18 Eylül 2018 16:01
-A +A
Turan Ateş

Turan Ateş

GREV-LOKAVT

Çınar Kırşehir Gazetesi Köşe Yazarı

Birkaç gündür; İstanbul'da yeni yapılmakta olan hava alanının inşaatında çalışan işçilerin işi bırakmaları.
Devletin Birimlerinin de; işi bırakan ve iş yerlerini terk etmeyen gösterici işçileri göz altına almaları ve çıkan arbedeli direniş olayları.
Bu Olay; ülkenin tüm medyalarının ve muhalefetin gündeminde.
Bu konuda da ; ağzı olan konuşuyor...
xxxxxxx 
Dünyada; bu güne dek; hep insanlar, efendiler-köleler olarak ayrıma uğratılmıştır. İlk Çağ Sanatsal yönü olan bir dönem. Orta Çağ; tam bir karanlık dönemdir,insanlık için.
İngiltere'de madencilik gelişmiş ve bir işçi sınıfını doğurmuştur. Tüm Avrupa'da emeği ile geçinen bir insan grupları doğmuştur.
Bu dönemlerde işçi sınıfı aşırı bir düzeyde sömürülmüştür. Bu dönemde; oluşan Fransa İhtilali de bu sorunu yani Sömürü Sistemini çözememiştir.
Bu dönemlerde Alman Uyruklu olan Karl Marks adında bir düşünür; emeğin ( işçi sınıfı),sermaye (işveren) tarafından hep sömürüldüğünü bilimsel bir öğreti ile ortaya atarak marksizmi doğurmuştur. Peşinden Engles bu öğretiye katkılar vermiştir. Ve sosyalist bir yönetim sistemi doğmuştur.
xxxxx
1980’li yıllarda Diyarbakır-Dicle ilçesinde genç bir Hakim olarak görev yapıyorum. Gençlik arasında sosyalist düşünce yaygın. Belediye Başkanımız da; Şeyh Sait'in kardeşinin oğlu-yeğeni Merhum Hüsamettin Aygören.
Sosyalist olduğunu söyleyen gençlere; "sosyalizm iyi de; siz o'na layık değilsiniz..." dedi. Bana; " Hakim Bey İslamiyetin özü; sosyalizmdir" dedi ve uzun uzun anlattı.
Reis Bey; "Babam,bana evdeki av tüfeğini verdi. Karşı tepelerden 3 tane keklik vur ve eve getir, misafirimiz var"dedi Ben de gittim ve 5 tane vurdum, eve getirdim. Babam bana çok kızdı. Bizim ihtiyacımız 3 tane sen neden ihtiyaç fazlası keklik vurdun?" dedi. Zamanla merhum Yaşar Nuri Öztürk'ten:"Ma'un süresi; İhtiyacın fazlasını dağıt" ayetini duyduğumda şaşırmadım...
xxxxx
İşte İslamiyet ve İslam Felsefesi budur. İhtiyacın kadar alacaksın. Fazlasını almayacaksın ve fazlası varsa dağıtacaksın.
Arap Ülkelerinde Arap Şeyhleri dağıtıyor. İnsanların hakkını önce gasp ediyorlar ve sonrada sınırlı bir şekilde dağıtıyorlar.
İslam dini bu değildir. İslam dini; her insana iş, eş ve aş hakkını tanıyan bir dindir.
Bizim dindar geçinen bazı iş adamlarımız; İslam dinin bu kurallarını kabullenemiyorlar. Hep kendilerine.
xxxxx
Ülkemizde inşaat sektörü çok sorunludur. Kazancı çok iyidir ama; riski de çok fazladır.
İnşaat sektöründe çok sınırlı bir vasıflı işçi çalışır-çalıştırılır çalışanların büyük çoğunluğu ise vasıfsız işçidir.
İnşaat sektöründe çalışan işçiler için iş yerlerinde; yeterli bir iş güvenliği de yoktur. İş Güvenliği aynı zamanda çalışan işçilerin de bu konuda eğitimleri gerekir. İşçiler genellikle de; çalıştıkları inşaatların bulundukları alandaki geçici konteynırlarda veya prefabriklerde barınırlar. Temizlik ve sosyal etkinlik yok gibidir. Sağlık yönünden de sıkıntılıdır. Yemekler ona keza. Ücretleri yetersiz. Gününde ödenmez. Bazen de uzun süre ödenmediği gibi; hiç de ödenmez. Bir yıl çalışan İşçinin 3 aylık sigorta primi yatırılır. Çıkışı verilir ve 8-9 aylık sigorta pirimi yatırılmaz. İşçinin de bu olgulardan haberi ve de bilgisi de olmaz.
Çalışan işçilerin dünyası; iş yeridir.
xxxxxxx
Ülkemizde; ciddi iki işveren ve üretim yapan kurum vardır. Sabancı ve Koç Grupları....
Bu iki gruba ait iş yerlerinde grev ve lokavt olayları yaşanmıyor. Bu iki işveren grubu; önce tüm çalışanlarını gereken şekilde eğitiliyor. Çalışanlarının ekonomik sorunları yok gibi. Ücretleri ve sosyal hakları yerine getiriliyor.
Koç'un üst düzey müdürlerinden bir arkadaşım uzun süre görev yaptı.
Merhum Vehbi Bey’in de bulunduğu toplantıdan bir müdür; sahillerden arsa alınarak; inşaat yapılmasını ve getirisinin çok güzel olduğunu dile getirir.
Merhum Vehbi Bey; sinirlenir ve ayağa kalkar.
"Biz sanayiciyiz inşaat malzemeleri üretiriz ama inşaat üretemeyiz bu konu; bu şirketten bir daha gündeme gelmesin" demiş...
Evet. Sabancı Grubu da inşaat üretmez ama inşaat malzemesi üretir.
Bu iki işveren grubu ve benzeri gruplarda ciddi bir iş adamlığı vasfı var. Bunlar ve benzeri iş yerlerinde grev olmaz. Greve neden olacak; bir olgu yaşanmaz. 
xxxxxx
İstanbul Yeni hava alanı inşaatındaki olayların kökeninde de bu olgular vardır.
Medya haberlerine göre; bu iş yerinde iş kazası sonucu 30 kişi yaşamını kaybetmiş.
Ülkemizde; son zamanlarda çok iş kazaları yaşandı. Çok işçilerimiz yaşamını kaybettiler. Bir süre sonraları unutuldular.
Bu iş; sanırım bir inşaat şirketine ihale edilmiştir. Bu firmada; iş bölümü yaparak; hafriyatı, beton işini, duvar işini, sıva işini, tesisat işlerini başka başka alt firmalara vermiştir.
İşçilerde bu firmalar adına çalışırlar.
Sosyal medya haberine göre; işçiler iş güvenliği,barınma ,yemek ve ücret sorunları nedeni ile sendikalarının önderliğinde işi durdurmuşlar.
Anayasamızın 48- 55. maddeleri arası; Çalışma Özgürlüğü ve Grev hakkını düzenlemiştir.
İşçilerin bu eylemlerinin içinde bağlı oldukları sendika bulunmaktadır.
Devletin idari makamlarının bu olayın üzerine denetim organlarını çalıştırarak gitmesi gerekir.
Devletin kolluk kuvvetleri olan polis ve jandarma ile gidilmez.
"Açım. Eşim ve çocuklarım evde ekmek bekliyor..." diyen işçilerin üzerine kolluk kuvvetleri ile gidilmez. Gözaltına alınmaları da yanlış. Olağanüstü Hal Yasası gereği de burada uygulanmamalıdır.
İşçilerin yakınmalarını ve çalışma koşullarını, aldıkları ücretlerini yerinden inceletmesi gerekir.
Çalışma bakanımızın; olaya el koyup; iş güvenliği müfettişlerine olayları sağlıklı bir şekilde inceletmesi gerekir...
xxxx
17 Ağustos 1999 Marmara Depremi sonrası; görev yaptığım ile yeni bir vali atandı. Kısa sürede tüm yardımcılarının başka yerlere atanması sağladı ve kendi tanıdıklarından olan bir ekip oluşturdu. İmar ve benzeri birimlerin başlarına da aynı konumda atamalar sağladı...
Deprem Konutları için ihaleleri de kendi yöresindeki inşaat müteahhitleri üslendi. Aynı şekilde şantiyeler kuruldu. İşçiler İç Karadeniz, Sivas, Çankırı gibi bölgelerden getirildi. İnşaatlar tamamlandı. İşçilerin şantiyeleri boşaltması için polis-jandarma işçilerin üzerine gönderildi. İşçiler; üç aylık ücretlerini almadan iş yerini terk etmeyecekleri hususunda direnmelere başladılar...
xxxxx
Anayasamızın 49. Maddesi; 
"Çalışma,herkesin hakkı ve ödevidir.
Devlet çalışanların hayat seviyesini yükseltmek,çalışma hayatını geliştirmek için çalışanları korumak,çalışmayı desteklemek ve işsizliği önlemeye elverişli ekonomik bir ortam yaratmak için gerekli tedbirleri alır.
Devlet,işçi-işveren ilişkilerinde çalışma barışının sağlanmasını kolaylaştırıcı ve koruyucu tedbirleri alır."
50.Maddesi ise; 
"Kimse,yaşına,cinsiyetine ve gücüne uymayan işlerde çalıştırılamaz.
Küçükler ve kadınlar ile bedeni ve ruhi yetersizliği olanlar çalışma şartları bakımından özel olarak korunurlar.
Dinlenmek, çalışanların hakkıdır.
Ücretli hafta ve bayram tatili ile ücretli yıllık izin hakları ve şartları kanunla düzenlenir."
55. Maddesi ise; 
"Ücret emeğin karşılığıdır.
Devlet, çalışanların yaptıkları işe uygun adaletli bir ücret elde etmeleri ve diğer sosyal yardımlardan yararlanmaları için gerekli tedbirleri alır.
Asgari ücretin tespitinde ülkenin ekonomik ve sosyal durumu göz önünde bulundurulur."
Anayasanın 51. Maddesi Sendika Kurma Hakkını...
53. Madde Toplu İş Sözleşmesi Hakkını ve 54. Madde ise; Grev-Lokavt Hakkını düzenlemiştir.
1961 Anayasası getirdiği düzenlemeler ile; iş yasası, Grev ve lokavt yasası ile Sendikalar Yasasını Türk Toplumuna hediye etmiştir.
Tüm çalışanların-emeği ile geçinenlerin sendika haklarıdır. Sendika; çalışan tüm emekçilerin haklarını koruyan anayasada güvence altına alınmış bir anayasal kurumdur. Olağanüstü dönemlerde faaliyetleri sınırlandırılmış: ama kapatılamadı.
Anayasamızda lokavt ile ilgili bir düzenleme yoktur. 1968’lerde; Anayasa Mahkemesi Anayasaya aykırı olmadığına karar vermiştir...
Çalışma alanın düzenlenmesi ile ilgili hükümler arasında dikkati çeken nokta ise; Grev Hakkının Anayasa ile güvenceye alınmış karşılık, genellikle bunun işverene tanınmış bir karşıtı olarak düşünülen; lokavt hakkının böyle bir güvenceye kavuşturulmamış olmasıdır.
İşverenin, işyerindeki çalışmayı durdurulması, kapıların işçinin yüzüne kapatılması ve işçilerin topluca işten uzaklaştırılması diye tanımlanabilecek olan lokavt hakkı; ekonomik bakımından güçlü durumdaki kişilere ait olduğu için birde Anayasa Güvencesinin zırhına büründürülmemiştir.
Sendika yöneticilerinin de; yasal güvenceleri vardır. Çünkü; hak arayan ve hak arayanların mesleki bir örgütüdür.
xxxxxxx
1977 yılı öncesi ben AÜH Fakültesinde öğrenci iken; Ankara’da işçi-iş veren arasındaki çıkan grev olaylarını ve açlık grevlerini o dönemin Diyanet İşleri Başkanı Lütfü Doğan Hoca; tarafları bir araya getirir ve mutlu son ile de çözümlerdi. Sosyal barışı da sağlardı...
Evet... Şimdiki Diyanet İşleri Başkanımız... Akil Adamlarımız... Buyurunuz... Bu sorunların çözümleri sizleri bekliyor...


Anahtar Kelimeler : Turan ATEŞ ,
Print
Yorum Yap
Yorumunuz
1000

Henüz yorum yapılmadı,
İlk Yorum yapan siz olun...

Facebook Yorumları
Dikkat Çekenler
Yazarlar
Anket

Duyurular
Linkler
Arşiv
Günlük Gazeteler
Oku
Ziyaretçi Defteri
Hava Durumu
Hava Durumu
Yükleniyor...
E-Gazete
/Resimler/Editor/images/18%20Aral%C4%B1k%20%C3%87%C4%B1nar-1.jpg
Facebook Twitter
2014 Kırşehir Haber 365 - tüm hakları saklıdırHaber Scripti Haber Yazılımı