4 Temmuz 2019 15:33
-A +A
Vahit DOĞAN

Vahit DOĞAN

GÜLMEK

Çınar Kırşehir Gazetesi Köşe Yazarı

Mizah yeteneği, neye gülüneceğine değil de neye gülünmeyeceğini bilmekle ilgilidir. İnsanları güldürebilme doğuştan gelen bir yetenektir. Bu bir sanat mıdır? Meddahsa, tiyatro oyuncusu ise, eski zamanlarda ‘komik’ şimdiki tabirle komedyense elbette sanatçıdır. 
İnsanın gülmeye her zaman ihtiyacı vardır. Geçmiş zamanların en büyük düşünce adamlarından Selim Sırrı Tarcan: “Gülmediğiniz bir gün için ‘Yaşadım’ demeyiniz” demektedir. 
İnsanların neye güldüğü de yaşadığı dönemdeki kültür seviyesine ya da sahip olduğu değerlere göre değişiyor. Gülmek belki de eskiden şimdiki gibi sabun köpüğü esprilerden ibaret değildi. 
Cumhuriyet Döneminin en büyük karikatüristlerinden Cemal Nadir, hayatı hakkındaki notlarında “Kaç çeşit gülen insan vardır?” sorusunun cevabını şöyle veriyor:
1 ) Çilingir sofrasında meze meraklıları olduğu gibi, kahkaha meraklıları… Bunlar; iyi gülünecek şeylere çok düşkündür ve tâbiri caizse halden anlarlar.
2 ) Dertliler güler.
3 ) Hakiki sanat meraklıları.
4 ) Olur olmaz her şeye gülenler ki, bu gibileri güldürmek karikatüriste pek zevk vermez.
5) Son derece az ve gülmemek için ayak diremiş olanlar. 
Kendi soyadı da ‘Güler’ olan Cemal Nadir, karikatürü anlamanın yapmasından çok zor olduğunu söylemiştir. 
** 
Konumuz gülmek olur da fıkramız olmaz mı! İşte size eski bir fıkra:
“İkinci Dünya Savaşı sırasında boyuna kaybeden bir kumandan odasında asabi asabi, bir aşağı bir yukarı dolaşıp duruyormuş.
Bir aralık duvarda asılı duran kendi resminin karşısında durup bağırmış:
--- Söyle bakalım, bu işlerin sonu ne olacak?
Resim dile gelerek şu cevabı vermiş:
--- Ne olacak; beni indirecekler, seni asacaklar!” 
** 
Bir de Nasreddin Hoca’yı hatırlayalım: (Bu fıkra ‘Şarlo’ lâkaplı dünyaca ünlü sinema sanatçısı Charlie Chaplin’in en çok sevdiği Nasreddin Hoca fıkrasıdır)
“Bir gün Hoca evinde oturup kahvesini içerken komşusu gelip odun kesmek için ormana gideceğini ve eşeğini birkaç saat için kendisine ödünç vermesini söylemiş. 
Hoca: --- Eşeğim burada yok, çocuk onunla pazara gitti,  diye cevap verince, o esnada ahırda olan eşek anırmağa başlamıştır. 
Komşu:  --- Be Hoca, sen sakalından utanmıyor musun? Ne diye yalan söyledin? İşte eşek ahırda!   deyince, Hoca: ---- Bana mı inanacaksın, eşeğe mi diye cevap vermiş.”
** 
“Batı Almanya’nın eski cumhurbaşkanlarından Heinamman’a vaktiyle gazeteciler, çalımlı bir çelmeyle:
--- Peki ama siz devleti sevmiyor musunuz? diye sormuşlardı.
Görmüş geçirmiş bir devlet adamı olan Heinamman, kıs kıs gülmüş:
--- Yok, demiş, ben sadece karımı seviyorum.” 
** 
Son sözü ismini hatırlamadığım Bulgar karikatürist söylesin: "Mizah, dünyayı gülünç olmaktan kurtarır."
**
Bu haftaki saklı kalan şiirimiz  1954 yılından, şair; Ferhat Sılacı:
ŞU DÜNYA 
Altınım yok
Dolarım yok
Şu dünyada
Geçer akçe
Güler yüzüm
Tatlı dilim
Güne yetmez
El emeğim
Kalbim dersen
Ne bileyim
Sen bağ de
Ben de bahçe.
Yeni Sabah Gazetesi'nden, 1950 yılı: 
---- Biraz tebessüm etmez misiniz?
---- İmkânı yok, şimdi vergi dairesinden geliyorum!...
 /Resimler/Editor/images/vahit%20resim.jpg

Anahtar Kelimeler : Vahit DOĞAN,
Print
Yorum Yap
Yorumunuz
1000

Henüz yorum yapılmadı,
İlk Yorum yapan siz olun...

Facebook Yorumları
Dikkat Çekenler
Yazarlar
Çok Okunanlar
Çok Yorumlananlar
Gözün Aydın Kırşehir!

Gözün Aydın Kırşehir!

17:00 27 Kasım 2019
Yine Tarih Yazdı!

Yine Tarih Yazdı!

09:10 7 Aralık 2019
10 Parmağında 10 Marifet!

10 Parmağında 10 Marifet!

14:36 2 Aralık 2019
"Çine" zulayı patlattı!

"Çine" zulayı patlattı!

14:09 21 Kasım 2019
Anket

Duyurular
Linkler
Arşiv
Günlük Gazeteler
Oku
Ziyaretçi Defteri
Hava Durumu
Hava Durumu
Yükleniyor...
E-Gazete
/Resimler/Editor/images/14%20Aral%C4%B1k%20Cumartesi-1.jpg
YARIŞMA
Facebook Twitter
2014 Kırşehir Haber 365 - tüm hakları saklıdırHaber Scripti Haber Yazılımı