Ramazan Kombıçak


ÖLÜM VAR

Çınar Kırşehir Gazetesi Köşe Yazarı


"Hoştur bana senden gelen
Ya gonca gül yahut diken
Ya bir hilal yahut kefen
Lütfun da hoş, kahrın da hoş!" Ağızların tadını bozan günü ve zamanı gelince bizi bizden alan. Herkesin kapısını çalan biri ecel biri ölüm. Ölmemeye çaren mi var. Gücümüz yetecek mi dur diyebilecek miyiz, hayır sade susup kalacağız, sükûtu hayale uğrayacağız. Didinip duracağız çaresiz de olsa çareler arayacak, doktor hekim koymayıp dolaşacağız. Öyle ki hiç yorulmadan hayata tutunmak için ara vermeden didinip gördüğümüz, sanki bitmeyecek gibi gözüken bize göre bir sonun geldiğini, buna rağmen çareler arayacağız. Unutacağız haşa bilimi bizi yaratanı, olmadık yerde çareler arayacağız. Hekimlerin verdiği ilaçlar, çare etmeyecek, solacak ağır ağır gül benziniz solacak, can içinde değişecek ten, şekilden şekille girecek. Bir bir solacak, bir gün kendine gelecek. Oysaki yaratan bir kulun ömrü yaklaştı mı ona bir hastalık verilir, ağzının tadı, yüzünün rengi, gözünün nuru ,daha ömrü var ise bir şey ona çare olur. Gözünün nuru vücudunun kuvveti geri kendine verilir. Bu dünyada rızkı bitti mi hepsi alınır. Ömrü biter. İşte bu bir eceldir ölümdür. Bize göre dünyanın sonudur. Ama devam eder hayat başkalarına. Biz yokuz bu hayatın içinde. Bizsiz devam eder. Bu günlerde sanki bir toz bulutu gibi kapladı dünyayı tabiri caiz ise maşrıktan, mağribe (doğudan batıya) Mevla’m verdi bir dert adı bulundu korona virüsü. Bundan bindir yüz küsur sene önce Allah’ın Resulü, taun veba hastalığını haber vermedi mi? Ne oldu da ürperdik küçücük bir mikrop, marketlerde gıda, temizlik malzemeleri maskeler. Nerde ise cuma namazına da gidemez olacağız. Oysaki bir hadiste "temizlik imandandır". Allah’ın Resulü öyle buyurmuyor mu? Günde beş defa abdest alan evinin önünden geçen sudan beş defa yıkanmış gibidir. Korku nedendir Müslümana ölmek, doğmak hâk. Ortalığı vaveylaya verip, marketleri boşaltmak neye, kara borsaya sebep olmak neye, tedbirini al gerisini Allaha bırak. Geldi ise ecel boş her şeye ne kadar, direnirsen diren boş. Birilerine mani bulma var mı kaçış. Çelik dolaplar yap, zırhlar yap içine gir nafile. Ecele çare bulsa idi ilahlık davasında bulunup nemrut, adı verilen dağa çakıl taşları ile yükseltip, ta yükseklere çıktığında ölmez idi. Ab'ı hayat suyunu bulan ölmez, dertlere derman olan hekimlerin piri lokman hekim ölmezdi. Telaşa gerek yok, tedbirini al ortalığı vaveylaya verme. Ey insan oğlu şunu iyi bilelim bize verilen ömür kadar yaşayacağız. Bir rivayete göre hayata doyulsa idi bin yıl ömür verilip elli yılını evladına bağışlayan, Nuh (as), Allahtan affını dileyip elli yılını geri almazdı. Ant olsun ki biz, Nuh'u kendi kavmine gönderdik de O, dokuz yüz elli yıl onların arasında kaldı. Sonunda, onlar zulümleri­ni sürdürürken tufan kendilerini yakalayıverdi. Fakat biz, O'nu ve gemidekileri kurtardık ve bunu âlemlere bir ibret yaptık." (Ankebut, 29/14 ve 15)“Deyin ki: ‘Biz Allah’a, bize indirilene, İbrahim’e, İsmail’e, İshak’a, Yakup’a ve torunlarına indirilenlere, Musa’ya, İsa’ya verilenlere ve (bütün) Peygamberlere Rableri katından verilenlere iman ettik. Onların hiç birini (inanmak ya da inkâr etmek konusunda)  diğerinden ayırt etmeyiz. Biz, teslim olmuşlarız.’ ” (Bakara, 136)
Yine bir hadisi şerifte "ya olduğun gibi görün ya da göründüğün gibi ol. Hal böyle iken neyi tartışıyoruz oysa ki Allah Kuranda “senin dinin sana benim dinim bana" kâfurun süresi. O kulunu yarattı kendisine de irade verdi dilediği gibi yaşamakta serbest. Herkes kendine göre temiz düzenli, dileyen dilediği gibi, kanunlar ve nizamlar çerçevesinde yaşar. Kimsede bir şey diyemez. Yine Allah bu dinleri yarattı peygamberler gönderdi. Biz Müslümanız İslam’ın hükümlerine göre diğeri de kendi inanışına göre yaşar.
Konumuz virüs olunca korunmak için birinci kural temiz ve düzenli olmak, mikrop yuvalarından uzak durmak, vatanımızın kıymetini bilip, temel gıda maddelerinde karaborsaya, fahiş fiyata sebep olmamak, için gerekli nizami sağlamaktır. Elbette veren Allah, alan Allah’tır. Biz kul olarak irademiz çerçevesi dahilinde mücadelemizi vereceğiz.  Hz. Ömer (R.A.) halifelik görevini devraldıktan sonra kendi parasıyla bir adam tutmuştu.
Bu adamın görevi her gün belirli saatlerinde Hz. Ömer’in yanına gelerek ona: “Ya Ömer Allah’tan kork, ölüm var!” demekti. Hz. Ömer (R.A.)bir gün görevliyi yanına çağırdı ve görevine son verdiğini söyledi. Bunu duyan adam Hz. Ömer (R.A.)’e: “Ya Ömer bu güzel âdetinden vaz mı geçtin?” diye sorar. Hz. Ömer (R.A.) bu soruyu şöyle cevaplar: ”Şimdiye kadar gençtim, saçım ve sakalım ağarmamıştı. Doğru yoldan ayrılmamam için bana her gün ölümü hatırlatacak, Allah’tan korkmamı tavsiye edecek birine ihtiyacım vardı. Ancak bugün aynaya baktığımda saç ve sakalımın ağardığını gördüm, bana ölümün habercisi olarak onlar yeter.”  Allah gelecek olan virüs ve mikroplardan cümlemizi korusun. Fitneden, iftiradan uzak eylesin,
Sağlıcakla kalın.