19 Kasım 2019 15:17
-A +A
Polat Bilici

Polat Bilici

HASTANE POSTANE ARASI

Çınar Kırşehir Gazetesi Köşe Yazarı

"Gençler ümitle yaşlılar hayalle yaşar"
Bana ait olmayan bu sözün ne anlama geldiğini hep düşündüm ve yaş ilerledikçe ne olduğunu artan bir bilgiyle ne olduğunu anlamaya başladım.
İnsanın yaşı ilerledikçe hep geçmişi anar.
En çok da deli tay gibi hiç yerinde duramadığı o gençlik yıllarını.
Ne güzel günlerimiz geçiyordu o şirin Kırşehir'de.
Ekmek elden su gölden.
Sanki çok mu umurumuzdaydı gelecekte ne olacağımız, nasıl yaşayacağımız.
Bizim için önemli olan o "an"dı.
Bazen iki, bazen üç kişi, bazen de tek başımıza tur atardık Kırşehir'de hastane, postane güzergahında.
Öyle şeyler yapardık ki, şimdi düşündüğümde o zaman ki yaptığımız kurguyu tamamen saf ve çocuksu bulurum.
Arkadaşımızla anlaşıp bir senaryo hazırlar, sevdiğimiz kızın evinin önüne geldiğimizde sanki kavga ediyormuş gibi yapar, o kızı hangimiz seviyorsak, o yumruk atan, diğerimiz bir yumrukta yere yıkılan kişi olurken, üçüncü arkadaşımız da bizi ayıran kişi olurdu.
Bir başka seferde de roller değişirdi.
Kavga eden birisinin sevilmeyebileceğini neden düşünemezdik bilmiyorum.
O zamanlar İspanyol paça veya boru paça pantolonlarımız, kalın büyük tokalı geniş kemer, dil yaka dar kesimli gömlek, gömleğin üç düğmesi açık boyunda kolye, saçlar uzun kulaklar kapalı ve omuz üzerinde olması modaydı.
Kızların da buna benzer giyecekleri moda idi ama onların erkeklerden tek farkı kolye, yüzük, süslü kemerler gibi aksesuarları takar takıştırırlar, kendilerine yakıştırırlardı.
Bizim zamanımızda herkes herkesi tanırdı.
O nedenle ne mümkün kız arkadaşımızla yan yana yürümek!!!
Bunun cezası da ağırlaştırılmış müebbet hapisti.
Af kapsamına dahi girmiyordu.
Bazen, ilgi duyduğumuz kızların peşinden gider, süratle onları geçer, üç yüz dört yüz metre onları geçtikten sonra bir şeyler bahane ederek onların gelmesini beklerdik. Yanımıza yaklaştıklarında içimizi öyle bir heyecan basardı ki yüreğimiz yerinden fırlayacak gibi atardı.
Kimseye çaktırmadan gözünün içine bakar ve dalardık hayallere.
Hele ilgi duyduğun kız hafif tebessümle sana bakışını yakalarsan tüm dünya senin olurdu.
Bazen kendisinin takip edildiğinin farkına varan kız, eğer ki senden hoşlanmıyorsa birden durur, suratına Aliye Rona gibi sert sert bakarak,
"Ben senin bildiğin kızlardan değilim, ağabeyime söylersem görürsün gününü" diye tehdit etmesi!!!!
İşte bittiğimiz an, o an olurdu.
Bizim gençlik yıllarımızda Kırşehir'de hastane, postane arasında atılan voltalarla, bir kaç yıl içinde çok evliliklerin temeli atılmıştır bir kürek harçla.
Öğrencilik yıllarımızda hazırlanmış bir mektup vardı.
Bu mektup biz gençlerin arasında elden ele dolaşırdı.
Sevdiği kıza herkes bu mektubun kopyasını gönderirdi.
Bu mektubu aklımda kaldığı kadarıyla yazayım, hatırlayanlarınız olacaktır.
Aaah eski gençlik.
Mektubun içeriği şöyleydi.
"SEVGİLİM
Seni ilk gördüğüm anda kalbime pırlanta gibi bir güneş doğdu. O güneşi senin aşkın olarak nitelendiriyorum.
Seni seviyorum delicesine.
Eğer ki bu sevgime karşılık verirseniz, karanlık dünyamı aydınlatıp, aydınlık dünyama bir bahar katarsınız.
N'olursunuz arkadaşlığımı kabul edin, sizi deliler gibi seven,
der ve isminizi ekler,
Evet... Hayır ...
yazarak bir kibrit kutusuna koyup kızın geçeceği yolda onun göreceği şekilde yere bırakır ve hızla uzaklaşarak kızı gizlice gözlemeye başlarsın.
Eğer, kız o boş kutuyu alarak biraz da tebessüm ettiyse, o anda Füsun Önal'ın şarkısı gibi olursun,
"Din dan dan, artık benim de bir sevgilim var."
Eğer kız o kibrit kutusunu almayıp bir de kutuya tekme attıysa, tıpkı Şener Şen'in
"Allah'ım kör et beni" şarkısı gibi olursun.
Gençliğimizin yarısı çok güzel geçmişti Kırşehirimizde, hele de hastane, postane arasında.
Daha sonra biz gençlere öyle bir virüs bulaştı ki, bir daha bu virüsten kurtulup kendimize gelemedik.
Gençliğimizin diğer yarısı boşu boşuna heba oldu gitti, hâlâ bu virüsten kurtulamayan arkadaşlarımız var.
Her ne kadar bu virüsün aşısı bulunsa da, aşının bazı kişiler üzerinde etkisi olmadı, hâlâ da devam ediyor.
Bu virüsün ismi de siyasetti maalesef !!
Ancak kendime söz veriyorum bir gün memleketimize Kırşehir'e geldiğimde hastane, postane arasında volta atacağım, belki de çok ilerde,
Yolda yürürken, şimdi eser bile kalmayan o eski püskü evlerdeki, melankolik olarak sevdiğim aşklarıma, o yöne bakarak gizli gizli el sallayacağım.
Ve belki de gözlerimden iki damla göz yaşı süzülecek, ağlayacağım.
Duracağım şehri en iyi gören bir noktada
Yorgun bedenimi bastonuma yaslayacağım.
Soluklanacağım.
 

Anahtar Kelimeler : Polat BİLİCİ ,
Print
Yorum Yap
Yorumunuz
1000

Henüz yorum yapılmadı,
İlk Yorum yapan siz olun...

Facebook Yorumları
Dikkat Çekenler
Yazarlar
Çok Okunanlar
Çok Yorumlananlar
Gözün Aydın Kırşehir!

Gözün Aydın Kırşehir!

17:00 27 Kasım 2019
Yine Tarih Yazdı!

Yine Tarih Yazdı!

09:10 7 Aralık 2019
10 Parmağında 10 Marifet!

10 Parmağında 10 Marifet!

14:36 2 Aralık 2019
"Çine" zulayı patlattı!

"Çine" zulayı patlattı!

14:09 21 Kasım 2019
Anket

Duyurular
Linkler
Arşiv
Günlük Gazeteler
Oku
Ziyaretçi Defteri
Hava Durumu
Hava Durumu
Yükleniyor...
E-Gazete
/Resimler/Editor/images/14%20Aral%C4%B1k%20Cumartesi-1.jpg
YARIŞMA
Facebook Twitter
2014 Kırşehir Haber 365 - tüm hakları saklıdırHaber Scripti Haber Yazılımı