Özcan şimşek
27.03.2020 03:48:30
Kaleminize sağlık, etkileyici bir yazı. Teşekkürler vahit bey.


Vahit Doğan


“HİROHİTO AMCA”

Çınar Kırşehir Gazetesi Köşe Yazarı


“Bugün 7 Ocak 1989 Cumartesi:  Japon İmparatorluğunun baş reisi Hirohito öldü. 87 yaşında olan Hirohito 63 yıldır imparatordu. Öldükten sonra imparatorluğu oğlu Akihito’ya devretti.”  
Köyde yaşarken ve köy okuluna, ilkokul 3. sınıfa giderken 1989 yılını kapsayan bir günlük tutmuştum. Her sayfasında; köyde, küçücük ama hayalleri sonsuz dünyamda yaşadığım her şeyi yazmıştım. Aynı yıl şehre göçtük ve günlüğümü o yıl bitene kadar yazmaya devam ettim. Ancak evimizin küçük olması ve kalabalık bir aile olmamız gibi nedenlerle günlüğümü evde kaybetmiştim. Çatı katında olduğunu tahmin ediyordum ancak oraya çıkıp aramak benim gücümü aşıyordu. Aradan 26 yıl geçtikten sonra babam çatıya çıkmış ve tesadüf eseri bu günlüğümü bulmuştu. 26 yıl sonra kavuştuğum günlüğümü elime aldığımda bir hazineye sahip olmuşçasına sevinmiştim. 
Yazının başında okuduğunuz satırlar, TRT haber bültenini dinleyen ve bu bülteni olduğu gibi ‘Günlük’ olarak tuttuğu bu deftere yazan ve Hirohito amcasının ölümüne üzülen bir çocuğa ait. Yazdıklarımı okuyunca bazen gülümsüyorum bazen de şaşıyorum; köyde yaşayan 10 yaşında bir çocuğu Japon İmparatoru Hirohito’nun ölümü neden ilgilendirsin? 
Yine o yıllarda babamın aldığı Jules Verne’nin 80 Günde Devr- i Âlem kitabında okuduğum gibi Phileas Fogg ile birlikte seyahate çıkan Paspartü’nün yerinde olmayı ne kadar çok istemiştim? Belki de balonla Hirohito amcanın memleketine giderdik. Orda Totoro’yu bile ziyaret ederdik. Totoro hâlâ yaşıyordur umarım! Belki de dili çözülür ve benimle konuşur. Kız kardeşler Mei ve Satsuki beni tanır mı acaba? Ne de olsa anneleri iyileşti ve evlerine döndü. Benim kız kardeşlerim hiçbir zaman Mei ve Satsuki kadar şanslı olamadı. Hayat bu! 
Kim bilir ben de bir gün Hirohito amcanın memleketine giderim, insan hep çocuk kalmalı, sonsuz hayalleri olmalı; gerçekleşmese bile mutlu olmaya değer. 
Dedim ya hayallerimde dünya küçücüktü. Balonla köyümden Hirohito amcanın, Totoro’nun memleketine gidebiliyordum. 
Dünya şimdi de çok küçük. Bir grip salgını dünyanın öbür ucuna bulaşıyor. Herhalde günlüğüme şunları yazardım ve Mei ve Satsuki’ye okurdum: 
“Hirohito amca, sen öleli çok şey değişti. İnsanlık yeni bir evrede. Kurulu düzen ne kadar kırılganmış. Bir grip vakasında bunu gördü insanlık. Televizyonda Amerika’nın en meşhur kanalı açık, ekranın sağ üst köşesinde ölen insanlar sayı olarak yer alıyor. Bilmem kaç bin insan! Bu sayı her dakika artıyor. İnsan ölüleri bir istatistiki bilgi yalnızca. Televizyonumda bu kez aynı yabancı merkezli ekonomi kanalı açık; bu kanalda ise ölen insan sayısı değil, borsa eğrisinin inip çıkması önemli. 
Hirohito amca; Küba’dan İtalya’ya tıbbi destek, haberi var: Komünist Küba, Avrupa’nın yüzüstü bıraktığı dünyanın en zengin ülkelerinden İtalya’ya yardım ediyor. 36 doktor ve 15 hemşire Küba’ya uçtu. Kübalı doktor şunları söylüyor: Hepimiz korkuyoruz ama yapmamız gereken devrimci bir görev var. Biz süper kahramanlar değil, devrimci doktorlarız. Korkumuzu bir kenara bırakıyoruz… Ayrıca İtalya’nın A.B. Büyükelçisi şunları söyledi: Virüs gelip geçecek, ancak geriye kayıtsızlığın ve bencilliğin kokuşmuş tohumları kalacak.
 Kapitalizm nedir Hirohito amca? Bir dolarlık kanser ilacının 13 bin dolara satılması olabilir mi?” 

*** 
Her hafta alışkanlık haline getirdiğimiz Saklı Kalan Şiirler Köşemizin bu haftaki misafiri Şükran Kurdakul. 
ARMAĞAN 
Bunca yıl çok ışık birikti avuçlarımda
Senin olsun.
Esinlen sevgi dokuyan ellerimden
Bunca yıl, şiirin, kardeşliğin, kavganın
Hasbahçelerinde yarattım bu gerçeği
Sabrım senin olsun
Aşkım senin olsun

Acıların sütüyle büyüttüğüm umutlar
Mapushane avlularında boy verdi
Dolunay menekşelendi kirli kara camlarda
Her görüşte yeniden vurulduğumuz ana evren
Özgürlüğe boyadı saksımdaki çiçeği
Senin olsun

Biz ki acılar döneminden
Ellerimizi kirletmeden geçtik
Direncim senin olsun
Sevgim senin olsun