19 Mart 2018 16:06
-A +A
Polat Bilici

Polat Bilici

Çanakkale Destanı

Çınar Kırşehir Gazetesi Köşe Yazarı

         Ne güzel yerdir Çanakkale, boğazı ve Kazdağlarıyla...
         Kazdağları'nın zirvesine çıkarken kendini uçaktaymış gibi hissedersin. Boğazın o muhteşem görünümü büyüler seni.
         Küçükkuyu'dan Asos'a kadar her yer, turistik otel ve restoranlarla doludur. Yüzmeye doyamazsınız o güzel plajların temiz ve serin suyunda.
         Balıkçı teknelerinin yeni yakaladıkları balıkları, muhteşem hazırlar restaurantlar. Bölgeye has otlar ve hele de zeytinyağıyla servis yaparak...
         Kendinizi cennetteymiş gibi hissedersiniz, oradan ayrılmak istemezsiniz.
         Anıt Mezar ve şehitliklerde gezerken, contası bozulmuş musluk misali, gözyaşlarınıza hakim olamazsınız.
         Hele gittiğin müzelerde sergilenen savaş malzemeleri ve havada çarpışıp birbirlerine saplanan mermileri gördüğünüzde, bir kez daha anlarsın, burada nasıl bir savaş olduğunu.
         Seyit Onbaşı'nın memleketi Havran da yakındır bölgeye. O kahramanın köyünü de ziyaret etmiştim. Çok güzel yerleşim yeridir köyü. Her yer narenciye bahçeleriyle dolu. Çok güzel heykeli yapılmış, Havran'a bağlı Kocaseyit köyünde, sırtında o kocaman top mermisiyle.
         Tarihçi olmasak da, çoğumuz biliriz tarihimizi.
         Birinci Dünya Savaşı'nın sonlarına doğru 18 Mart 1915 tarihinde ittifak güçlerinin o devasal donanmalarıyla boğazda kolay geçeceklerini sanmışlardı. Türk askerlerinin kahramanlıklarını hesaplamayarak. Geçemeyeceklerini anladıklarında ise tarih 9 Ocak 1916 idi. Geldikleri gibi geri dönmek zorunda kalarak...
         Çokça cephelerde savaşıp yorgun düşen Osmanlı ordusu, o yetmezmiş gibi bir de Birinci Dünya Savaşı deseler de, birinci paylaşım savaşı içinde bulur kendini, bazı basiretsiz devlet adamları sayesinde.
         Çanakkale'de ülkesini savunup şehit düşüp koyun koyuna yatan şehitlerimizin memleketlerine baktığımda: "Allah birlik ve beraberliğimizi bozmasın" demekten kendimi alamadım.
         Kırşehirli, Diyarbakırlı, Erzurumlu, Rizeli, Samsunlu, Yozgatlı, Adanalı, Konyalı, Eskişehirli, Sakaryalı, Afyonlu, İzmirli, Edirneli, İstanbullu ve tüm illerimizin nüfusuna kayıtlı kahraman şehitleri görürüz koyun koyuna...
         Kendi köyümden bilirim! Çanakkale Savaşı'na gidenlerin birisinin dışında hiç kimsenin dönmediğini, dönen kişinin de ayağının kesildiğini, gazi olduğunu...         Kırşehir'e bağlı olan köyümüzde erkek kalmadığı için, muhtarlık ve azalık görevleri kadınlarımıza düşer.
         Üç kıtaya sahip olan, bir devri kapatıp yeni devir açan Osmanlı, neden bu duruma düştü ve neden hasta adam dediler? Neden düşmanlar tarafından istila edildi? Bunun sebeplerini de göz önüne almak lazım.
         Bir devlet ne zaman yıkılmaya yüz tutar biliyor musunuz?
         Devletin siyasi, ekonomik ve askeri bürokrasisini oluşturan her türden bürokratlar arasında siyasi nüfuz ve mali gelir elde etme isteği.
         Buna göre devlette rekabet halinde olan ve hiç anlaşamayan kurumları böyle sıralamış bir araştırmacı;
         Tımarlı Sipahiler, Kapıkulu Ocağı'nı sevmiyor.
         Rumeli Uçbeyleri, Sadrazamı sevmiyor.
         Paşalar, kubbe vezirlerini sevmiyor.
         Kubbe vezirleri paşaları sevmiyor.
         Son dönemlerde, mülkiyeliler medreselileri sevmiyor.
         Medreseliler mülkiyelileri sevmiyor.
         Alaylı askerler mektepli askerleri sevmiyor.
         Mektepli askerler alaylı askerleri sevmiyor.
         Nişancı, Kazasker ve Şeyhülislamı sevmiyor.
         Enderun'dan yetişen talebeler Yeniçerileri sevmiyor.
         Derviş zümreleri, Medreselileri sevmiyor.
         Seyfiye, Kalemiyeyi sevmiyor.
         Cariyeler; Kalfaları ve Ustaları sevmiyor.
         Kara Hadım Ağalar, Ak Ağaları sevmiyor.
         Valide Sultanlar, kendinin tavsiye etmediği Gözdeleri sevmiyor.
         Yeniçeriler, Azepları sevmiyor.
         Azeplar Yeniçerileri sevmiyor.
         Halk hiç birini sevmiyor.
         Bu tutum ve davranışlarıyla, Osmanlıyı içeride çökertip, yıkılmasına sebep olmuşlardır.
         Mustafa Kemal Atatürk'ün söylediği gibi, geldikleri gibi gitmişlerdir. Çanakkale'nin geçilmez olduğunu anlayarak.
         Allah o günleri bir daha bizlere yaşatmasın. Ozanın söylediği gibi "Gelin canlar bir olalım" söylemiyle, Allah birlik ve beraberliğimizi bozmasın.
 
 


Anahtar Kelimeler : Polat BİLİCİ ,
Print
Yorum Yap
Yorumunuz
1000

Henüz yorum yapılmadı,
İlk Yorum yapan siz olun...

Facebook Yorumları
Dikkat Çekenler
Yazarlar
Anket

Duyurular
Linkler
Arşiv
Günlük Gazeteler
Oku
Ziyaretçi Defteri
Hava Durumu
Hava Durumu
Yükleniyor...
E-Gazete
/Resimler/Editor/images/18%20Temmuz%20%C3%87ar%C5%9Famba-1.jpg
Facebook Twitter
2014 Kırşehir Haber 365 - tüm hakları saklıdırHaber Scripti Haber Yazılımı