SICAK HABER
18 Haziran 2019 14:08
-A +A
İsmail Tufan

İsmail Tufan

Bir Yaşlı Gördüğümde

Çınar Kırşehir Gazetesi Köşe Yazarı

            Sorularımız olmasa hayatın üstesinden gelemeyiz. Bilgi ihtiyacımız bazen zorunluluklardan, genellikle merakımızdan doğar. 
              Bu yüzden yaşlı bir insanla karşılaştığımda aklımdan hep önce şu düşünce geçer: Karşımda, hayatının büyük bölümünün üstesinden sorularıyla gelebilmiş, zorunlulukların ve merakının yarattığı sorulara verdiği cevaplarla bedeni küçülürken manevi dünyası büyümüş bir insan duruyor. İşte bu yüzden hepimiz ona, bizlere örnek olduğu için büyük bir saygı duymalıyız.
           İleri yaşlara erişebilmek büyük bir randımandır. İnsanın ileri yaşa gelinceye kadar sayısız sorularıyla ekonomik, bedensel, ruhsal, sosyal her türlü ihtiyacını az-çok iyi giderdiğini düşünürüm. Eğer bunları başaramamış olsaydı, şimdi karşımda olmayacaktı. Yaşlılık, hayatımızda getirmiş olduğumuz randımanın kanıtıdır. Hayat sınav ise, o zaman yaşlılık onun karnesidir. 
            Modern toplumun övüneceği çok şey vardır. Son yüz yılı içinde inanılmaz başarılara imzasını atmıştır. İşte son olarak Mars gezenine indirdiği araç ile orada hayat izlerini arıyor. Ama modern toplumun utanacağı da çok şeyler vardır. Son yüzyılda iki dünya savaşı, bunları takip eden bölgesel savaşlar, Akdeniz’in mülteci mezarlığına dönüşmesi, şu anda aklıma gelenlerdir. Fakat modern toplumun yaşlıyla olan ilişkisi hem övgüye hem de eleştiriye açık özellikleriyle dikkat çekiyor. 
            Modern toplum bir taraftan yaşlılar için elindeki imkanlarla ona rahat bir yaşamı mümkün kılmaya çalışıyor. Emeklilik, sağlık ve bakım sigortası, serbest zaman, seyahat, dinlenme ve tatil imkanları ile yaşlılık eskisinden daha rahat bir yaşam dönemi olarak görünüyor. 
            Diğer taraftan yaşlının tecrübelerinden kazandığı yaşam bilgisi, geriye kalan süresinin git gide kısalmasına aldırmadan toplumun sorunlarına kafa yorması ve genelde kimse ilgilenmese bile çözümler üretmesi, geriden gelen kuşakların 10, 20, 50 yıl sonra nasıl bir dünyada yaşayacakları sorusuna verdiği cevaplardan, sanki bunları kendisi de yaşayacakmış gibi kaygı duyması, modern toplum tarafından dikkate alınmıyor. Çünkü bunları randıman olarak göremiyor. 
             Bir çocuğun sorularına meraklı bir ilgi duyarken, yaşlının ciddi sorularına ilgisiz ve duyarsız kalabiliyor. 
           Yaşlı bir insanla karşılaştığımda onun bedenindeki kayıplardan, ağır ağır yürüyüşünden sırtladığı hayatın ağırlığını görüyorum. Hayat denilen bu yükün ağırlığı altında ezilmeme gayretlerine hayranım ve bir gün kendimin de aynı cesaretle hayatı taşıyıp taşıyamayacağını soruyorum. Yaşlılara bu açıdan baktığımda, mitlerdeki kahramanları bana anımsatıyorlar. 
          Karşılaştığım yaşlıların sırtında şık kıyafetler yok. Ayakkabılarının altı delik olanlar çok. Sırtlarındaki ceket kendileri kadar eski görünüyor. Ama konuşmaları doğal. Kelimeleri anlamlı. Ansiklopedi gibi söylemiyorlar. Hayatın dilini kullanıyorlar. Herkesin bilemediği bir dildir bu. İster Türkçe ister İngilizce İster Rusça konuşsun, yaşlılığın ortak dili her yerde aynıdır. 
           Çok şey söylemezler yaşlılara, ama söyledikleri üzerine kitap yazılır. Bir cümleye koca bir hayatı sığdırabilirler. Bir kelimeyle kalbimize dokunabilirler. Suskunlukları bile anlamlıdır. 
Bu yüzden yaşlı deyip geçme. Önce kendine bak. Aynanın karşısına geç ve kendini bir yaşlıyla kıyasla. Herhalde daha güzel, daha yakışıklı, daha dinamik, daha akıllı, daha zeki, daha bilgili olduğunu düşüneceksin. Gençliğin hor görücü toyluğundan aldığın ilhamla, kendini yaşlıya üstün kabul edeceksin. Onun getirmiş olduğu randımanı, senin getirip getirmediğini sormaya cesaret edemeyeceksin. Dürüst cevap vermek yerine, modern toplumun dikte ettiği görüşleri kendine siper yapacaksın. Ve bir gün seni de başkaları tıpkı senin yaptığın gibi hor görücü toylukla rafa kaldıracak ve orada paslanmaya terk edileceksin. 
Yaşlıya saygı, etkinliklerde nutuk atmayla, nutuk dinlemekle başlamaz. Yaşlıya saygı, empati ile kafalarda başlar. Mars gezegeninde hayat var mı bilemem, ama modern toplumun insanının beyninde hayat giderek yok oluyor. Geriye iki loplu gri bir organik kütle kalıyor. 
 

Anahtar Kelimeler : İsmail Tufan,
Print
Yorum Yap
Yorumunuz
1000

Henüz yorum yapılmadı,
İlk Yorum yapan siz olun...

Facebook Yorumları
Dikkat Çekenler
Yazarlar
Çok Okunanlar
Çok Yorumlananlar
Anket

Duyurular
Linkler
Arşiv
Günlük Gazeteler
Oku
Ziyaretçi Defteri
Hava Durumu
Hava Durumu
Yükleniyor...
E-Gazete
/Resimler/Editor/images/22%20KASIM%20CUMA-1.jpg
Facebook Twitter
2014 Kırşehir Haber 365 - tüm hakları saklıdırHaber Scripti Haber Yazılımı