16 Mayıs 2019 14:55
-A +A
Vahit DOĞAN

Vahit DOĞAN

“Saklı Kalan Ramazan Yazıları”

Çınar Kırşehir Gazetesi Köşe Yazarı

Siz de “Nerede o eski ramazanlar!” diyenlerden misiniz? İnsan ömrünü mevsimlere benzetirsek her mevsim ömrümüzün bir dönemine denk geliyor. 
Çocukluk ve gençlik dönemlerinde olmasa da orta yaş ve yaşlılık döneminde olan çoğu insan elbette sohbet ortamlarında geçmişi hatırlamıştır ve  “Nerede o eski ramazanlar!” demiştir.     
Ramazan boyunca çok eskilere gideceğiz. Yüzyıllar önce ramazana nasıl hazırlanılıyordu, ramazanlar nasıl geçiyordu, iftar ve sahur sofralarında ne yemekler bulunuyordu, nasıl eğleniliyordu? 
Tüm bu ve daha fazla soruya cevap bulacağız. 
Tabii ki okuyanda ve dinleyende küçük de olsa bir tebessüm bırakacak olan ramazan fıkralarımız da yer alacak.       
Konumuz ile ilgisi yok ama içimde kalmasın anlatayım: Şimdi televizyonlarda bir cep telefonu işletmesinin reklâmları yayınlanıyor. Reklâmda “Ramazan paylaşmaktır” deniliyor ve “Biriken dakikaları, kontörleri yakınlarınızla paylaşın” cümlesi yer alıyor. 
Galiba yanlış anlamışlar, “Ramazan paylaşmaktır” cümlesini… Neyse konumuz bu değil.      İşte ilk saklı kalan ramazan yazımız, Türk basınında Şeyh-ül Muharririn (Gazetecilerin Piri) unvanına sahip Burhan Felek’in 1960’lı yıllardaki bir yazısı:          
 “RAMAZAN HAYATI NE İDİ?”“…  
Şimdi gelelim elli sene evvelki ramazanlara… Elli sene ne kadar çok zaman değil mi? Onları yaşamış olan yüz binlerce, milyonlarca adam hamdolsun hayatta… 
Ama bu memleket evladının çoğu bu eski ramazanlar ne idi? Neden çok sevilirdi? Neden hâlâ hasreti çekilir. 
Hikâyeleri radyolarda dinlenir? Bunu bilmezler; çünkü dünyada son yüz sene içinde Türk cemiyetinin maruz kaldığı içtimai iklim şartları ve hayat şekli değişikliği hiçbir yerde bizdeki kadar sert ve çarpıcı olmamıştır. 
Bir elli sene gerideki yaşayışımızı, bir de bugünkü hayatı düşünebilenler bu çok sert değişikliğin bizim ruhlarımızda ve cemiyetin temelinde ne kadar ağır baskılar yaptığını takdir ederler.
Elli yıl evvelki ramazan ayı Türkiye için, bir tatil, bir dini zevk, Frenkçe ephorie denilen bahtiyarlık ve hoşnutluk ayı idi.Şöyle başlayalım:Ramazan gelmeden, herkes evine ramazanlık erzakını alır, böylece piyasada büyük bir hareket olurdu.
Ramazan başladı mı, daireler resmen değilse bile fiilen öğleden sonra açılır, topa bir saat kala tatil olurdu. Zaten ramazan gelirken herkes işini ya bitirir, ya yenisine başlamazdı. Böylece resmi daireler, - şimdi adliyenin yaz tatili gibi- yüzde ancak 25 kuvvetle çalışırdı. 
Çalışanlar da camiye gider, kimseler dairelere uğramazdı. Diyeceksiniz ki bu bir tembelliktir. Ama yeni çalışma şartlarına göre o zaman aylık mezuniyet falan olmadığından bu eksik telafi edilirdi. Askeri mektepler sene tatilini ramazanda yaparlardı.
Akşamları herkes yavaş yavaş işinden evine döner, topu bekler, ve iftarı yaptıktan sonra teravih namazı için mahalle camiine giderdi. Teravih namazını hangi imam çabuk kıldırırsa onun müşterisi çok olurdu… 
Camiden sonra ya umumi, ya hususi bir eğlence yerine gidilirdi; çünkü o zamanlar Türkiye’de şimdiki gibi gece hayatı yoktu. Kadınlar ayrı, erkekler ayrı toplanırlardı. 
Bunların tiyatroya, karagöze gitmeleri ancak ramazan geceleri mümkün olurdu. Herkes sahura kadar oturduğu için vakit geçirecek yer arar, bütün temaşa ve eğlence hareketleri ramazan ayında toplanırdı.
Bunun yanı başında halk, dostlarına ahbaplarına yemek vermek, ziyafet çekmek gibi şeyleri ramazana toplamıştı. Bugünkü gibi birkaç dostumuzu akşam yemeğine davet etmek yüzde yüz Türk ailelerinde ender görülmüş şeylerdendi. Yani adet değildi. Buna mukabil her aile ramazanda karşılıklı olarak ve kudretine göre birkaç, beş on iftar tertip edip mahalleliyi, dostunu, ahbabını, davet ederdi. Böylece ‘medeni icaplar’ ramazan ayında yerine getirilirdi. 
Ayrıca bu iftarlarda zenginler, davetlilere mevkilerine göre hediyeler veya “diş kirası” adı altında içinde birkaç, beş on altın olan atlas keseler hediye ederlerdi.
Fakir fukaraya gelince, bir kere bugünkü gibi fakirler, zenginlerden ayrılmış değildi. Her mahallenin fakir fukarası o mahallede, o mahallenin hali vakti yerinde olanlarının gözleri önünde ve himayesi altında yaşarlardı. Bu eski mahalle teşkilatı bence hala yerine bir şey konulamamış içtimai ünitelerdendir. Bir kere her mahalle fakirine, bir kulübe, bir iş, çocuğuna mektep, kitap, giyecek tedarik ederdi. 
Türkiye’de bu mahalle teşkilatı varken kimse aç açık kalmamıştır. Çünkü her mahalle imkanları dahilinde fakir fukarasına bakar, iş gördürür, aç açık bırakmazdı.
Şimdi sadaka vermek, yardım etmek isteyen insanların fakirlerle münasebeti kalmadı. Başka başka alemlerde yaşıyorlar. Bu kimin kusurudur, bilmem ama inanın ki bu hal sade fakirlerin değil, zenginlerin de zararına oldu. 
Cemiyetin iki ucunu birbirinden uzaklaştırdı. 
Yangınlar, apartman hayatı, iş ve ikametgâh mahallelerinin ayrılması, arsa fiyatlarının yükselmesi ve Anadolu’dan akın gibi sebepler bu zümrelerin mahallelerini ayırdı. 
Halbuki eskiden mahalle sakasının oğluyla mahalle eşrafının oğlu beraber oynar, beraber mektebe gider, beraber sünnet olur, beraber büyür.. Ve büyüdükleri zaman aralarında sınıf husumeti diye bir şey kalmazdı.
Lafı uzattım. Halk ramazanda hem ibadet eder, hem para kazanır, hem karnı doyar, hem eğlenir, hem dinlenirdi. “     
SAKLI KALAN RAMAZAN FIKRASI: 
Geçmiş devrin en ince nüktedanlarından merhum Borazan Tevfik bir vakıf işi için havale ahtapotunun sülüklü kollarına yakalanır… 
Aylarca uğraşır.  O daireden o daireye… 
Havale, havale, havale… “Bugün git yarın gel!” den kendisini kurtaramaz. Bir ramazan günü yine daireye uğrar:
--- Şu bizim iş ne olacak?
--- Bir gün gelecek halledilecek…
---Efendi! Aylardan beri uğraşıyorum. Memur oruçlu, hiddetle bağırır:--- Mübarek günde beni günaha sokma… Alimallah seni Allah’a havale ederim. Tevfik:
--- Hah! der, havale edilmedik bir orası kaldı idi, onu da yapın tamam olsun!

Anahtar Kelimeler : Vahit Doğan,
Print
Yorum Yap
Yorumunuz
1000

Henüz yorum yapılmadı,
İlk Yorum yapan siz olun...

Facebook Yorumları
Dikkat Çekenler
Yazarlar
Çok Okunanlar
Çok Yorumlananlar
Anket

Duyurular
Linkler
Arşiv
Günlük Gazeteler
Oku
Ziyaretçi Defteri
Hava Durumu
Hava Durumu
Yükleniyor...
E-Gazete
/Resimler/Editor/images/23%20Temmuz%20Sal%C4%B1%20-1.jpg

Facebook Twitter
2014 Kırşehir Haber 365 - tüm hakları saklıdırHaber Scripti Haber Yazılımı