17 Temmuz 2018 16:00
-A +A
Polat Bilici

Polat Bilici

GEÇMİŞE ÖZLEM

Çınar Kırşehir Gazetesi Köşe Yazarı

Kırşehir’de uzun yıllar yaşamanın verdiği bazı alışkanlıklar ve özlemler var.
Kümbetaltı Mahallesi’nde, bahçeli bir evde büyüdük.
Neleri mi özledik?
Bahçeli evlerin komşuluğunun olduğu yılları özledim.
Sobanın yanında ısındığım günleri özledim.
Sokakta oynadığım oyunları özledim.
Uçurtma uçurtmayı özledim.
Sonbaharda dökülen sarı yaprakların oradan oraya savrulmasını görmeyi özledim.
İnsan geçmişe dair neler özlemez ki?
Nerede o eski samimiyet?
Şimdi, aynı binada karşı karşıya oturduğun komşunuzu tanımıyorsunuz.
Asansörde veya koridorda karşılaştığınız komşunuza, “merhaba”, “iyi akşamlar” veya “günaydın” diyorsunuz, o kadarcık!
Bina sakinleriyle de ancak yönetim toplantısında bir araya gelirsiniz ya da asansörde bir araya gelince de sadece kafanızla selam verirsiniz.
Çıkar söz konusu olunca bakarsınız ki size selam vermeyen bir komşunuz sizi evine çağırır, "Lütfen bir kahvemizi içer misiniz komşu?" diye ısrar edebilir.
Derhal anlarsınız sizi niçin çağırdığını. Amacının kulis yapmak olduğunun farkına varsanız da, haydi neyse ayıp olur düşüncesi ile olsa da, "Acaba diğer komşular hakkında ne gibi yorumlar yapacaklar?" merakıyla...
Bir dahaki yönetim kurulu toplantısına kadar zorunlu olmadığı sürece kimse zilinize basmaz.
Oysa öyle miydi eskiden?
Bizi komşudan ayıran sadece dört duvardı...
Acısıyla, tatlısıyla hep bir aradaydık. Büyüklerimizi görünce ellerini öperdik. Onların bizlere sevgi ve şefkat göstermesini ve kafamızı okşamasını isterdik. Cebinden çıkardığı birkaç şeker ya da meyveyi zorla cebine koymasını,"Haydi yavaş git çocuğum, sonra düşersin" demesi de çabasıydı.
Bazen de sokakta karşılaştığınız yaşlı teyzenin sizi isminizle seslenmesi ve sorgulamaya başlaması, "Kediniz kayıptı geldi mi? İneğiniz buzağıladı mı? Kardeşinin dişi çıktı mı?" gibi sorular sorması, sizi fazlasıyla mutlu eder. Sanki evin bir bireyi olarak görürdük kendilerini…
Eğer ki evde güzel bir yemek yapıldıysa bir tabak da komşuya gönderilirdi: "Kokusu gitmiştir nefsi çeker" söylemleriyle.
Hangi birisinden bahsedeyim ki... Dalından kopardıkları meyveden size de gönderilir: "Göz hakkı" denilerek!
Buna benzer neler neler...
Komşu çocuklarla kardeş gibi büyürdük. Eğer bir suç işlediysek aramızda sır kalırdı.
Arkadaşlarımızı kurtarmak için çoğu kez yalancı şahitlik dahi yapardık. Bir zamanlar o eski tarihi konaklar yıkılırken içimizi bir sevinç kaplardı: "Oh ne güzel, buraya apartman yapılacak" diye adeta sevinçten uçardık.
Yeni yapılan betonarme evlere ilgiyle bakar, keşke bizim evimiz de böyle olsa diyerek hayallere dalardık.
Maalesef o güzel yapıları kendi ellerimizle yıktık. Bu vesileyle de, o güzel komşuluklar bitiverdi biranda.
Farkında mısınız şimdileri çoğumuzun yazlıkları var, bahçe içerisinde bahçesi...
Çok sınırlı olsa da bu bahçenin her karış toprağına bir şeyler ekmek istersiniz. Eski komşuluk ilişkilerini yazlıklarda sürdürmek isteseniz de hiç taklidi gerçeğine uyar mı? Yine de "Hiç yoktan iyidir! Bir yaz gelse de yazlığa gitsem" özlemi içindesiniz.
Sosyal medyada, “Eski Kırşehir Fotoğrafları” isminde grubumuz var. Bu gruba öyle bir ilgi oluştu ki kısa sürede inanılmaz üye sayımız arttı. Daha da artacağa benziyor. Çünkü çoğu kişinin gruptan haberi yok keza…
Bazen öyle oluyor ki grupta paylaşım görür görmez, gazete için yazdığım yazı derhal bırakıp, önce paylaşıma bakıyorum, sonra kaldığım yerden devam ediyorum.
Bu grubu kurma girişiminde bulunan esas ismi saklı kalmak şartıyla, şimdiki ismiyle Ahmet Yeniyapan Beyefendi'ye teşekkür ederim.
Bir taraftan eski yaşadığımız Kırşehir’imizin o güzel mahallelerimiz, okullarımız, camilerimiz ve güzel konaklarımızdan tutun da, çocukluğumuzda olmazsa olmaz olan İkizarası, Kale görüntümüz, eski okul resimlerinden tutun da öğretmenlerimizi, sınıf arkadaşlarımızı gördükçe sevinçten uçuyor, bir taraftan da yıllarca birbirimizi göremediğimiz sınıf arkadaşlarımız ve mahalle arkadaşlarımızla yeniden tanışma fırsatı yakalıyoruz.
Kırşehir'imize gitmeye gitmeye bu şirin şehrimize öyle bir yabancı kalmışız ve öyle tarihi değeri olan binalar yıkılmış ki, görünce ne diyeceğimizi bilemiyoruz.
Bir kent ancak bu kadar talan edilebilir düşüncesiyle...
Evet, geçmişte modern binalar özlemi içindeydik.
Ya şimdi?


Anahtar Kelimeler : Polat BİLİCİ ,
Print
Yorum Yap
Yorumunuz
1000

Henüz yorum yapılmadı,
İlk Yorum yapan siz olun...

Facebook Yorumları
Dikkat Çekenler
Yazarlar
Çok Okunanlar
Çok Yorumlananlar
Anket

Duyurular
Linkler
Arşiv
Günlük Gazeteler
Oku
Ziyaretçi Defteri
Hava Durumu
Hava Durumu
Yükleniyor...
E-Gazete
/Resimler/Editor/images/18%20A%C4%9Fustos%20Cumartesi-1.jpg
Facebook Twitter
2014 Kırşehir Haber 365 - tüm hakları saklıdırHaber Scripti Haber Yazılımı