8 Ocak 2019 16:00
-A +A
Numan Kurt

Numan Kurt

ELLERİ YANMAZDI ANNEMİN

Çınar Kırşehir Gazetesi Köşe Yazarı

(Yüreği sevgi dolu annem ve Anadolu kadınları için)
 Unuttum, elleri nasıldı annemin
Unuttum, gözleri nasıldı bakarken
Kuru ot kokusu getirsin rüzgâr
Yağmur usulcacık yağarken
 Türkçenin ustası, şairlerin hası Ataol Behramoğlu böyle diyor anası için."Anneler Günü"nde okudum da duygulandım. Köy mezarlığında babamla yan yana yatan anamı düşündüm. Ben "ana" diyorum; çünkü o göçüp gittiğinde ben kırk sekiz yaşındaydım.O yaşa dek "ana" dedim hep, yine içimden öyle geliyor.
 Benim anamın elleri sıcaktan yanmazdı hiç. Niye mi? Nasırlaşmıştı da ondan. Çocukluğumda,gençliğimde bir köy kadını olarak yaşamıştı o. Şimdi sıcak bir tencereyi tutarken anamın ellerini hatırlarım. Onun bizi sarıp sarmalayan, tencereyi sofraya getiren, tarlada çapayı sallayan, ineği sağan, hamuru yoğuran, unu eleyip ocağı yakan öpülesi ellerini. O eller ne güzel "içli çörek" pişirirdi bilir misiniz?
 " Senin yanmayan öpülesi ellerin
Duaya açılırdı bizim için
Toprak kokulu yüzünde
Küçük gözlerinde
Sessizliği sevginin "
 Her köylü kadını, anası gibi benim anam da o ağır yaşam yükünden şikâyet etmezdi hiç. Ömrünce de hep sessizdi. Babamın ağır yükünü çekti yıllarca. Kendi sıkıntısını yaşardı. Bize yansıtmazdı bunu. Anadolu'nun pek çok yerinde yine aynı devam ediyor kadının çilesi; ama otuz-kırk yıl öncesinde köyümün analarını bir günlük yaşamıyla anlatayım. Diyelim ki bu bir yaz günü olsun:
Sabah gün doğmadan kalkılır.
Ahırda hayvanların yanına gidilir, ahır atılır, inekler sağılır, hayvanlar sığır sürüsüne katılır.
Çocukların ve kocanın çorbası, çayı hazırlanır, karınları doyurulur.
Tarlaya gidilecekse günlük azık hazırlanır, tarla yoluna düşülür.
Akşama dek tarlada çalışılır, öğle molasında da çalışanların yemeği verilir.
Gün batarken eve dönülür.
Akşam olmuştur, çocuklar,koca yemek bekler.
Sığır sıpa gelmiştir.
Onlar doymamışsa ot, saman verilir.
Daha aklıma gelmeyen bir yığın iş. Çamaşırdı, bulaşıktı derken bu insan üstü varlığın yaşamı, uğraşı sürer gider.
Bir ilkellik olan koca dayağı da vardır bazı analar için.
En ağır işçidir analar sizin anlayacağınız.
.............
Karacaoğlan'ın koşmalarında, güzellemelerinde Anadolu köy kadınlarının adı çok geçer. Çeşme başında gördüğü her güzeli seven bu halk ozanının şiirlerinde Elif, Ayşe, Eşe, Döne, Zeynep, Hürü...vardır. İşte benim anamın adı da Hürü (Huriye)'dü. O köy kadınlarından biriydi. Yaşlılığında kentte yaşasa da ellerindeki nasır, yüzündeki toprak rengi, kokusu hiç gitmemişti. Biz onun "Anneler Günü"nü ancak yaşlılığında kutladık. Köydeyken böyle bir günden ne onun ne bizim haberimiz vardı.
Rüzgârın kuru ot kokusu getirdiği köy mezarlığında yatıyor. Her ziyaretimde, ağabeyimin babamı defnederken söyledikleri aklıma gelir: "Biraz ara bırakın iki mezar arasında. Babam orada da bastonu çekip yürümesin!" Elbette bu bir şaka, bir espriydi. Rahmetli babamın hastalığında anam çok sıkıntı çekti, kimseyi üzmemek için sızlanmazdı bile.
Bütün Anadolu anaları gibi, köy kadınları gibi ezilen, sessiz kalan, bizim mutluluğumuzla mutlu olan anam, nur içinde yat. Yükünü çok çektiğin o sert görünüşlü babam da sensiz kalamazmış ki dört ay sonra yanına gitti. İnsan onların değerini yaşlandıkça her geçen gün daha iyi anlıyor.
 "Tatillerde köye her gelişimde
Benim çok sevdiğimi bilirdin de
Hazır olurdu bir helke yoğurdun
Yaşlılığında yüzüne yansımıştı
Hep sıcak yedirdiğin çöreğin yumuşaklığı
Seni hayırla anıyoruz hep
Unutulmuyor hiç analığın
Sevgin "
GÜL YÜZLÜ ANAYA MEKTUP
Önce
Son on yılın gelir aklıma
Çektiğin zorlukları, ağır yükü
Düşündükçe
"Ne olurdu,
Babamdan sonra birkaç yıl daha yaşasaydı"
Derim
Bize
Ana sevgisini fazlasıyla
Tattırsan da
Yine seni özlerim
Geçenlerde rüyamda seni gördüm
O toprak rengi yüzün
Küçük gözlerinle
Yine bizleri soruyordun
Hani hep engellerdin ya
Salı günleri
Yola çıkmamızı ya da
Sana göre önemli olan
Bir işe başlamamızı
Soramadım
Görüşebildin mi orada
Geçen ekimde bir salı günü
Kayseri'den
Yanına yolladığımız sevgili ortanca
Oğlunla
Seni sevgiyle yad eder
Hep
Çoğuna bakıp büyüttüğün
Torunların
"Babaannemiz bize ne güzel çörekler yapardı"
Diye
Seksen yıllık ömründe
Her ana gibi
Düşünmedin kendini
Hiç
Hele son yıllarında
Yaptığın iki şey vardı
Biri gece gündüz babama hizmet etmek
Biri de
Belki bir değişiklik olur diye
Kasaba pazarına gitmek
Üç yıl önce
Yine bir "Anneler Günü"nde
Yazı yazmıştım
Anam
Senin adınla
Tüm Anadolu'daki cefakar
Anaları anlatmıştım
Şimdi hâlâ
Yurdumun pek çok yerinde
Gözyaşı döküyor analar
"Dinsin anaların acıları, gözyaşları"
Diyoruz
Her şehidi gönderirken
Biz de ağlıyoruz
Onlar
Bayrağa sarılıp ağıt yakarken
Yanına gönderdiğimiz sevgili oğlun
Dışında
Tüm çocukların, torunların
Şimdilik sağlık içinde
Yaşayıp gidiyoruz
Sağlığında hep söylediğin
"Kurban olurum" sözünle
Bir de
Yüzün gibi yumuşak
Çöreğinle
Anarak seni
Ellerinden öpüyoruz
 


Anahtar Kelimeler : Numan KURT,
Print
Yorum Yap
Yorumunuz
1000

Henüz yorum yapılmadı,
İlk Yorum yapan siz olun...

Facebook Yorumları
Dikkat Çekenler
Yazarlar
Çok Okunanlar
Çok Yorumlananlar
Kırşehir'de Deprem!

Kırşehir'de Deprem!

12:58 6 Haziran 2019
Doğa EŞARP

Doğa EŞARP

13:04 29 Mayıs 2019
Anket

Duyurular
Linkler
Arşiv
Günlük Gazeteler
Oku
Ziyaretçi Defteri
Hava Durumu
Hava Durumu
Yükleniyor...
E-Gazete
/Resimler/Editor/images/15%20Haziran%20Cumartesi-1.jpg

Facebook Twitter
2014 Kırşehir Haber 365 - tüm hakları saklıdırHaber Scripti Haber Yazılımı