9 Ekim 2019 14:52
-A +A
Polat Bilici

Polat Bilici

GEVREK

Çınar Kırşehir Gazetesi Köşe Yazarı

Çocukluğumdan tutun da mesleğe girene kadar, Kırşehir'de o kadar dolu dolu yaşamıştım ki, hangi birisini anlatayım ?
Kırşehir ile ilgili eskide yaşanmışlıklardan bahsedildiği zaman, yaşanmışlıklarım hemen aklıma gelir.
Keşke çocukluğumdan mesleğe girene kadarki yaşantımı bir günlüğe yazabilseydim. İnanın ki muhteşem bir eser ortaya çıkardı.
Dün Cemal Yastıman ağabeyimizin bir paylaşımını okuduğumda, çocukluğumu hatırladım. O güzel anılarım birer birer canlanıverdi.
Cemal Yastıman ağabeyin paylaşımındaki yazısı şöyleydi:
"Bugün bir tane simit aldım.1.75 kuruş aklıma 1950' lerde Kırşehir'de aşağı pazar yerine giderken uzun çarşının ortalarında sol tarafta Rahmetli Terzi Asaf Berk Amca'nın dükkanının arkasında ve pazar yerine inerken sol taraftan Ekinciler un fabrikasına giderken, mescidin karşısındaki sokağın birleştiği yerde ağzı büyüğün odunla yanan fırınında "Pambuk gibi" tabiriyle 10 kuruş idi.Şehrin her tarafına satılması için burada kuyruğa girerek alınırdı.Başka hiçbir fırında böyle simit yapamazlardı.Lezzeti gayet güzel olan simitin 2 tanesi katıksız insanı doyururdu.Bilmiyorum yiyenlerden hayatta kalan var mı ? O tarihte diğer fırınlarda ekmek 20 kuruştu. Şimdi İstanbul'da ekmek 1.50 kuruş. O tarihten Kırşehir'imizin böyle güzel şeylerini hatırlayarak bir daha anmış olduk" diyordu, Cemal ağabeyimiz...
Ne kadar hoşumuza giderdi o güzelim çıtır çıtır gevrekler ve pamuk gibi pastalar... iştahla yerdim.Tadı hala damağımda...
Ellili yılları tam olarak hatırlamasam da, altmışlı yılları çok iyi hatırlarım. Sokak arasında, uzun bir ağaca dizdikleri simitleri: "gevriiiek" diye satan amcalarımızı ve ağabeylerimizi...
Gevrekleri satarlarken de maniler okurlardı: "Gevrekler var çıtır çıtır, suya batır, midene yatır, beğenmezsen geri getir" söylemlerini, daha dün gibi hatırlarım.
Benim zamanımda gevreğin tanesi yirmi beş kuruştu.
1970 yılında 27 evler mahallesinde oturuyorduk. Soy ismini hatırlamadığım, Tepesidelikli İsmail Amca'nın oğlu Doğan'la simit satmaya karar verdik.
Tahta sana yağ kutularını delip ip geçirdik ve sabah erkenden sandıkları boynumuza geçirerek, Ahi Evran mahallesinde bulunan simit fırınına gidip, pasta ve gevrek alıp sokak aralarına daldık.
Gevrek diye bağırırken de, gevrek satan kişileri taklit ediyor, şehrin her yerine girip çıkıyorduk.
Ben her ne kadar bağırıp çağırıp simitlerimi ve pastalarımı satsam da, arkadaşım satmaktan utandığı için aldıkları elinde kalmıştı.
Kendi simit ve pastalarımı sattım ve arkadaşımın isteğiyle onun da simit ve pastalarını alıp, satmaya başlamıştım.
 
Simitler az kaldığı için kendi mahalleme doğru satarak gittiğimde rahmetli babamla karşılaştım.
 
Rahmetli beni eve götürdü.Öncelikle simitleri kardeşlerime dağıttı ve sana yağ kutusundaki ipi eline dolayarak, "Sen benim şerefimle nasıl oynarsın ?" diyerek o sana yağ kutusunu sırtımda parçalamıştı. 
Bizim zamanımızda uyarma gibi bir şey yoktu.Suç olarak gördükleri hareketlerimizi, dayak atarak cezalandırıyor ve kendilerince caydırıcı oluyorlardı. 
Oysa yediğim dayağı hemen unuttum ve alınıp satılan her şeyi satmaya devam ettim. Ayvadan tutun da çiğdeme kadar. 
Tabi ki uğrun uğrun... 
Bizim çocukluk yıllarımızdaki Kırşehir'i o kadar özlüyorum ki...Keşke zaman makinesi icat edilse, sırtımda sana yağ kutusu parçalansa da o zamanki Kırşehir'de yaşayabilsem. 
Simitler var taze taze, el yakıyor, göz bakıyor...

Anahtar Kelimeler : Polat BİLİCİ ,
Print
Yorum Yap
Yorumunuz
1000

Henüz yorum yapılmadı,
İlk Yorum yapan siz olun...

Facebook Yorumları
Dikkat Çekenler
Yazarlar
Anket

Duyurular
Linkler
Arşiv
Günlük Gazeteler
Oku
Ziyaretçi Defteri
Hava Durumu
Hava Durumu
Yükleniyor...
E-Gazete
/Resimler/Editor/images/12%20EK%C4%B0M-1.jpg
Facebook Twitter
2014 Kırşehir Haber 365 - tüm hakları saklıdırHaber Scripti Haber Yazılımı