını doğrudan etkileyerek bin dane, hektolitre ağırlığı, gluten indeksi, sedimentasyon ve hamur enerji değerlerinde önemli düşüşlere neden olmaktadır.

            Daha önceleri Türkiye'de çok nadir görülen bu virüs hastalığı, 2000 yılından itibaren Trakya Bölgesi ve Türkiye'nin bazı illerindeki tahıl üretim alanlarında görülmeye başlamıştır. Nitekim 2016 yılı üretim döneminde Trakya Bölgesi'nin Edirne ili başta olmak üzere bazı alanlarında ve Türkiye'nin tahıl üretim potansiyeli yüksek illerindeki tahıl tarlalarında yeniden salgınlara (epidemi) neden olmuştur. Küresel ısınmanın etkisini gösterdiği son yıllarda artan hava sıcaklıkları virüsü taşıyan yaprak bitlerinin artışına ve buna bağlı olarak bu hastalıkların artan oranda verim ve kalite kayıplarına neden olmaktadır. Önümüzdeki yıllarda sıcaklık arttığı sürece yaprak biti türleri ile taşınan bu hastalıkların tahıl üretim alanlarında olumsuz etkisini göstereceği kaçınılmaz bir gerçektir. Bu nedenle bu hastalıkların mücadelesinde gerekli önlemlerin alınması, tahıl üretimi açısından son derece önemlidir. Tahıl türlerinin tamamında özellikle buğday, arpa ve yulaf tarlalarında etkisini daha şiddetli gösteren bu hastalıkların 2016 yılı üretim döneminde olduğu gibi geçmiş yıllarda da salgınlara neden olması üzerine söz konusu bu hastalıkların mücadele yöntemleri, yürütücülüğünü yaptığım araştırma projelerinde hem tarla denemeleri hem de laboratuar çalışmalarıyla belirlenmiştir.

            Buğday, arpa, yulaf, tritikale, çavdar, kuşyemi ve mısır üretiminde dane verimini düşüren, unun ve yemin kalitesini azaltan Sarı Cücelik Virüs Hastalıkları ile mücadelede ekim sıralaması yapmak ve ekim nöbeti uygulamak etkili bir mücadele şeklidir. Bu doğrultuda tahıl--yağ bitkisi--yem bitkisi ve tekrar tahıl sıralaması şeklinde üç yıllık ekim nöbeti uygulanmalıdır. Tarlaya üst üste buğday ekmekten veya buğday üstüne arpa, yulaf gibi bir başka tahıl ekmekten kaçınılmalıdır. Çünkü buğday hasadında dökülen daneler erken çıkış yapmakta, yaprak bitlerinin taşıdığı ve bulaştırdığı bu virüsler için hazır depo görevi görmektedir.

            İyi bir toprak işleme ile tarlayı ekime hazırlarken ayrık, yabani yulaf, brom otu, kanyaş gibi yabancı otlar yok edilmelidir. Ayrıca herbisitlerle veya çapalama ile tarla kenarlarındaki yabancı otlarla mücadele edilmelidir. Virüs hastalıklarını taşıyan yaprak bitlerine barınak görevi gören, yabancı otlarla mücadele edilmezse hastalık kaynağı ortamda varlığını sürekli koruyacak ve hastalık artacaktır. Dekara 18-20 Kg'dan fazla tohum atılmamalıdır. Yüksek verim ve kaliteli üretim için dekara atılan tohum miktarı 18-20 Kg olarak belirlenmiştir. Böylece kök ve kök boğazı hastalıkları ile tarlada ürünün yatması engellendiği gibi kaliteli buğday ürünü de sağlanmış olacaktır.

            Özellikle aşırı miktarda azotlu gübre kullanmaktan kaçınılmalıdır. Bu önerilerle birlikte ekimden hasada kadar diğer kültürel faaliyetlere de dikkat edilmelidir. Sonuç olarak tahıl üretim alanlarında yaygın şekilde görülen Sarı Cücelik Virüs Hastalıklarına karşı mücadelede en etkili yol; geç ekim (Kasım ayı) ve yöreye uygun çeşit seçimidir. Bunun yanı sıra diğer mücadele yöntemlerinin de usulüne uygun yerine getirilmesiyle etkili bir üretimin gerçekleştirilmesi, üründe verim ve kalitenin artışını sağlayacaktır.


Yükleniyor

Yükleniyor

Yükleniyor



YAZARLAR