Mehmet DEMİR


Eğitimde Vicdan ve Aklın Önemi


Eğitim, insanın temel ihtiyaçlarından biridir. En güzel şekilde yaratılan insanın dünya alemine gönderilirken donanımlı gönderildiği aşikardır. Bünyesinde taşıdığı akıl, kalp, vicdan, ruh ve hayal gibi duyguları eğitim ile mükemmel hale getirmektir. Yetenekleri ve hisleri aldığı eğitim ile şekillendiği, zararlı veya yararlı hal aldığı görülebilmektedir. Kitaplarımızda neden vicdan akıl ve ön plana çıkarılmıştır diye soracak olursak bunun izahı şöyledir: “Vicdanın ziyası ulumu diniyedir; aklın nuru fünun-u medeniyedir, ikisinin im, tizacı ile hakikat tecelli eder.”
Asrın tefsirinde bu ibare geçmektedir. Osmanlıca yazılan bu cümle kalıbını saygımdan dolayı hiç bozmadım. Manasına gelince:
Vicdanı aydınlatan, ışıklandıran din ilimleridir, aklı aydınlatan, ışıklandıran da fen ilimleridir. İkisinin birleşimi ile gerçekler ortaya çıkar denilmektedir. Bugünkü sıkıntının ana temeli bu kavramlardır. Fen ilmi ile din ilmi birbirine yabancılaştırılmış konumda görülüyor.Bu bir proje olsa gerek, yani ilim ile feni çatıştırmak isteyenler böyle bir yolu seçmişlerdir. Mülkün sahibini tanımadan yaşamak, yani Allah’ı tanımamak ona iman etmemek vicdanı köreltir, zulüm ve merhametsizliğin ortaya çıkması da kaçınılmazdır.
Fen ve ilahiyat ilimleri bu iki temel kavramın çalıştırılması ve kullanılması ile alakalıdır. Şöyle ki; aklı bozulmuş akılsız insan nasıl güvenilir değilse, vicdanı bozulmuş zalim insanın da öyle güvenilir olmadığını anlamak zor olmasa gerektir. Bir insan yalnız fen ilimlerini okursa aklı mükemmel gelişir, çevresine faydalı hal aldığı gözlemlenir. Fakat bunun yanında din eğitimini almadığı için dindar kesime karşı gerici ve yobaz değerlendirmesini yapabilir ki bu hem çirkin hem de toplumsal barışı bozan tehlikeli bir durumdur.
Diğer bir cepheden bakıldığında din eğitimini alan bir şahıs vicdanı aydınlanır, merhametli olma durumunu alır. Fakat, fen ilmini okuyan kesime karşı dinsiz değerlendirmesi yaparak toplum hayatında kargaşa ve bozgunculuk çatışması ortaya çıkar ki bu durumdan hainler istifade ederler. İşte alimler bu tehlikeyi gördükleri içindir ki; fen ilimlerini okuyanlar bunun yanında dinlerini de öğrensinler isterler ve dindar çevreye karşı olumlu tutum elde etmiş olurlar. Bu sayede vicdanlarını da aydınlatmış ve eğitmiş olurlar. Diğer taraftan din ve ilahiyat ilmini okuyanlar beraberinde fen ilimlerini de tahsil etseler akıllarını aydınlatmış olurlar. Bu sayede ilim ve din çatışmasını ortadan kaldırmış olurlar. İzahı tarih süresince yapılagelmiştir.
Uçan varlıklar iki kanatlıdırlar. Eğer kanadın birisi kırık olursa uçması mümkün değildir. Bu bir mantık izahıdır. İşte bir insanı kuşa benzetirsek kanadının birine din ilmi, diğer kanada ise fen ilmi denilirse ülkede barış olur, o insan mutlu olur, huzurlu olur demektir. Yani fen ilimleri ile din ilimlerini beraber okuyup kendisi ile barışık hale gelen bir insan ve toplum modeli ortaya çıkacaktır.
Bir millet ki hem din ilmini hem fen ilmini okullarında beraber okutursa toplumsal barışı sağlamış olmaz mı? Dış güçlerin oyun ve tuzaklarını bu durumu ile bozmuş olmaz mı? Yani okunan ilimler hem kalbi hem de aklı aydınlatan ilim olmalıdır ki o insan hem çevresine hem ailesine vatan ve milletine karşı iyi niyetini muhafaza etsin. Dünya fikir adamları da bu görüşle azami şekilde ilgilenmiştir. Misal olarak Einstein: “Dinsiz bilim topal,  bilimsiz din kördür” diyerek İslam alimleri ile aynı gerçeği paylaşmıştır.
Peygamberler iki kanatlıdırlar. Hem ilim sahibidirler, insanları ilim ve bilime teşvik etmişlerdir, hem de amel sahibidirler ki ümmetlere Allah’ın emirlerini anlatmışlardır. Peygamberimiz Muhammed (SAV) getirdiği dinin de ilim ile ilgili binlerce hadis-i şerif ve yüzlerce ayet-i kerime vardır. Bunlardan birer örnek verirsek: “Hiç bilen ile bilmeyen bir olur mu?” (Zümer Suresi 9. Ayet-i Kerime). “Allah sizden inananları ve kendilerine ilim verilenleri derecelerle yükseltir” (Mücadele suresi 11. Ayet). Hadislerde ise “Kim ilim tahsil etmek için bir yola girerse, Allah o kişiye cennetin yolunu kolaylaştırır.” (Müslüm 39).
Bunlar denizden birer damladır ama okunana ve okutulan ilimler insanlığa faydalı olmalıdır. Kişiye ve ülkesine faydalı ilimler tahsil edilmesi temennimizdir.
Son zamanlarda okullarımızda Kuran-ı Kerim dersinin konması, din derslerini yanında Siyer-i Nebi derslerinin isteğe bağlı olarak konması tam isabet bir karardır. Bunların mecburi hal olarak genişletilmesi kişiye ve  insanlığa büyük bir hizmettir diye düşüncelerimizi ilan ediyoruz.
MÜKAFATLARI VEREN YALNIZ YÜCE ALLAH’TIR.