Konuralp USTA


15 Temmuzun Kültür ve Edebiyatımıza Yansımaları


Bırak beni haykırayım ,susarsam sen matem tut,
Unutma ki şairleri haykırmayan bir millet,
Sevenleri toprak olmuş öksüz bir çocuk gibidir.
         Yüzyılın ihanetinin yüzyılın zaferiyle neticelendiği darbe ve işgal girişiminin sene-i devriyesindeyiz. Bir gecenin asra bedel olduğu zaman diliminde kazanılan muhteşem bir zaferdi 16 Temmuz sabahı. Savaş uçaklarına, tanklara karşı elinde bayrağı ve kalbindeki imanıyla ölüme meydan okuyan şehitlerimiz, Hz. Peygambere komşu olmanın bahtiyarlığını yaşama şerefine nail oldular. Ne mutlu onlara. Rabbim cümlesinden razı olsun. Gazilerimizin yiğitliğini kelimeler tasvirde kifayetsiz kalıyor. Asil mücadelenin kahramanları asırlar sonrasında nesillerin iftiharla yad edecekleri bir miras bıraktılar.
         Milletlerin hayatında , dönüm noktası mesabesinde olan hadiseler vardır. Bu hadiseler, bazen tarihin akışını değiştirir. Yeni bir dirilişin ve uyanışın teşekkülüne zemin hazırlar. 15 Temmuz akşamında milletimizi ve memleketimizi yok etmeyi amaçlayan hain darbe girişimi sonrasında milletimizin ortaya koyduğu mücadele, evlad-ı fatihanın ferasetini, yiğitliğini dosta düşmana bir kez daha göstermiştir.
15 Temmuz'da milletimizin darbe teşebbüsüne karşı ortaya koyduğu direniş destanını ve akabinde gelişen hadiseleri asla unutmayacağız. Gelecek nesillere bunu unutturmamanın yolu tarih, kültür, sanat ve edebiyat vadisinde kaleme alınacak eserler marifetiyle mümkündür.
         Bir işgal ve imha operasyonu olan 15 Temmuz hain darbe girişimi, kültür ve edebiyat dünyamıza yansımaları bakımından üzerinde dikkatle durmayı gerektirir. Bu nazarla bakıldığında , 15 Temmuz akşamında milletimizin mücadelesinin, kahramanlığının mütefekkirlerimizin düşünce imbiğinden süzülen muhteşem eserlerinde vücut bulduğuna şahit oluyoruz. Milletimizle aynı hassasiyetleri paylaşan şair ve yazarlar, kaleme aldıkları eserlerde, Çanakkale ruhunun devamı niteliğinde olan 15 Temmuz ruhunu yansıttılar. Yerli ve milli duruş sergilime erdemini gösteren yazarların kaleme aldığı eserler, şüphesiz zihin ve gönül dünyasının inşasında/imarında hayati bir role sahip.
         Evet, sene-i devriyesinde hain darbe kültür, edebiyat ve düşünce dünyamızda nasıl yer aldı? Muhtelif bakış açılarının tezahürü olarak ortaya çıkan eserler, sahibinin sesi olarak nev-i şahsına münhasırdır. Geçen zaman içinde kaleme alınan eserler, 15 Temmuz işgal ve imha amaçlı darbe girişiminin içtimai hayatımızda açtığı yaraları, insanımızın manevi dünyasındaki tahribatı bütün yönleriyle ortaya koymaktadır. Yaşanan vahim hadisenin birinci yıldönümünde kaleme alınan eserlerin sayısı arzu ettiğimiz düzeyde olmasa da gelecek için umut vaat etmektedir. 15 Temmuz gecesi yaşlısıyla, genciyle, esnafıyla işçisiyle toplumun her kesiminin katıldığı bir soylu direniş; ardından günlerce devam eden Demokrasi Nöbetleri ve 7 Ağustos'ta Yenikapı Ruhu'yla birlikte gelen o kutlu diriliş, büyük bir toplumsal hareketi ortaya çıkardı.
         Bu vesileyle şu hususu ifade etmekte fayda mülahaza ediyorum. Edebiyat, sanat ve düşünce dünyasının, toplumsal hafızamızdaki darbelere karşı refleksini, reaksiyonunu daha da pekiştirmesine, diri tutmasına ihtiyaç var.
         Tarihi zaman içinde yaşanan hadiselerle ilgili olarak yazılan eserler, o döneme ayna tutar adeta.
         Mesela 12 Mart Muhtırası'nı; Erdal Öz'ün "Yaralısın", Sevinç Çokum'un "Zor" adlı eserlerinde okuyabiliyoruz.
         Edebiyata daha sonraları yansıyan, 12 Eylül Darbesi; Adalet Ağaoğlu'nun "Hayır"ında, Samim Kocagöz'ün "Mor Ötesi"nde yer alıyor.
         15 Temmuz darbe ve işgal girişimi sonrasında Bahadır Yenişehirlioğlu’nun kaleme aldığı “Kara Güneş”, 15 Temmuzdaki hain darbe girişimi sonrasında kaleme alınan ilk roman olarak ihanetin perde arkasını dikkatlere sunmaktadır. Yazar romanında yıllar önce dönmeye başlayan ihanet çarkının psikolojik, sosyolojik ve manevi boyutunu gözler önüne seriyor. Roman vadisinde bu bağlamda yazılan bir diğer roman Haluk Özdil’e ait.
         Haluk Özdil, “Reis’in Altı Saati“ adlı tarihi romanında Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan ve ailesinin darbe akşamındaki dirayetli, kararlı ve milletimizi darbeye karşı meydanlara davet eden liderliğini ve yaşadıklarını gözler önüne seriyor.
15 Temmuz sonrasında çok sayıda şiir yazılmıştır. Münferiden verilen mücadeleyle mütenasip olan çok güzel şiirler mevcut. O şiirleri okuduğumuzda, tanklara karşı cesurca, onurlu bir duruş sergileyen kadınları, kurşunlara göğüs geren gençleri, torunuyla birlikte sokağa çıkan dedeleri, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın dik duruşunu ve bir çağrısıyla milyonların sokağa dökülmesini, ezanlarla, salalarla ve dualarla Allah'a sığınan bu toprağın çocuklarına, Ömer Halis Demir gibi vatan evlatlarının kahramanlıklarına şahit oluyoruz. Erol Olçok'un, Halil Kantarcı'nın, Mustafa Cambaz'ın yiğitliğini, cesaretini yüreğimizde hissediyoruz.
         Tiyatro ve hikaye türünde 15 Temmuz darbe ve işgal girişimini konu edinen eserler kaleme alınmıştır. Yerli ve milli damardan beslenen kalem erbabının kaleme aldığı eserler, milletimizin duygu ve düşüncelerine, hissiyatına tercüman olmuştur. Bundan dolayıdır ki milletimizle aynı istikamete bakan kalem erbabının eserleri insanımızın teveccühüne mazhar olmaktadır.
         15 Temmuz sonrasında, geçen zaman içinde işgal ve imha planını konu edinen araştırma ve inceme mahsulü olan önemli sayıda kitabın yazıldığını da ifade etmek gerekir. Söz konusu eserler meselenin sosyolojik, psikolojik, siyasi tarih ve medeniyet değerlerimiz nokta-i nazarından durumuna temas etmektedir.
         15 Temmuz ile ilgili olarak gelecekte pek çok roman, hikâye, şiir vb. edebiyatımızın çeşitli türlerinde eserlerin yayınlanacağı kanaatindeyim. Bu noktada yazılan eserler kalıcı olmayı başarabilmelidir. Bu eserlerin gerçekle kurduğu ilişki, olayların tarihi akışı, edebi değerinin kalitesi, dil ve üsluba kadar birçok konu önem taşıyacaktır.
         Bir diğer konu da dergiler. Dergilerin 15 Temmuz başarısız darbe teşebbüsüne karşı duruşları sağladı. Özellikle CF, Cins, İtibar gibi dergilerin darbeye karşı çıkardıkları özel sayıları oldukça önemliydi.
         Temennim odur ki, 15 Temmuz ruhu hakkıyla kültür ve edebiyattaki yerini alsın. Bu ruh; imanı, kahramanlığı, millet olmayı, vatan sevdasını en güzel şekilde okumayı, anlamayı ve anlatmayı sağlayacaktır.
         Aydınların ve sanatçıların bu dönemde göstereceği tutum ve tavırda "ben"den ötede "biz" kavramı olması gerektiği asla unutmamalıdır.
         15 Temmuz'u yazmayı bilmeyen, o kahramanlık destanını, o direniş kavgasını anlamayanlar istediği kadar büyük yazar, sanatçı, aydın olsun, küçük hesapların adamı olduğu müddetçe millet vicdanında karşılığını bulamayacaktır.
         15 Temmuzun yıldönümünde iman dolu göğsünü siper eden şanlı şehitlerimizi rahmet ve minnet duygularıyla yad ederken gazilerimize de acil şifalar diliyorum.