14 Mart 2019 14:01
-A +A
Vahit DOĞAN

Vahit DOĞAN

“SEÇİMLER”

Çınar Kırşehir Gazetesi Köşe Yazarı

    Ecimle birlikte köye gidiyoruz. Bizde -yani Dulkadirli’de- anneanneye ‘eci’ denir. Dayımla birlikte tüp almak için Dulkadirli Köyündeki bakkala gittik. Bakkal, aynı zamanda hem kahvehane, hem tekel bayi, hem de tüpgaz bayi… Bakkala bir müşteri girdi. Ayran var mı diye sordu. Bakkal: “Köyde de ayran satılır mı hiç!” cevabını verdi… 
    Dönüşte yol üzerinde bir akrabamızı ziyaret ediyoruz. Akrabamız bize, daha hâl hatır sormadan ‘reyinizi kime vereceksiniz?’ diye sordu. Ben önce afalladım, sonra şaşırmış bir şekilde bakakaldım. Cevap veremedim. Ancak dayım soruyu anlamıştı: Bahsettikleri parti seçimleri değil, muhtarlık seçimleri idi. Kendi akrabaları olan muhtar adayına bizim köyden oy kazandırmamızı sıkı sıkı tembih ettiler.
    Seçim yarışı köylerde daha bir heyecanlı geçiyor. Kendimi bildim bileli hep böyledir. Ancak muhtarlık seçimlerindeki husumet yıllar geçse de unutulmaz.   
    Şehirdeki seçim yarışı da köyden farklı değil. Mahalle muhtar adayının birisinin azası olan kişi, mahalle sakinlerini ziyaretlerinde halkın, kendisine, muhtar adayı olan kişiden daha fazla teveccüh gösterdiğini iddia ederek kendi muhtar adaylığını açıkladı. 
    Ecime bazen takılıyorum: ‘Okuma yazma bilseydin seni muhtar adayı yapardık ve her yere resimlerini asardım. ‘Genç’ ve dinamik bir de ‘ihtiyar’ heyeti oluştururduk’ diyorum. “Bana oy’un çıkarma” diyor. 
     Yazımızı Vatan Şairi Nâmık Kemâl ile bitirelim:
“Kimse tâ’yin edemez âlemde
Kendi mâhiyetini re’yi ile
Münferid vâsıta-i-rü’yet iken
Göremez kendisini dide bile” 
(Kimse âlemde kendi konumunu kendi görüşü ile algılayamaz / Tek görme organımız göz bile kendisini göremez.)  
***  
          SAKLI KALAN YAZILAR 
    Bu haftaki Saklı Kalan Yazımız 1951 yılında Akşam gazetesinde Şevket Rado’nun köşesinde yayınlanmıştır: 
DEMOKRASİ MANZARALARI
“Geçen gün Beşiktaş’tan geçiyordum. Parkın etrafında, tramvay yoluna doğru bir kalabalık. Önce bir otomobil kazası zannettim. Yolda bir kaza olunca halk etrafına toplanıveriyor. Geçit bulmak mümkün değil. Sonra baktım, bir hatip nutuk çekmekte. Kendisini görmüyorum ama avaz avaz bağıran sesi duyuluyor.
--- Beceriksizler! Memleket böyle mi idare edilir? Biz iktidara gelelim de devlet nasıl idare edilir görsünler!
Halka dikkat ediyorum: Buraya toplanmışlar ama yırtınırcasına bağıran hatibi pek dinledikleri yok. Hatta bir kısmı hatibe arkalarını dönmüşler, tramvay yolundan geçenleri seyrediyorlar. Bir gazozcu arabasını kalabalığa dayamış: “Hani ya gazoz!” diye bağırıyor. Mısırcı “Sütlü mısır” satmakla meşgul. Çocuklar ayakta duranların bacakları arasında kovalamaca oynuyorlar ve arada bir ayaklarına bastıkları adamlardan sille yiyorlar:
--- Ulan oynayacak başka yer bulamadınız mı?
Halbuki hatip arkada memleket idare etmek sanatından bahsetmekte, yapılan hataları saymakta, kendisini seçerlerse bu hataların tekrarlanmayacağını anlatmaktadır. Tam kim kime tum tuma dedikleri şey!
Nutuk bitti. Bundan en çok gazozcu müteessir oldu. Cânü gönülden: 
---A mübarek adam, madem bir kere başlamışsın, bari kesme de biraz gazoz satalım!
Nutuk çeken politikacıya baktım. Seçmenlere tesir eden muvaffakiyetli bir konuşma yaptığından emin olarak kabara kabara halkı yarmağa çalışıyordu. Ne tuhaf şey!”
***
Bu haftaki Saklı Kalan Şiirimiz 1953 yılından. Şair: Hüsnü Yurdusev.
  DÜŞÜNCE 
Bakıyorum çekmecemde 
Kuru bir gül ve mektuplar,
Ve bu an düşüncemde 
Unutulmuş bir yâr!..
İtiyorum şuursuz
Kapanıyor çekmecem.
Ama yine kafamda 
Açık kaldı düşüncem…

Anahtar Kelimeler : Vahit DOĞAN,
Print
Yorum Yap
Yorumunuz
1000

Henüz yorum yapılmadı,
İlk Yorum yapan siz olun...

Facebook Yorumları
Dikkat Çekenler
Yazarlar
Çok Okunanlar
Çok Yorumlananlar
Anket

Duyurular
Linkler
Arşiv
Günlük Gazeteler
Oku
Ziyaretçi Defteri
Hava Durumu
Hava Durumu
Yükleniyor...
E-Gazete
/Resimler/Editor/images/25%20Mart%20Pazartesi-1.jpg
Facebook Twitter
2014 Kırşehir Haber 365 - tüm hakları saklıdırHaber Scripti Haber Yazılımı