18 Eylül 2018 16:00
-A +A
Polat Bilici

Polat Bilici

CACABEY ORTAOKULU

Çınar Kırşehir Gazetesi Köşe Yazarı

İlkokulu bitirdim.
Sanki ilk çağdan orta çağa girmiş gibi, bundan sonraki yaşamımda her şey silbaştan oluverdi .
Siyah önlüğü bir daha giymemek üzere bıraktım bir kenara, önlüğün yerini takım elbise, gömlek ve kıravat almıştı.
Bir taraftan da bıyıklarım yavaş yavaş terlemeye başlamış, bir hevesle tıraş makinası ve tıraş fırçası da almıştım, tıraş olmasamda... 
Çocukluktan ergenliğe adımımı atmıştım, kendimi artık kocaman adammış gibi görüyordum...
Okula kaydım yapıldı, artık ben ortaokulluydum.
Okul müdürümüz rahmetli Musa Öztürk, idareci Hasan Hüseyin Sun,
öğretmenlerimiz; Mustafa Karakoç, Zihni Sitti, İsmail Torunoğlu, Melahat Aslan ve eşi Bayar Aslan, Aşır Yıldırım, Nevvare Köker, Zeliha Öğüt ve Ökkeş Öztürk hatırlayabildiklerim.
Hatırlayamadıklarım da beni affetsinler çünkü belirli bir yaştan sonra insanda unutkanlık başlıyor, öncelikle ismini unuttuğum öğretmenler başta olmak üzere, tüm öğretmenlerimizin ellerinden öper, sağlıklı ömürler dilerim.
Hakkın rahmetine kavuşan öğretmenlerimize de Yüce Allah'tan rahmet dilerim. Mekanları cennet olsun, nur içinde yatsınlar inşallah.
Beni bilen bilir, okulun en çalışkan ve yaramazlık yapmayan uslu öğrencilerinden birisiydim.
Hatta idareciler ve öğretmenlerim beni parmakla gösterirlerdi.
Cacabey ortaokulunda çok güzel anılarımız geçmişti.
Bu anılarımın içinde hiç unutamadığım bir anım var ki aklıma geldikçe hala gülerim.
Birgün kar yağdı, dersimiz de boş, çıktık okulun bahçesine kartopu oynuyoruz.
Bazen kartopunun içine ufak bir taş koyup arkadaşlarımıza atıyoruz, Arkadaşımın birisi bana bir kartopu fırlattı, kartopunun bana doğru bir gelişi var ki, kurşun gibi.
Derhal kendimi kenara atmamla birlikte, içinde kocaman taş olan kartopu okulun dış kapı camına değmesiyle camın alt tarafı kırıldı.
Ben oradan hemen uzaklaştım.
O zamanlar okulumuzun kantinini çalıştıran Cumhur Ağabey iki arkadaşımı yakalayıp idareye götürmüş.
Sonradan öğrendiğime göre idarede Müdür muavini Hasan Hüseyin Sun öğretmenimiz arkadaşlarıma,
"camı siz mi kırdınız?"
diye sormuş onlar da,
"biz kırmadık"
deyince bunlara basar dayağı...
Beni de idareye çağırır çağırtmaz anında idareye gittim.
Bana ilk sorduğu soru:
"Camı siz mi kırdınız?" deyince,
" Evet öğretmenim kartopu oynarken biz kırdık hemen taktıralım"
der demez bir de bana
"aferin"
demez mi? Bir fiske bile vurmadan.. Arkadaşlarıma dönüp,
"Ben yalancıları hiç sevmem"
dedi.
Okul görevlileri, kalın kapı camını yerinden söktü, biz de artakalan camı camcıya götürdük.
O ölçüde ve kalınlıkta camın maliyeti on iki buçuk lira tuttu, götürdüğümüz camı beş liraya saydı, adam başı ikişer buçuk lira toplayıp camı taktırmamız gerekiyordu.
İki arkadaşımda ikişerbuçuklira aldım ve satığımız camın beşlirasınıda alıp, birgüzel harcamıştım.
Bir ara gidip o kırık camı taktırmayı düşünüyorum.:)
Yine bir gün bir arkadaşım bahçelerinden ayva getirmiş teneffüste ayva satıyor. Ben de ona yardımcı oluyorum. Ancak o ayvaların arasında öyle güzel bir ayva var ki ,adeta,
"Beni ısır"
diye yalvarıyor.
Ayva sahibi arkadaşımın ev komşusu olan birisi geldi:
"Bir ayva ver de yiyeyim"
deyince, Bizim ayva sahibi de
"valla benim değil, Polat'ın"
der demez, ben başladım o güzelim ayvayı ısırmaya. Ben ayvayı yerken ayva sahibi hiç sesini çıkarmıyor, ancak kulakları kıpkırmızı oluyordu.
Şimdi bu yazıyı okuyan arkadaşlarımın,
" Niçin Ökkeş beyden yediğin dayakları anlatmıyorsun?"
dediklerini duyar gibiyim.
Ben de Şener Şen'in, " kovmuyorum oğlum kovmuyorum"
dediği gibi, "anlatmıyorum işte anlatmıyorum diyorum.
 

Anahtar Kelimeler : Polat BİLİCİ ,
Print
Yorum Yap
Yorumunuz
1000

Henüz yorum yapılmadı,
İlk Yorum yapan siz olun...

Facebook Yorumları
Dikkat Çekenler
Yazarlar
Anket

Duyurular
Linkler
Arşiv
Günlük Gazeteler
Oku
Ziyaretçi Defteri
Hava Durumu
Hava Durumu
Yükleniyor...
E-Gazete
/Resimler/Editor/images/23%20Ekim%20Sal%C4%B1-1.jpg
Facebook Twitter
2014 Kırşehir Haber 365 - tüm hakları saklıdırHaber Scripti Haber Yazılımı