23 Aralık 2019 12:49
-A +A
Taylan Özgür Köşker

Taylan Özgür Köşker

GÜL NİNE

Çınar Kırşehir Gazetesi Köşe Yazarı

Aydan arı günden duruydu yüzü. Tertemizdi. Belki yüz yaşında vardı, belki bin... Yıllar, saçlarını ağartmış, apak etmişti. Bir başına yaşıyordu. Kimsesizdi. Hayatında her şeyi görmüş, geçirmişti. Çınar ağacı gibi dimdikti. Yalnızdı. Yalnızlığı mis kokuyordu. Alışmıştı. Mutluydu. Nasıl mutlu olmasındı.  Tabiat ana öteden beri dostuydu. Bitkiler, börtü böcek, kuşlar, köpekler, kediler, koyunlar, kuzular kardeşleriydi, yoldaşlarıydı. Ağaçlar, dağlar, ovalar, koyaklar onundu. Yalnızca yaşamında insan yoktu. Varsın olmasındı. O, kendine yetiyordu. Kışın sobası yanardı. Sobanın üzerinde yemeğini pişirirdi. Kış, çok uzun sürse, tüm yakacağı bitse de üzülmezdi. Koyunları vardı. Onlarla birlikte uyurdu. Koyunlarının yumuşacık yünlerine sarınır, ısınırdı. Serçelerin ötüşüyle güne uyanır; kedilerin sesiyle huzur bulur; köpeklerin havlamasıyla güven duyardı. Yılanlarla, çıyanlarla, tüm hayvanlarla arkadaş olmuştu. Evinin tek odasında yaşardı. İlkyaz gelince bahçesindeki sebzelerle karnını doyururdu. Evinin ilerisinde tarlanın ötesindeki gölden kimileyin balık tutar, yerdi. Yaz gelince de sıcaktan bunalmazdı. Dağlardan esen yelle serinlerdi. Güz aylarında kışa hazırlık yapardı. Gül Nine´nin günleri, ayları hep böyle geçerdi. Ta ki güzel bir yaz sabahı uykusundan uyanıp, gerinip de etrafında olan biteni görünceye dek... Gördüğü şey beş, altı tane yavru yılandı. Minik yılan yavruları bir eleğin etrafında dolanıyorlardı. Ne de olsa yılanlarla, çıyanlarla, hayvanlarla yaşıyordu. Onları çok seviyordu. Yine de Gül Nine´nin içini bir korku sardı. "Eyvah!" dedi. "Bunların bir de anası vardır." Gül Nine, aceleyle yatağından indi. Yusyuvarlak eleği eline aldığı gibi kıvıl kıvıl oynaşan yılanların üzerine kapattı. Yılanlar hiçbir yere gidemiyordu. Eleğin içine hapsolmuşlardı. "Bunlar,  burada kalsınlar. " diye söylendi. Gül Nine, heyecanla beklemeye başladı. Kimsenin onu göremeyeceği bir yere saklanmıştı.  Acaba anaları var mıydı? Varsa da gelecek miydi? Gelecekse ne zaman gelirdi?  Gelirse ne yapacaktı? Tüm bu soruları aklından geçirerek sabırla bekliyordu. Saatler geçmişti. Gelen giden yoktu. Gül Nine, tam beklemekten vazgeçeceği sırada kapının önündeki dümdüz eşikten yemyeşil derisi ışıl ışıl balkıyan bir yılanın usul usul geldiğini gördü. Derisi göz alıcıydı. Yeryüzünün en ilgi çekici, en güzel rengiydi. Yılan, yavrularını aramaya gelmişti. Ama yavrularını görememişti. Eleğin içerisinde oynaşan yılanları fark etmemişti. Acaba yavrularına insanoğlu bir şey mi yapmıştı. Ana yılan çok öfkelendi. Hemen ötede Gül Nine´nin akşamdan sağıp, kaynatıp koyduğu süt dolu tencereyi gördü. Hışımla tencerenin içerisine zehrini boşalttı. Gül Nine, gözlerine inanamıyordu. Yine "Eyvah!" dedi. Ama bu kez içinden söyledi. Bu yılan ya beni sokacak ya da zehirleyip intikam alacak diye aklından geçirdi. Bununla kalmazdı. Yılanların öfkesi kötü olurdu. Yılanların öcü yerde kalmazdı. "İyi ki yılanın zehrini tencereye akıttığını gördüm." diye düşündü. "Ya görmeseydim ne olacaktı?" Ardından Nine, hemen eleğin yanına doğru geldi, hızlıca eleği kaldırdı. Kaldırır kaldırmaz da tencerenin yanındaki yılana seslendi: " Yavruların burada." dedi. "Bak, onlara hiçbir şey yapmadım. Onları öldürmedim. Hepsi de yaşıyor. Üzme kendini." Ana yılan, bu sözlerin ardından kıvrılarak yavrularına doğru geldi. Hemen yavrularının üzerine kapaklandı. Ardından ana yılan kafasını kaldırdı, Gül Nineye şöyle bir baktı, baktı ve sonra inanılmaz bir sahne bunları izledi. Yılan, aceleyle az önce zehrini boşalttığı tencereye doğru gitti. Beliyle tencereyi sardı ve içinde bulunan sütün hepsini hızla yere döktü. Toprak taban bütün sütü emdi. Gül Nine, şaşkınlıktan, hayranlıktan az kalsın küçük dilini yutacaktı. Soluğunu topladıktan sonra, "Bundan böyle seninle, tüm yılan soyuyla sonsuza değin arkadaş olacağım." dedi. Hemen ardından dış kapıyı açtı. Ana yılan ve yavruları yavaşça süzülerek dışarı çıktılar. Bir daha da gözükmediler.  Yılanların dostluğu ne insanlara, ne de diğer hayvanlara benziyordu. Yılanlar, gözünde en sadık, en güvenilir, en etkileyici, en cömert varlıklar olmuştu. Tüm hayvanlarla sevgi dolu yaşamını sürdüren Gül Nine, yılanlara o günden sonra ayrı bakmaya başladı. Onların sevgisini, onların dostluğunu apayrı bir yerde, ta yüreğinin içinde hissetti. Ömrü boyunca hiçbir zaman bir yılana zarar vermedi. Her zaman onların gönlünü hoş tuttu. Yılanlar da onu sevdi, ona hiçbir zaman dokunmadı.
 

Anahtar Kelimeler : Taylan ÖZGÜR KÖŞKER ,
Print
Yorum Yap
Yorumunuz
1000

Henüz yorum yapılmadı,
İlk Yorum yapan siz olun...

Facebook Yorumları
Dikkat Çekenler
Yazarlar
Anket

Duyurular
Linkler
Arşiv
Günlük Gazeteler
Oku
Ziyaretçi Defteri
Hava Durumu
Hava Durumu
Yükleniyor...
E-Gazete
/Resimler/Editor/images/18%20Ocak%20Cumartesi-1.jpg
YARIŞMA
Facebook Twitter
2014 Kırşehir Haber 365 - tüm hakları saklıdırHaber Scripti Haber Yazılımı