Osmanlı Geleneği Bu Okulda Yaşatılıyor!

Minikler Bed-i Besmele ile okumaya başlıyor

Kırşehir Haberleri 18 Eylül 2019 17:02
Osmanlı Geleneği Bu Okulda Yaşatılıyor!
-A +A

         Kırşehir merkezde başarıları ile adından sıkça bahsettiren Kırşehir Ömer Halisdemir İlkokulu, bir Osmanlı geleneği olan Bed-i Besmele Töreni ile yine gönülleri fethetti.
         Geçtiğimiz Salı günü saat 15.00'da başlayan Bed-i Besmele Töreni'ne Okul Müdürü Özgür Kurudal, öğretmenler, öğrenciler ve veliler katıldı.
         1. Sınıf A, B, C ve D Şubelerinin hadis-i şerif, İslamın Şartları, Dua, Ayet ve surelerini ezbere okuduğu törende Okul Müdürü Özgür Kurudal şu ifadeleri kullandı: " Adına; çocuğa ilk defa besmele öğretildiği için “Besmeleye başlamak” manasına gelen “Bed‘-i Besmele” veya “Bed‘-i Besmele Cemiyeti” denildi.
         Tören sırasında âminci çocukların işaret edilen yerlerde,  sık sık “Âmin” sedalarıyla töreni renklendirdiklerinden dolayı da “Âmin Alayı” denildi. Okul hayatına ilk adımın atıldığı bu törene bundan dolayı “Mektep Cemiyeti” de denildi. Tören sırasında yapılan dualardan dolayı “Dua Cemiyeti” veya “Dua Alayı” olarak da isimlendirildi. İsmi ne olursa olsun, günümüzdeki okuma bayramlarına benzer bir fonksiyona sahip olan bu “Bed’-i Besmele” veya “Âmin Alayı” merasimi kültürümüzün zenginliklerinden biridir.  Osmanlı’nın eğitime ve öğretmene verdiği önemin bir göstergesi olan Bed’-i Besmele törenleri, çocukların okul korkusunu giderme, onlara okuma isteğini aşılama gibi önemli pedagojik amaçlar taşıyan ve bugün zaman zaman hatırlatılmaya çalışılan ama maalesef unutulmuş bir geleneğimizdir. Şimdi gelin hep beraber o dönemlere bir yolculuk yapalım ve bir “Âmin Alayı” merasimine biz de hatırlamak ve hatırlatmak için katılalım."
         Çınar Kırşehir Haber Merkezi'nin derlediği bilgilere göre geçtiğimiz yıl da gerçekleştirilen bu tören ile çocukların kendini rahatça ifade etme imkanı buluşu da gözlerden kaçmıyor. Topluluğa hitap etme yeteneğinin yanı sıra okula besmele ile başlayarak gelenek ve göreneklerimizi de öğrenme fırsatı yakalıyor.
         Peki miniklerin ve velilerin büyük ilgi gösterdiği okul müdürü ve öğretmenlerin büyük itina ile hazırladığı bu törenin içeriğinde neler var? Bu konuyu siz değerli Çınar Kırşehir Gazetesi ve kirsehirhaber365.com takipçileri için araştırdık. İşte Kırşehir Ömer Halisdemir İlkokulu'nda yaşatılan ve miniklerin okula besmele ile başlayarak başarılı olmalarını amaçlayan Bed-i Besmele Töreni şöyle:
" İlk mektebe yani ilkokula çocuklarının dördüncü yaşının dördüncü ayının dördüncü gününde başlamalarına ebeveynler tarafından özen gösterilirdi. Ancak buna bazı insanların riayet etmediği de olurdu; çocuklar beş-yedi yaşları arasında da mektebe başlayabiliyordu. Ama çocuğun 4 yaş, 4ay, 4 günlük olmasına da ayrı bir önem verilmekteydi. Günümüzde yapılan araştırmalar, 3 yaşındaki bir çocuğun, ayrı dili diksiyonlarıyla beraber öğrenip konuşabilecek zekâ ve hâfıza kuvvetine sahip olduğunu göstermektedir. Çocuklardaki bu kabiliyet, zamanla azalmakta ve 20 yaşına ulaşan bir genç, kapasitesinin beşte dördünü kaybetmektedir. Bu gerçeğin ta o zamanlar farkında olan ecdadımız “ağaç yaşken eğilir” misali çocuğu bizlerin bebek diye nitelediğimiz dört yaşında eğitime almaktaydı. Üstelik böyle bir eğitimi aile, akraba ve komşuların hep birlikte iştirak ettiği bir merasim eşliğinde bir düğün töreni gibi yaparak çocukların güzel hâtıralar eşliğinde büyük bir coşku içinde Kur’ân-ı Kerim ile tanışmasını sağlarlardı.
         “Âmin Alayı” merasiminin ilk defa ne zaman ve nasıl başladığı, kesin bilinmemektedir. Ancak “Âmin alayı” genellikle uhrevî gayeler güdülerek kandillerde veya pazartesi, perşembe günleri düzenlenmiştir. Bu merasimin, uğursuz sayıldığı için Safer ayına denk gelmemesine özen gösterilirdi. Çocukların ilk mektebe başladıkları okullar Osmanlı’da çocuğun bulunduğu mahallede ve hemen her cami ve mescidin yanında veya yakınındadır. Bu okullar devlet veya iyi yâd edilme ve sevap kazanmaya vesile olması maksadıyla hayırseverler tarafından inşa edilmiş ve bunların hizmetlerinin devamı için de gelir kaynakları vakfedilmiştir. Yüksek kubbeli tavanları olan bu mektepler ekseriyetle taştan yapıldıkları için “taş mektep” ismiyle anılmıştır. Ancak halk arasında “mahalle mektebi” şeklindeki tabirin kabul gördüğünü söyleyebiliriz. Resmî vesikalarda “Sıbyan Mektepleri” olarak geçen bu mektepler, sık olmamakla beraber  “mahallât mektebi” şeklinde de ifade edilmiştir. Genelde bu mekteblere bir kaç ayak merdiven çıkılırdı. Kapı yanında bir abdesthane, dört beş desti, bir maşrapa ve ayakkabıların konduğu göz göz raf bulunurdu. Büyük bir odadan ibaret dershanenin bir köşesinde hocanın makamı önünde iki ayaklı, üzeri düz bir rahle dururdu. Öğrencilerin yazı yazıp okudukları rahleler, kilim parçası, post, minder gibi muhtelif birer kişilik oturacak eşyalar da mekteplerin olmazsa olmazıydı. Mektepler herhangi bir evin müştemilatına benzer unsurlar taşırlardı. Genellikle alt katta iki oda, bir sofa, üst katta bir oda, matbah, sofa önünde selamlık, suyu dört ayrı yerden gelen bir havuz, bir tuvalet ve çevresi meyveli ağaçlarla donatılmış bir bahçe vardır.  Bütün bu hususlar dikkate alınınca, kubbeli bölüm hariç, bu binaların birçok yönüyle evlere benzedikleri söylenebilir. Âmin Alayı Hazırlıkları
          Evlerde Âmin Alayı hazırlıkları bazen birkaç ay, bazen de bir yıl öncesinden başlanırdı.  Öncelikle Mahmutpaşa Çarşısı’nda veya Kapalıçarşı’da alışveriş yapılarak, çocuğun kıyafetleri ve okulu için gerekli olan ne varsa alınırdı. Bu arada hocaya, kalfaya ve diğerlerine de verilecek hediyelerin de alınması ihmal edilmezdi. Aile zenginse kendi çocuğunun yanı sıra aynı yaşlarda ama maddi sıkıntılar nedeni ile henüz okula başlatılamamış o mahallenin çocuklarından duruma göre bir veya ikisinin de ihtiyaçları da görülürdü. Bir de o merasim günü verilecek ziyafetin malzemeleri de uzayıp giden bu alışveriş listesinin içinde yer alırdı.
         Çocuğun annesi veya ailenin en marifetli kadını hangisi ise, çarşıdan aldığı veya sandıktan çıkardığı genellikle kadife atlas ama pelüş, gezi bir kumaş parçasından da olabilen müstakbel mekteplinin cüz kesesini biçer, diker, işler, hazırlardı. Bunu hazırlamaya vakit bulamayanlar veya dikişten-nakıştan anlamayanlar bu keseyi,  bu işi kendilerine meslek edinmiş erbaplarına diktirtirdi. Bu çanta vazifesi görecek cüz kesesini işleyen ayrı bir meslek grubu vardı. Sırmacılık ve işlemecilik yapan bu meslek erbabı da cüz keselerini sarı kılâptan ip veya kumaşlarla ve sırmayla işleyip, gümüş pullarla süslerlerdi.  Ailenin maddi durumuna göre bu işlemeler farklılık gösterirdi, bazılarında mücevher bile olurdu. Sıra çocuğun mektepte oturacağı mindere gelirdi. Bu minder, kadife, atlas, canfestan ve ipekli gibi kıymetlice bir kumaştan yapılmış o zamanın tabiriyle murabba‘ yani kare veya müdevver yani yuvarlak gösterişli bir minderdi. İçleri yün, pamuk, kırpıntı, kuş veya tavuk tüyü ile doldurulurdu.  Böyle bir minderi yapmak için de yine ailede bu işe eli yakışan bir hanım bu vazifeyi üstlenir, ya da bu işi yapan meslek erbaplarına, yani hallaçlara, döşemecilere başvurulurdu. Maddi durumlara göre bu minderler de şatafatlı ve yumuşak olurdu.
         Mektep çocukları yeni baş1ayacak olan çocuğu alarak tekrar ilahilerle yola düzülürdü. Bu rengârenk ve ilahilerle pür ahenk, “Âmin!” sesleriyle geçtikleri sokakları çınlatan bu âmin alayının mürur ettiği cadde ve sokaklardan geçenler durarak hayranlıkla seyrederlerdi.  Kahvehanelerde oturanlar kalkar, dükkânında çalışanlar işini bırakarak kapının önüne çıkarlardı.   Evinde bulunanlar işini gücünü terk ederek ya pencereden ya şahnişinlerden sarkarlar ya da pencerenin önündeki kafesin arkasına koşar, yaşlı ama mutlu gözlerle, dudaklarında manevî bir tebessüm ve dualar, maşallahlar okuyarak alayın güzârişini seyrederlerdi. Alayı böyle heyecanlı ve duygu yüklü seyredenlerin hiçbiri bulunmazdı ki henüz mektebe gitmeyen evladının böyle bir alayla okula gidişini temenni etmiş olmasın. Aynı şekilde alayı izleyen yavrucaklarda da kendinin de öyle bir araba ile dolaşarak mektebe gitmek istediği uyanırdı.
         Bu şekilde önceden belirlenmiş bir güzergâhta dolaşan alay, bütün halkın dikkatini çekerdi. Bu kortej, evin çevresindeki sokakları, çarşıyı, meydanı dolaşarak en uzun yoldan ağır ağır ilerler, arada “Âmin!”ler için dururdu.  Eğer çocuk bir şeyhin çocuğuysa, şeyhin tarikatını belli eden sancaklarla, şeyhin dervişanı da alaya eşlik eder, kudüm ve halile çalınır, zikirler çekilirdi.
     Kırşehir'de Ömer Halisdemir İlkokulu'nda yaşatılan bu geleneğin törenini düzenleyen başta Okul Müdürü Özgür Kurudal olmak üzere tüm eğitimcilerimize ve öğrencilerimize teşekkür ediyor ve başarılar diliyoruz.
 
 


Kaynak : Çınar Kırşehir Haber MERKEZİ

Print
Yorum Yap
Yorumunuz
1000

Henüz yorum yapılmadı,
İlk Yorum yapan siz olun...

Facebook Yorumları
Anket

Dikkat Çekenler
Yazarlar
Duyurular
Linkler
Arşiv
Günlük Gazeteler
Oku
Ziyaretçi Defteri
Hava Durumu
Hava Durumu
Yükleniyor...
E-Gazete
/Resimler/Editor/images/19%20Ekim%20Cumartesi%20-1.jpg
Facebook Twitter
2014 Kırşehir Haber 365 - tüm hakları saklıdırHaber Scripti Haber Yazılımı