1 Ocak 2019 16:14
-A +A
Polat Bilici

Polat Bilici

KAYIT GÖRMEK

Çınar Kırşehir Gazetesi Köşe Yazarı

Kırşehir'de eskiden alışverişe file ve sepetle gidilirdi.
Köyden şehire giden kişiler ise, "Şaare evin kaydını görmeye gidiyorum" derlerdi. Bu söylem şehir merkezinin çok yerlerinden de geçerliydi.
Altmışlı yıllarda köylerden şehir merkezine hızla göç başladığı için, köy ve şehir kültürü birbiriyle yoğruldu.
Benim zamanımda Kırşehir'de tek bir pazar yeri vardı. Pazar günü kurulan pazara, kitli pazar, pazartesi kurulan pazara ise açık pazar denirdi.
Köylü hemşehrilerimiz ekseriyetle pazartesi günü geldikleri için, o günkü pazar çok kalabalık olurdu. 
Ne güzel file ve sepetlerimiz vardı; rengarenk...
Aldığımız şeyler öncelikle kese kağıdına konulur, kese kağıtları ise, ekseriyetle gazete kağıtlarından oluşurdu.
Kese kağıdını ekseriyetle dar gelirli vatandaşlarımız, eve katkı olsun diye eski gazetelerle yaparlar, yapıştırıcı olarak, nişasta hamuru kullanılır, yapılan kese kağıtlarını esnaflara satarlardı.
Kese kağıtları bayağı ağır olduğu için, satıcının haksız kazanç sağlamasına neden olurdu.
Ben çocukluğumda evdeki kese kağıdını nemlendirir, yırtılmaması için azami dikkatle açar, tarihi bayağı geçmiş olsa da eski haber ve köşe yazılarını okurdum.
Okuduktan sonra da, sobayı tutuşturmak için kullanılırdı.
Eskiden vatandaş, hiçbir şeyini araya salmaz, her şeyini en güzel şekilde değerlendirmeye çalışırdı.
Zaten dinimizce de israf haramdır denilmez mi ?
Eskilerde pazar ve bakkallardan alış veriş yapmak ayrı bir kültürdü.
Albenisi olan meyveler, sepetin alt tarafına konulurdu.Almaya gücü yetmeyen kişilerin ve çocuklarının nefisleri çekmesin diye, sepetin en üstüne, pırasa veya ıspanak gibi, ucuz sebzeler konulurdu.
Alışverişe gittiğinde, eğer ki yanında sepet yerine file varsa, albenisi olan yiyecekler, muhakkak kese kağıtlarına konulurdu.
Ne yazıktır ki yaptıkları alışverişi görsel şölene çeviren görgüsüzler de vardı. Aldıkları şeyleri fileye koyup, sanki sergi açmış gibi sergileyenler...
Bizim çocukluğumuzda buzdolabı olmadığı için, alınan meyveler sepete konulur, sepet ise kiler tavanının en üst kısmında bulunan çengele takıldığı için, biz çocuklar yetişemediğimiz için, kedinin ciğere baktığı gibi bakardık.
Köyde iş çok olduğu için, bize iş buyrulur, verilen işi yaptığımızda ise, sepetteki meyvelerle ödüllendirilirdik.
Sepet eskimeye yüz tuttuğunda, çok zorluklarla karşılaşırdık.
Pazar yerinde tıka basa doldurulan sepet eve götürürken, sepetin yerinden çıkan sert kamışı kalçamıza baskı yapar, bazen de sepetin sapı kopar, kucağımızla eve götürmek zorunda kalırdık.
Sadece sepet ve file değildi.Yoğurt torbamız da vardı, beyaz bezden yapılan. Bu torbaya alınan yoğurt konulur, üst tarafına geçirilen ip ile torbanın ağzı bağlanırdı. 
En zor iş de o iki sitil yoğurt konulan torbayı eve götürmekti.
Bez torbaya konulan yoğurdun suyu sızdığı için, sızan yoğurt suyu pantolonumuzu kirletmesin diye, kolumuzu aralayarak götürmek zorunda kalırdık.
Suyu sızan torba yoğurdun tadı o kadar güzel olurdu ki, tadına doyum olmazdı.
Bizim zamanımızda ilahnelerin ( Lahana ) sapları koparılmaz, ilanenin sapından tutup, omzumuza alarak eve götürürdük.
İlahne sarılmadan önce, ortasını tıpkı fare deliği gibi açar, beyaz kısımlarını zevkle yerdik.
Binek hayvanlarıyla köyden pazara gelen vatandaşlarımızın binek hayvanlarının üzerinde, iki gözlü heybeleri bulunur, alınan malzemeler ise heybenin gözlerine konurdu.
Ocak 2019 tarihinde geçerli olmak üzere, poşetler paralı olacak. Bundaki amaç ise, doğayı kirletmemek için alınan önlem olarak belirtiliyor.
Oysa beş poşet getirene bir ekmek bedava denilemez miydi ? En azından toplanan poşetler geri dönüştürülerek, doğaya verilen zararı en aza indirmek için...
Kapitalist sistem dedikleri bu işte. Bir zamanlar, markette bir bağ maydanoz alan tüketici, marketin aracıyla kapısının önüne kadar getirilir, satılan ürünler ise; küçük bakkal, manav ve kasapların sattığı ürünlerden ucuz olduğu için, büyük rağbet gördüler ve küçük esnaf iş yapamadığı için, çoğu dükkanlarını kapatmak zorunda kaldı.
Eskiden gider Bakkal Ethem, Kasap Hasan ve Manav İsmet amcalarımızdan alışveriş yapar, deftere yazdırdığımız gibi, elden de borç para alırdık.
Şimdi gidin bakalım markete, borç olarak bir sakız dahi alamazsınız. Çünkü orada çalışanlar şirket elemanlarıdır.
Küçük esnafı bitirdikten sonra, servis araçlarını kaldırdılar, ürün fiyatlarını kafalarına göre ayarladılar.
Yılbaşından itibaren poşetler paralı olacak.
Korkarım ki bu gidişle, market içinde bulunan arabalara da taksimetre takarlar...
 

Anahtar Kelimeler : Polat BİLİCİ ,
Print
Yorum Yap
Yorumunuz
1000

Henüz yorum yapılmadı,
İlk Yorum yapan siz olun...

Facebook Yorumları
Dikkat Çekenler
Yazarlar
Çok Okunanlar
Çok Yorumlananlar
Kırşehir'de Deprem!

Kırşehir'de Deprem!

12:58 6 Haziran 2019
Doğa EŞARP

Doğa EŞARP

13:04 29 Mayıs 2019
Anket

Duyurular
Linkler
Arşiv
Günlük Gazeteler
Oku
Ziyaretçi Defteri
Hava Durumu
Hava Durumu
Yükleniyor...
E-Gazete
/Resimler/Editor/images/24%20HAZ%C4%B0RAN%20PAZARTES%C4%B0-1.jpg

Facebook Twitter
2014 Kırşehir Haber 365 - tüm hakları saklıdırHaber Scripti Haber Yazılımı