7 Temmuz 2018 16:01
-A +A
Emine Baştuğ

Emine Baştuğ

“VE TANRI KADINI YARATTI”

Çınar Kırşehir Gazetesi Köşe Yazarı

      Yüce Allah’ın en özel ve güzel hatta özenerek yarattığı canlılar arasında insan gelmektedir. Hatta kainatta yarattığı canlı cansız her şeyi de onun emrine ve kullanımına sunmuştur. Ancak; bu insanların arasında öyle biri var ki onun yeri hayatın içinde apayrı bir yer teşkil etmektedir. Onun adı kadındır.  Kadın; Annedir, kardeştir, eştir, evlattır yani kadın dünyadır. Hem de bi dünyadır…
      Kadın ve erkek arasındaki hangisi daha değerli, hangisi daha üstün tartışması; insanlığın var oluşundan bu zamana kadar devam etmiştir. Hangisi daha üstün polemikleri her geçen gün daha da artmaktadır. Bilinen bir gerçek vardır ki kadın ve erkek fıtrat gereği farklı yaratılmıştır, birbirinden üstünlük diye bir şey söz konusu değildir,  aksine her ikisi de birbirinin tamamlayıcısıdır. Tam da burada Kırşehir’imizin usta sanatçısı  ve  kültür elçimiz rahmetli Neşet Ertaş’ın sözünü hatırlayalım isterseniz;  “Kadın insandır, erkek ise insan oğludur .”
       Peygamber Efendimiz (SAV) “ Kız çocuklarını hor görmeyin” buyurmuştur. Dinimizde kadının ve kız çocuklarının fazileti çok büyüktür. Ayrıca erkek çocuk nimet, kız çocuk ise hasenedir; Yüce Allah nimetin hesabını sorar, haseneye ise mükafat verir. (İmam Cafer-i Sadık AS.)
      Kadın başlı başına hem de ömrü boyunca bence tek başına yetebilen tek canlıdır. (Tabi tek başına kalması zorunlu durumlardan söz ediyoruz.) Onlar görünüşte çok güçsüz gibi olsalar da gerektiğinde sıra dağları sırtlayacak kadar güçlüdürler aslında. Allah kadına öyle bir güç vermiş ki değme erkekleri cebinden çıkarır cinstendir. Yeri gelmişken güçlü kadınlar için söylenen şu söze de ayrıca deyim yerindeyse meftun olmuşumdur : Korkaklar için “KARI GİBİ” demeyin… Öyle kadınlar var ki yüreklerini görseniz ödünüz kopar !.. Bu söz de, bazı istisnalar  hariç kadını hor gören, yok sayan, değerini bir türlü bilmeyen erkeklere kapak olacak türden olmamış mı ?
      Yıllar boyunca; kadın bu kadar güçlü olmasına rağmen, toplumda hak ettiği yeri bir türlü alamamıştır. Biz ülke olarak ata erkil bir yapıya sahip olmamız cihetiyle kadın hep ikinci planda kalmış, hep bir şekilde bastırılmış vaziyette erkeğin gerisinde bir yerlerde durup beklemiştir... Duyguları bastırılmış, onun ne  düşündüğünün bir önemi olmadan yaprak gibi savrulup gitmiştir.  Bu halin sadece ekonomik özgürlüğü olmayan kadınlar için değil çalışan kadın içinde geçerli bir durum olduğunu belirtmeden geçemeyeceğim. Hiç unutmuyorum bir tanıdığım anlatmıştı. Kadının biri çabalamış, okumuş, gelebileceği en yüksek mertebeye gelmiş ve Hakim olmuştur. Herkes “Hakime hanım” aşağı “Hakime Hanım” yukarı nidalarıyla etrafında dönüp duruyorlarmış. Zaman içinde bu Hakime hanım evlenir. Toplumda güçlü bir kadın imajı çizen Hakime hanım bir gün arkadaşa demiş ki; “ Çok kararlar aldım, çok kalemler kırdım da bir türlü kendi evimde kalemi kıramadım…” Görüyorsunuz değil mi? Bilmem anlatabildim mi? Bizim toplumumuzda kadının okumuşu,  okumamışı, çalışanı, çalışmayanı hiç fark etmiyor. Bu erkeklerimizi yetiştiren böyle annelerimiz olduğu sürece daha çok kalem kırmayı bekler dururuz… Dediğim gibi maalesef o erkekleri de biz kadınlar  yetiştiriyoruz ve sonunda da erkek evladımıza bile kendimizi kabul ettiremiyoruz…
       Biz yine bu acı tabloyu bir kenara bırakalım pembe tablolar çizmeye devam edelim isterseniz… Kadın gerçekten ruhen bütün canlılardan ve erkeklerden çok güçlü yaratılmıştır. Rabbim kadını öylesine güçlü yaratmıştır ki; erkekler ufacık acı ve kederde dağılır, ama kadın dimdik ayakta durmasını bilmiş, gücünü korumayı hep sürdürmüştür. Bu yüzdendir ki erkekler çocuk gibidirler, asla büyümezler… Kadın öyle midir ya… O çocukken bile çocuk olmamış, anaçlığını hep göstermiş, yeri gelince eşine bile analık yapmıştır. Ben bu konuda hiç de tevazu göstermeyeceğim, kadın demek, emek demek, yemek demek, güç demek… Zaten güçlü kadınların kendine has bir duruşu vardır. Onca kalabalıklar içinde fark edebilirsiniz. Gözleri biraz kısık, başları her zaman dimdiktir. Hatta ukala olduklarını bile düşünebilirsiniz. Onlar bu uğurda çok yollar kat etmenin verdiği özgüvenle çevrelerine görünmeyen bir ışık yayarlar. Kaybedecek bir şeyleri yoktur. Bu kadınların incinmişliğini onlardan iyi kimse bilemez. Düşüp düşüp kalkmanın kitabını yazmış, eteğindeki taşları birer birer dökmüş kadınlardır. Adeta onlar küllerinden yeniden  doğan zümrüdü anka kuşudurlar…
       Ben size tam da burada toplumumuzdaki kadın-erkek olgusu ile ilgili yaşadığım bir anımı anlatmak istiyorum. Aslında bir değil birçok anım var bu konuda. İlerleyen zamanlarda inşallah Allah’ın izniyle onları da sizlere nakletmek isterim.   Allah sağlıklı ömür versin benim yaşlı bir anam var… Bu yaşa kadar birçok ameliyatlar geçirmiş, adeta hastaneler ikinci adresi olmuştur. Yine ortopedi ameliyatlarından biriydi yanılmıyorsam, aynı odada yatan Erzurum’lu bir teyze yöreye has şivesiyle bana “ hele kurban kaç çocuğun var” dedi. Ben de iki oğlum var deyince öyle bir ahlayıp vahladı, dizlerine vurdu ki sormayın gitsin… Neden sonra kendine gelerek “Kızım yaşın daha genç duruyor, bir de kızın olsun” demez mi? Ben de “öyle siparişle oluyor mu bu işler güzel teyzem?”  dedim ama, benim suyum vurulmuştu.. Zaten anamın hastalığı esnasında bu tür düşünceler beynimin içinde dans edip duruyordu. Teyzem de tam  malumun ilanını deyivermişti adeta. Kadın  acıyarak bakan gözlerini benden bir türlü alamıyordu. Ya da bana öyle geliyordu bilmiyorum artık… Çok eskiden oğlu olmayana acınırdı, şimdi ise kızı olmayana acınıyor gerçeği beynimde şimşek gibi çakmıştı. “Vay görüyon mu Fatma’nın gene kızı olmuş, yazık inşallah bundan sonraki oğlan olur” söylemleri hep konuşulmuş, adeta bu sözlerle büyümüştük. Şimdi ise tam tersi söylemler yerini almış vaziyette. Hatta bu konuda  şöyle söylenir; iki kızı olan Emekli Sandığına tabi, bir kızı,  bir oğlu olan sigortalı, iki oğlu olan ise Yeşil kartlı sayılıyormuş… Ben bu durumda yeşil kartlı oluyorum öyleyse… Devlet bana acıyıp, merhamet edip bakarsa bakacak. Yoksa yandım keten helva durumu… Neyse artık hiç bunlara takılmıyorum. Allah’ım ne verirse hayırlısını versin. Her kız çocuğunun da hayırlı olacağının garantisi mi var sanki. Allah’ım oğullarıma kızdan gönüllü eşler nasip eder de kızım gibi olurlar inşallah. Gerçi büyük oğlum tattırdı bana bunu şükürler olsun ki… Allah’ımın izniyle darısı öteki oğluma inşallah diyorum. Yine benim çok sevdiğim ve  adeta herkese  ders niteliğinde bir söz vardır. Şöyle ki; “ Kimsenin hayatında hiç kimsenin yeri garanti değildir. Gün gelir rüzgar tersine eser… Sevmenin değerini bilmeyeni yalnızlık terbiye eder…” Yarınımızı bilemiyoruz, bırak yarını bir saniye sonramızı bilemiyoruz, bu dünyaya yalnız geldik yalnız gideceğiz. Tabi ki yanımızda kafamıza uygun, huyu huyumuza, boyu boyumuza uyan eşler olursa fena da olmazdı hani…
       Malum insanlar bir bilseler kadının öyle abartılı istekleri yoktur aslında. Yeter ki kadına bir adım gelinsin, değerli olduğu hissettirilsin, hatta zaman zaman bu değer bilirlik sözlere de yansımalı ki kadın iki dağı birden aşıp, tekrar düzlükte koşmaya başlamazsa ben de ne olayım... Bu çok basit bir şeyi yapmayarak, hayatlarının kadınını, çocuklarının anasını, yol arkadaşlarını kaybetmeyi göze alarak aslında bayağı bir cesaret örneği gösteriyorlar malum insanlar… Burada onları tebrik mi etsek acaba bilemedim ? Ya da kendi ayaklarına kurşun sıkarak, aslında farkında olmadan mahvettikleri kendi hayatları mı desek ? Neyse efendim herkesin doğru bildikleri bazen baş ağrısı yaparmış, o kadar doğru bilirlermiş ki zamanla bu baş ağrıları migrene dönüşürmüş… Öyleyse napıyoruz ufak tefek baş ağrılarımızı migrene dönüştürmeden hal yoluna koyup, hayatımızı zindana çevirmemeye bakıyoruz… Bakın şair ne demiş :
  Kadının ;
 Güvendiği dağ olacaksın azizim,
Babasının bıraktığı yerden
Tutup elini koruyacaksın;
Annesi gibi merhametli olup,
Acılarına çelme takacaksın…
Kardeşi olup lokmanı böleceksin
Kısacası kadının
Vatanı olacaksın !..
        Allah hepimizin hakkında hayırlısını ihsan eylesin… Yollarımız hep iyi insanlara çıksın… Tekrar görüşünceye dek sağlık, afiyet ve huzurla kalınız efendim...


Anahtar Kelimeler : Emine BAŞTUĞ,
Print
Yorum Yap
Yorumunuz
1000

Henüz yorum yapılmadı,
İlk Yorum yapan siz olun...

Facebook Yorumları
Dikkat Çekenler
Yazarlar
Anket

Duyurular
Linkler
Arşiv
Günlük Gazeteler
Oku
Ziyaretçi Defteri
Hava Durumu
Hava Durumu
Yükleniyor...
E-Gazete
/Resimler/Editor/images/18%20Temmuz%20%C3%87ar%C5%9Famba-1.jpg
Facebook Twitter
2014 Kırşehir Haber 365 - tüm hakları saklıdırHaber Scripti Haber Yazılımı