14 Kasım 2019 15:50
-A +A
Vahit DOĞAN

Vahit DOĞAN

“GARİP”

Çınar Kırşehir Gazetesi Köşe Yazarı

     Makedon şair Radovan Pavlovski şiiri şöyle tanımlıyor: “İktidarlar, devletler ölümlüdür. Şiir ölümsüzdür. Biçim olarak şiir ölmeyen bir öğedir. Devletler ölür gider ama şiir ebedi olarak yaşar…”  
     Şiir yaşadığına göre müellifi olan şair de yaşıyor demektir. 800 yıl önce yaşamış bir Yunus Emre’yi, 2.500 yıl önceki bir Mısır şiirini okuyorsak Makedon şaire hak vermemek elde değil. 
     Benim için iki ‘Garip’ var: Biri 2012 yılında kaybettiğimiz Neşet Ertaş, diğeri de 10 Kasım 1950’de Ankara’daki bir belediye çukuruna düşen ve 14 Kasım 1950 tarihinde beyin kanaması sonucu ölen Çağdaş Türk şiirinin ustalarından, 'Garip Hareketi' ile bir döneme damga vuran, Türk şiirine yeni bir soluk getiren, şiiri halkın anlayacağı seviyeye indiren, günlük konuşma biçimlerini biraz da mizah katarak ifade eden Orhan Veli… 
     İkisinin de yolları hiç kesişmese de dış âlemde insanları eğlendiren, iç dünyalarında ise fırtınalar kopan iki ‘Garip’: Biri şiirleriyle, diğeri sazının teli ile… İkisinin de kıymeti ölünce anlaşıldı. 
     ‘Garip Hareketi’ nedir? Bu soruya cevabı Orhan Veli ve Oktay Rifat’la birlikte bu akımın diğer temsilcisi olan Melih Cevdet Anday veriyor: “1940’ta iki arkadaşımla beraber şiirde o güne kadar yapılmamış bir şey yaptık. O şiirlerimiz o kadar alaya alındı ki, kitabın adını bu yüzden ‘Garip’ koyduk. Ne garip şeyler bunlar diye! Hiç kimse onların şiir olduğunu kabul etmedi.”   
     Ülkemizin ilk Kültür Bakanı, aynı zamanda A.B.D. Princeton Üniversitesi Türk Dili Edebiyatı ve Tarihi Profesörü olan Talât Sait Halman, Orhan Veli’nin; 1940’larda öncülüğünü yaptığı yeniliklere benzer gelişmelerin Amerikan şiirinde ancak yirmi yıl sonra – 1960’larda- başladığını belirtmiştir.  
     “O, ecdadımızın ‘efendi’ diye hüviyetlendirdikleri mütevazı, müeddep, nâzik, nezahetperver ve günden güne sayıları eksilen insanlardandı. Ve bunun içindir ki bir kahraman gibi birçok insanı ardından sürükleyip götürmüştü. Meclisine, neş’esine, bezmine doyum olmaz, vefasına, insanlığına ulaşılmazdı.” (M. S. Çapanoğlu) 
     Orhan Veli’nin anne ve babasına olan aşırı saygısını anlatan bir olayı kız kardeşi Füruzan Yolyapan şöyle belirtiyor: “Babamın yanında hiç sigara içmezdi. Bunu bir kez bile denemedi. Ölümünden birkaç gün evvel soğuk bir kasım günü sigara içmek üzere balkona çıkmıştı. Ben hemen arkasından koşmuştum. Dedim ki; senin içki içtiğini de, sigara içtiğini de babam biliyor. Niçin burda, bu soğukta içiyorsun, hasta olacaksın, gel içeride sigara iç, bu aşırı saygıya da son ver, dedim. Orhan dedi ki; ‘Sigarayı içmek başka şey, babamın bunu bilmesi başka şey. 70 yaşında adam, üç günlük ömrü kaldı, değer mi 70 yaşındaki bir babayı, üç günlük ömrü kalmış bir babayı bir sigara için kırmak!’ Bu olaydan birkaç gün sonra kendisi öldü.
     Şu okuyacağınız satırlar O’nun sağlığında, 1949 yılında Vâlâ Nureddin tarafından Akşam Gazetesinde kaleme alındı: “Birçok şair, baltalara sap olurlar. Böylece de, şairliklerini yonta yonta kuşa döndürürler. Orhan Veli, muhasebecilik gibi, matbaa müdürlüğü gibi, hâttâ gazete fıkracılığı gibi alelâde baltalara sap olmamakta inad ve temerrüd göstermek suretiyle, şairlik vasfını, çentiksiz çüntüksüz öz baltasından şimdiye kadar korudu. 
Bununla beraber;
Yazık olmadı Orhan Veli Efendiye.
Orhan Veli üstad, maddi hüviyetinden, konforlu hayatından, sanat namına fedakârlık etmek suretiyle, süfli işlerde çalışmak üzere, Olimpos dağından biz fânilerin arasına tenezzül etmemiştir. XX. Asrın ortasında, şu badireli İstanbul şehrinde, bir İlkçağ çobanı hayatı yaşıyor. Bulursa yiyor, bulmazsa yemiyor; fakat taayyüş ettiği meyvalar, ancak çelimsiz şiir ağacında gelişmiş birkaç ufak varidattır. O müesseseye kitap satıyor, beriki müesseseye şiir yazıyor. Gandhi’nin, sıska keçisinden süt emmek suretiyle yaşama gayreti, Orhan Veli’nin manzume yazarak yaşama gayretinden daha çok mucizeli değildir.“ 
     Orhan Veli’nin Fransız şair François Villion’dan çevirdiği “Asılmışların Baladı” şiiri:
Olmayın bu kadar katı yürekli
Ey dünyada kalan insan kardeşler
Allah da sizlerden razı olur belki 
Sizler acırsanız bizlere eğer
 
Dünyada herkes akıllı olmaz ya
Biz de böyle olmuşuz neyliyelim
Madem alnımıza yazılmış ölüm.
Bu haftaki saklı kalan şiirimiz, Orhan Veli’nin ölümünden sonra O’na ağıt yakan arkadaşı Halim Şefik Güzelson’a ait:
OTOPSİ (Orhan Veli’ye Ağıt) 
Morgta açılınca kafatası
Doktor beyler beyin gördüler
İndirince ten kafesine neşteri
Doktor beyler yürek gördüler
Yürekte ne gördüler derseniz
Yürekte memleket gördüler
Dünya gördüler
Bir de dost gördüler
Ama bu işte doktor beyler
Doğrusu geç kaldılar
Çok geç kaldılar.

Anahtar Kelimeler : Vahit DOĞAN,
Print
Yorum Yap
Yorumunuz
1000

Henüz yorum yapılmadı,
İlk Yorum yapan siz olun...

Facebook Yorumları
Dikkat Çekenler
Yazarlar
Çok Okunanlar
Çok Yorumlananlar
Gözün Aydın Kırşehir!

Gözün Aydın Kırşehir!

17:00 27 Kasım 2019
Yine Tarih Yazdı!

Yine Tarih Yazdı!

09:10 7 Aralık 2019
10 Parmağında 10 Marifet!

10 Parmağında 10 Marifet!

14:36 2 Aralık 2019
"Çine" zulayı patlattı!

"Çine" zulayı patlattı!

14:09 21 Kasım 2019
Anket

Duyurular
Linkler
Arşiv
Günlük Gazeteler
Oku
Ziyaretçi Defteri
Hava Durumu
Hava Durumu
Yükleniyor...
E-Gazete
/Resimler/Editor/images/12%20Aral%C4%B1k%20Per%C5%9Fembe-1.jpg
YARIŞMA
Facebook Twitter
2014 Kırşehir Haber 365 - tüm hakları saklıdırHaber Scripti Haber Yazılımı