21 Aralık 2019 11:41
-A +A
Polat Bilici

Polat Bilici

ÇAPACILAR

Çınar Kırşehir Gazetesi Köşe Yazarı

Dostlar emekliye ayrıldığımda Ankara'da oturuyordum.
Ankara'dayken fort transit minibüs aldım bununla sebze halinde aldığım sebze ve meyveleri satardım, bu emektar aracım hala durur. Polatlı, Ayaş, Sivrihisar bölgelerindeki tarım işçileri yoğun olarak bulundukları için, sürekli o bölgeye gider ve gittiğim gibi, onlarla dost olmuştum. Kürtçe bilmem benim için avantajdı. Yaşam biçimlerini yakinen gördüm. Bunlar kurulan çadırlarda yaşarlardı. Kaldıkları çadırlarda yılan ve zehirli böceklerle koyun koyuna yatarlardı. Bu nedenle zehirlenme sonucu sık, sık devlet hastahanelerine, güçlükle yetiştirilirlerdi... Bu çadırlar köy heyetinin tespit ettiği yerlerde kurulur, köylülerce köyün bayağı uzak mesafeler tespit edilirdi. Sebep ise bu insanların kendilerinden uzak tutulması... Bu çadırlar belirli aralıklarla yirmi otuz çadırdan oluşur, çadırların saygın kişileri de başlarında bulunan çavuş denilen kişilerdir. Aslında yoktur onların birbirinden farkları. Hepsi aynı işi yaparlar, aynı yerde ikamet ederler; yeme, içme, sağlık, yaşam biçimleri aynı olmakla beraber tabi ki biraz havalıdırlar.
Nedenimi ? Hani çavuşlar ya...
Sabah güneş çıkmadan toparlanırlar, binerler traktör römorkuna, römorkun arkasında da su tankeri, giderler tarlaya çapaysa çapa,sökümse söküm,çuvallamaysa çuvallama derken öğlen sıcağı iyice bastırır. Bir saat ihtiyaç molası verirler, her çadır halkı getirdikleri azıklarını yerler, su ihtiyaçlarını da su tankerinden giderirler.  Güneşin altında kalan tankerdeki su kaynama derecesine gelmiştir sıcakta. O kaynama derecesine gelen sularını içtikten sonra işe devam. Güneş batımına doğru iş biter yorgun argın dönerler çadırlarına. Her çadırda aşağı yukarı on kişi kalmaktadır. Bunlar kendi aralarında görev dağılımı yaparlar, evin reisi bizden alışveriş yapar, birkaç kız bir kilometre uzaktaki çeşme veya kuyuya gider su getirmeye. Ocaklar yakılır, akşam yemeği hazırlanır, ekmek ihtiyaçlarını da kendi imkanlarıyla yaptıkları Güneydoğu'ya has tandur dedikleri, açılan hamuru tandurun etrafına yapıştırarak yaparlar. Pideye benzeyen ekmeğin tadına doyum olmazdı, hele de yanında yağlı peynir olursa... Çadırlarını kurdukları yerde su yoktur, elektrik yoktur. Zaten elektrik olmayan yerde de çağdaş yaşam yoktur ! Buzdolapları olmadığı için bazı yiyeceklerini günlük alırlar. Genelde tavuk parçası yani çorbalık tavuk kırıntısıyla yemek yapılır. Çorba veya yöresel olarak tırşık dedikleri, domates, biber ve patlıcanla yapılan yemek ve pilav. Yemek ihtiyaçlarını giderdikten sonra, löküz lambaları yakılır toplanır,aşiret başlar; halay çekip, zılgıt atmaya...Sanki gün boyu o sıcak güneşin altında çalışan kişiler onlar değilmiş gibi, yoksulluğa meydan okuyarak. Uyku saati geldiğinde uyurlar, sabah gün doğmadan aynı saatte işe gidilecek, aynı saate işten gelinecek. Ancak feodal yaşam tüm acımasızlığını da yaşarlar, gencecik kızlarla ikinci üçüncü evlilik yapan kızın babası yaşındaki adamla evlendirilirler, o gencecik çocuk görünümlü annelerin, karnında ve kucaklarındaki çocukları gördüğünde dünyalar başına yıkılır. Çok kereler bana da sorarlardı, ağabey senin kaç karın var diye, bir tane dediğimde sanki suç işlemişim gibi bakarlardı, belkide bundan iş yokmuş diyede için için düşünmüşlerdir. Benim en çok dikkatimi çeken teraziye çok hassas olmaları, fazla attın mı kabul etmezler, günah kul hakkıdır derler. Tartılan sebze, poşetlerini, çocuklar eve götürür. O kalabalıktan kime ne verdiğini bilemezsin. Evin büyüğü oturur senle hesaba o büyük ne aldığını kilolarını söyler ya hesabı verir yada deftere yazdırır. Bâzen de koşarak gelir "üzümü hesaplamamışız" der onunda parasını verir. Aşiretten Allah ve din korkusu vardır dürüst kişilerdir, ibadetlerini hiç aksatmazlar. Hani denir ya adam gibi adamlardır. Mayıs ayının onunda gelirler Ekim ayının sonuna doğru giderler.
Okul zamanı aile bölünür okuyan öğrenciler gecikmelide olsa, okula gitmek için başlarında iki yaşlıyla memleketin yolunu tutarlar. İster istemez aile geçici bir süre bölünmek zorundadır, İçanadolu'da iş bitince, Adana, Mersin, Antalya, Aydın ve İzmir gibi yerlere gidip narenciye gibi işlerden çalışırlar. Sendikayı, sigortayı mı sordunuz ? Olmaz mı !!!
 

Anahtar Kelimeler : Polat BİLİCİ ,
Print
Yorum Yap
Yorumunuz
1000

Henüz yorum yapılmadı,
İlk Yorum yapan siz olun...

Facebook Yorumları
Dikkat Çekenler
Yazarlar
Anket

Duyurular
Linkler
Arşiv
Günlük Gazeteler
Oku
Ziyaretçi Defteri
Hava Durumu
Hava Durumu
Yükleniyor...
E-Gazete
/Resimler/Editor/images/18%20Ocak%20Cumartesi-1.jpg
YARIŞMA
Facebook Twitter
2014 Kırşehir Haber 365 - tüm hakları saklıdırHaber Scripti Haber Yazılımı