7 Kasım 2019 15:36
-A +A
Vahit DOĞAN

Vahit DOĞAN

“10 KASIM”

Çınar Kırşehir Gazetesi Köşe Yazarı

     Atatürk’ün ebediyete intikalinin 50. yılında ilkokul 3. sınıftaydım. Sınıfta paltolu, kocaman bir yağlı boya resmi vardı. En ön sırada Duran ve Ben oturuyorduk. O masmavi gözleriyle bize bakıyordu. Adeta bize şunu söylüyordu: “Köyünüz beş asırlık köy, Cumhuriyet kurulmadan önce kimse okuma yazma bilmiyordu ama o yokluklar içinde kurduğumuz devletimiz Türkiye Cumhuriyeti bu zor şartlarda okul yapmış, çeşme yapmış, yol yapmış. Sizleri bu ülkenin eşit yurttaşları yapmış…” 
     Peki biz O’nun gözlerine rahatça ve kendimizden emin bir şekilde bakarak, “Nutuk” adlı eserinde şu belirttiği hedefler doğrultusunda gidebildik mi: “Yaptığımız ve yapmakta olduğumuz değişimlerin, dönüşümlerin amacı Türk Cumhuriyeti halkını tam anlamıyla, tam biçimiyle uygar bir toplum haline ulaştırmaktır. Devrimlerin temel ilkesi budur. Bu gerçeği kabul edemeyen anlayışları yerle bir etmek zorundayız. Şimdiye kadar bu ulusun dimağını paslandıran, uyuşturan bu anlayışta bulunanlar olmuştur.”
     Atatürk’e olan saygı ve sevginin yıllar geçtikçe daha da arttığını gözlemliyorum. Geçen yıl 10 Kasım’da öyle bir kalabalık vardı ki,  bu yoğun coşku ve sevgiden dolayı yeğenlerimle Anıtkabir’in içine girememiştik. Bu yıl ise 29 Ekim’den sonra gittiğim ziyarette birçok ülkeden misafirinin olduğunu gördüm ve yine büyük bir halk kitlesi vardı.
     Aşağıda okuyacağınız hatıra, Türk Dili Dergisi’nde Atatürk’ün ölümünün 25. yılına denk gelen 1963 yılında M. Ali Ağakay imzası ile yayınlanmıştır. Ben de, pek duyulmayan bu hatırayı O’nun ölümünün 81. yılında sizlerle paylaşmak istiyorum.
                           ATATÜRK’TEN BİR HATIRA: “GAZİ PAZAR YERİNDE “
     Sakarya Savaşı’ndan sonra idi. Ilık bir güz günü. Akşehir’in Pazar yeri karınca yuvası gibi kaynıyor. Bin ağızdan bin ses. Bir aralık, ortalıktaki uğultu perde perde sönmeye başlıyor, Pazar yerini bir tapınak sessizliği kaplıyor. Yalnız, kulaktan kulağa bir fısıltı:
--- Gazi gelmiş, Gazi.
Bütün gözler mutlu bakışlarla aynı yöne dönüyor; Gazi, o ölçülü yürüyüşüyle yavaş yavaş ilerlemekte, ara sıra sergilerin önünde durup ilgilenmekte. Belli, alışverişe çıkmış, ama o, başka bir şey değil, yalnız gönül alıyor. Böylece gönül ala ala satıcı kadınların kesimine geliyor.
--- Nasılsınız bacılar?
--- Sağol Paşam, duacıyız.
Kadınlar Paşalarını özlem dolu gözlerle seyrederken kendilerini tutamıyorlar:
--- Güzel Paşam.
--- Yiğit Paşam. 
---Yiğitlerin yiğidi Paşam. 
Paşa utangaç; bu sevgi haykırışlarını durdurmak için birine soruyor: 
---Erin var mı bacım?
--- Var Paşam, cephede.
---Ya senin?
---Kanı helâl olsun, benimki Çanakkale’de kaldı.
     Gazi daha soracak, soracak ama bu yüreği yanıklardan alacağı yanıtların çoğunu şimdiden oranlıyor; Çanakkalesinden sonra Kafkası, Kanalı, Galiçyası, İnönüsü, Sakaryası hep sıralanacak, hem hiç kırgınlık taşımayan, hiçbir şey istemeyen, beklemeyen seslerle.
    Paşa, gözleri buğulanmış, bir an düşünüyor ve hemen, bu kez, evecen adımlarla, geldiği yana yöneliyor, bir kuyumcunun sergisi önünde durduktan sonra elinde bir avuç yüzükle dönüyor. 
    O gün pazardan köye dönen bacıların parmakları, Gazi’nin armağan ettiği yüzüklerle süslü, yürekleri yaşantılarının en büyük övüncü ile dolu idi.
Bir yılı doldurduğum bu köşede ‘Saklı Kalan Şiirler’ bölümümüze geldi sıra. Bu hafta unutulmuş bir halk ozanına yer veriyorum: Dadaylı Âşık Kör Hasan. Bu arada şu bilgiyi de vereyim: Daday, Kastamonu ilimizin bir ilçesidir.
DESTAN
Gayri derdimizin çoğu kalmadı,
Büyük ağızlarda köylünün adı,
Cumhuriyet bizi saydı kolladı,
Bilirik kadrini, değilik nankör.
 
Ferman padişahın, dağlar bizimdi,
Ferman da, Vatan da bizimdir şimdi,
Ata’dan her günle bir ışık indi,
Gözlerimiz nasıl açıldı bir gör.
 
Ferman milletindir, çıkmazık dağa,
Biziz sahip olan gayri toprağa,
Bizim sırtımızdan geçinen ağa
Sen kendi başına gayri çorap ör.
 
Biz gök perdesiz, perdelisi yer,
İnanın ariftir görürden körler,
Adına Dadaylı Kör Hasan derler;
Körüm ya çok şükür değilim nankör.
 
Sultanlıktan kara perde gözümde,
Cumhuriyet nuru yandı özümde,
Billahi riya yok benim sözümde;
Gönül gözüm açık beden gözüm yok.
 

Anahtar Kelimeler : Vahit Doğan,
Print
Yorum Yap
Yorumunuz
1000

Özcan şimşek

07:40 10 Kasım 2019

Elinize sağlık vahit bey. Açıkçası duygulu bir yazı olmuş. Çok beğendim.
1000
Facebook Yorumları
Dikkat Çekenler
Yazarlar
Anket

Duyurular
Linkler
Arşiv
Günlük Gazeteler
Oku
Ziyaretçi Defteri
Hava Durumu
Hava Durumu
Yükleniyor...
E-Gazete
/Resimler/Editor/images/12%20Kas%C4%B1m%20Sal%C4%B1-1.jpg
Facebook Twitter
2014 Kırşehir Haber 365 - tüm hakları saklıdırHaber Scripti Haber Yazılımı