Muhammed Emin Hekimhan


KALEMİMDEN DAMLALAR DAVA ADAMI


Bu yazımda Yavuz Bahadıroğlu’nun ‘Avukat Bekir Berk’ romanından yola çıkarak örnek idealist insan olarak bir dava adamını anlatmak istiyorum. Bekir Berk, 1948 yılında Kalkınma Gazetesi'nde dile getirdiği 'örnek insan' kavramını tarif etti. Tarifi bugün için de geçerli: 'Olduğu gibi görünen, söylediği gibi yaşayan, özü, sözü bir, hırs-ı cahla (Dünyevî hırsla) değil, vatan-millet aşkıyla çırpınan, haksızlığa kükreyen, zulme karşı şahlanan, omuzunun üstünde eğilmeyen bir baş ve lekesiz bir alın taşıyan...' Bekir Berk, sık sık teslimiyetçi ruhları uyandırıp mücadele alanına çekme ümidiyle kaleme sarıldı: 'Yaşamak için mücadele ediniz! Şeref ve haysiyetinizi korumak, hakkınızı çiğnetmemek, dâvanızı gerçekleştirmek, imanınızı yaymak için mücadele ediniz! Hakkın zaferi, adaletin tahakkuku için mücadele ediniz!' 'Kuvvetinden başka büyüklüğü olmayan müstebitler karşısında kükreyiniz ve şahlanınız! Boynunuz kırılsın, fakat eğilmesin! 'Alnınız kanlansın, fakat lekelenmesin! Köpek gibi yaşamaktansa insan gibi ölünüz! 'Orduların bayrağın gölgesinde, dâvâların fedaîlerin izinde yürüdüğünü unutmayınız. 'Haklı fakat zayıf olanların müdâfiî, kuvvetli fakat zalim olanların hasmı olunuz! 'Parayı Allah tanıyan, süflî ihtirasların pençesinde kıvranan ve saadetini başkalarının felâketinde bulanlarla mücadele ediniz! 'İnsanlıktan hayvanlığa dönüşü temsil eden; dine, aileye, mukaddesata küfreden; namus, şeref ve haysiyetten mahrum olan; herşeyi mide meselesiyle izah edenlerle mücadele ediniz! 'Kendilerinin halk için değil, halkın kendileri için yaratıldığına inananlarla; fertleri ve milletleri köleleştirmek isteyenlerle mücadele ediniz! 'Çünkü haksızlıklar karşısında susan fertlerin, emperyalistlere karşı birleşmeyen milletlerin ve Virgile Ros-sel'in dediği gibi, 'Sû-i istimallere karşı ayaklanmayan halkın hiçbir şeyden şikâyete hakkı yoktur'. Veya 'Alayla da karışık olsa, halkın göstereceği gevşeklik suçun tekrarlanmasını teşvikten başka bir şeye yaramaz.' Boşuna 'Herkes istediği muameleyi görür ve her millet lâyık olduğu idareyi bulur' denmemiş... Lâyık olmadığınız muameleyi görmek istemiyorsanız, mücadele ediniz.' (Hukuk Yolu Dergisi, 7.03.1950)
'Millet kimsenin umurunda değil. Vatan sevgisi şiirlerde kalmış. Dünya hürriyete giderken, Türkiye istibdada dönüyor. Millî hareketi canlandırabilecek kapasitede sandıklarım kendini geri çekiyor. Millî şuur felç, düşünce merkezleri uyuşuk, tecrübeli kafalar nemelazımcı. Gençlik fevri ve kapasitesiz. Tek başıma mı kaldım? Olsun: Tek başıma bile kalsam inandığım yolda yürüyeceğim.'
Elbette inanan insan, gerektiğinde kalabalıklara arkasını çevirecek ve inancının yolunda tek başına yürümesini bilecekti. 
Namık Kemal: 'Mert olan fert olmaktan korkmaz' demişti.
 'Büyük iddiası olmayanlar küçük dâvaları bile kaybeder.
' Kadere teslim olanın, mülkü Mâlikine teslim edenin ölümden pervası olur mu?
Himmeti milleti olan tek başına millettir.
'Fertçe ve toplumca köleliğe ve baskıcılara aleyhtar, bağımsızlık ve hürriyete âşık olduğumuz için komünizme düşmanız!
 
'İnsanı insan, ferdi bir milletin mensubu yapan bütün değerleri inkâr ettiği için komünizme düşmanız!
'Sınıf diktatörlüğüne taraf olduğu, ferdî mülkiyeti reddettiği, devleti zulüm âleti haline getirdiği ve insanı hayvanlaştırmaktan başka bir şeye yaramadığı için komünizme düşmanız!
'Biz, komünizme ve komünist Rusya'ya, emperyalist olduğu, Boğazlar'a, Kars ve Ardahan'a göz diktiği, milyonlarca insanı olduğu gibi, kırk milyon Müslüman-Türk'ü ezdiği için düşmanız!'…