6 Ekim 2018 16:00
-A +A
Emine Baştuğ

Emine Baştuğ

ADINDA “ KÖY ” VARDI AMA!

Çınar Kırşehir Gazetesi Köşe Yazarı

Köy Enstitüleri, 17 Nisan 1940 yılında ilkokullara Öğretmen yetiştirilmesi amacıyla açılan ve bir Cumhuriyet projesi olan, dönemin Milli Eğitim Bakanı Hasan Ali YÜCEL tarafından yönetilmiş okullardır.
 
Dönemin Cumhurbaşkanı İsmet İNÖNÜ önderliğinde Milli Eğitim Bakanı Hasan Ali YÜCEL ve İsmail Hakkı TONGUÇ’un çabaları sayesinde köylerde yaşayan ilkokul mezunu çocukların Köy Enstitüleri’nde eğitim görüp tekrar yaşadıkları köylere dönerek öğretmenlik yapmaları amaçlanmıştır.
 
Söz konusu bu okullar tren yollarına yakın ve tarıma elverişli 21 bölgede kurulmuş olması hasebiyle ülkeye sayılamayacak kadar faydalar sağlamıştır.
 
Ve amaçlandığı gibi de olmuştur. Köy Enstitüleri’nin tümünün kendisine ait tarlası, bağı, besi hayvanları, arı kovanları ve atölyeleri vardı. Bu muhteşem projenin nasıl, niçin ve kim tarafından kaldırıldığını aşağıda detaylarıyla belirteceğim…
 
Bu okullar sayesinde 1940 ve 1946 yılları arası neler yapılmadı ki… 15 bin dönüm tarla tarıma elverişli hale getirilmesini mi dersiniz, 750 bin fidan dikilmesini mi, 150 büyük çaplı inşaatı mı söyleyeyim, 12 tarım deposu, 12 elektrik santralini mi sayayım, 1200 dönüm bağ oluşturulmasını mı , 20 uygulama okulunu mu söyleyeyim. Hangi birini söyleyeyim size…
 
Yurdun doğusundan batısına, Edirne’den Kars’a kadar kurulmuş olan bu okullarda nice değerli insanlar yetişmiştir.
 
İkinci Dünya Savaşı’nın sonlarına doğru 1945 yılında Sovyetler Birliği lideri Stalin’in Türkiye’den Kars, Artvin ve Ardahan’ı ve Boğazlarda askeri üs istemesi üzerine, ABD’den askeri destek istenmişti. Yani denize düşen yılana sarılmıştı… Bu desteği vermeye hazır olduğunu belirten ABD, Truman Doktrini ile yardıma başlamıştı ama karşılığında Türkiye’de serbest seçimlere dayanan demokrasi düzeninin yerleştirilmesini ve “5 Yıllık Kalkınma Planları” ve “Köy Enstitüleri” gibi Sovyet sistemine benzer uygulamaların kaldırılmasını talep etmişti.
 
Dünyanın en büyük katili Stalin’in tehditleri ciddi boyutlara ulaşınca Truman Doktrini hayata geçirilerek önce İmam Hatipler ve kur’an kursları aniden açıldı ve akabinde Ankara Hasanoğlan Yüksek Köy Enstitüsü’ne öğrenci alımı yasaklandı (1946).
 
Bu arada gizli eller Doğu’da ağaların üzerinden siyaset yürütüp Köy Enstitülerinin komünist yetiştirdiğini yayarak hükümete baskı oluşturunca da ne yazık ki söz konusu Enstitülere öğretmen yetiştiren Ankara Hasanoğlan Yüksek Köy Enstitüsü 27 Kasım 1947’de kapatılmıştı. Bu arada Anadolu’daki 21 köy enstitüsü de işlevsiz hale getirilmişti.
 
Sevgili dostlar, burada bir nefes almam lazım… İnanın tam da burada içimin acıdığını, yüreğimin sıkıştığını söyleyebilirim. Buradaki görmemiz gereken büyük resmin ne olduğunu size söylemek istiyorum. Kısaca bu durum Ülkemin bugün bu hale gelmesinin temelinin ta 1947’de atıldığının
 
resmidir. Dile kolay 71 yıl önce şimdi de olduğu gibi yerli işbirlikçileri ile birlikte dışarıdaki hainler ilmek ilmek ağlarını örmeye başlamışlar.
 
Bu durumu yeni yetişen nesillere de anlatmak gerektiğinin altını kalın çizgilerle çizmek istiyorum. Bu da bizim bir nevi tarihimiz. Ama pek bilinmeyen, sanki saklanan bir tarih gibi geliyor bana… Ve öğrenilmesi gereken, öğretici, eğitici, verimli, ibretlik bir tarih bence…
 
05 Ağustos 1946’da Hasan Ali Yücel’in yerine Milli Eğitim Bakanlığı’na Reşat Şemsettin Sirer getirilir. Gerici bir kafaya sahip, vizyonsuz Sirer, meşhur Truman Doktrini gereği bakanlığa gelir gelmez İmam Hatip ve Kur’an kurslarını ivedilikle açar. Truman’a göre; Kominizm’in panzehri İslam’dır ve Türkiye’nin Komünizme kaymaması için de Siyasal İslam şiddetle desteklenmelidir. Bu cümleler sizlere tanıdık gelmiştir sanırım sevgili dostlar… Kısaca Sirer zamanında Enstitüler önce öğretmen okullarına dönüşmüş olup, sonra da 27 Ocak 1954’de Demokrat Parti döneminde hepten kapatılmıştır.
 
Atatürk’ün “Köylü milletin efendisidir” deyişi tam yerini bulmuştu ki; bilindik eller yine devreye girerek bu efendiliğe son vermek istemişlerdir. Ve de üzülerek söyleyebilirim ki bu günkü duruma bakılırsa bunu başarmışlardır. Yurdumun haline baksanıza ne tarım kaldı, ne hayvancılık kaldı… Bu Köy Enstitülerinin her yönüyle sayılamayacak faydası vardı Ülkemize… İşte onun için yok edildi ya…
 
Köy Enstitülerinde 1308’ i kadın olmak üzere, 17 bin 251 köy öğretmeni yetişti, ama yetmedi.
 
Oysa o bir Cumhuriyet projesiydi ve Cumhuriyeti ayakta tutacak gençleri o yetiştirecekti. Köy Enstitülerini arka bahçe yapanlara da sorgusuz sualsiz kaldıranlara da yuh olsun!
 
Bu ulus çok destanlar yazdı, Köy Enstitüleri bunlardan sadece biriydi. Ve isterse bu ulus eğitim ve bilim adına yenilerini de yazar! Ve böyle bir eğitim destanına her zamankinden daha fazla ihtiyacımız vardır… Bu da böyle biline derim ben!
 
Köy Enstitüsü marşından kısa bir pasaj sunarken TÜM GÜZELLİKLERE ÜLKECE HEP BİRLİKTE İNŞALLAH DİYORUM!
 
 
Biz ulusal varlığın temeliyiz, köküyüz.
 
Kuracağız öz yurtta dirliği, düzenliği.
 
Yıkıyor engelleri ulus egemenliği.
 
Görsün köyler bolluğu, rahatlığı, şenliği.
 
Bizimdir o yenilmek bilmeyen Türk benliği
 
Biz ulusal varlığın temeliyiz, köküyüz,
 
Biz yurdun öz sahibi, efendisi köylüyüz!

Anahtar Kelimeler : Emine BAŞTUĞ,
Print
Yorum Yap
Yorumunuz
1000

ALİ Özen

19:05 6 Ekim 2018

Yine enfes bir yazı... tebrikler efendim 👏👏👏
1000
Facebook Yorumları
Dikkat Çekenler
Yazarlar
Anket

Duyurular
Linkler
Arşiv
Günlük Gazeteler
Oku
Ziyaretçi Defteri
Hava Durumu
Hava Durumu
Yükleniyor...
E-Gazete
/Resimler/Editor/images/23%20Ekim%20Sal%C4%B1-1.jpg
Facebook Twitter
2014 Kırşehir Haber 365 - tüm hakları saklıdırHaber Scripti Haber Yazılımı