25 Nisan 2018 16:02
-A +A
Polat Bilici

Polat Bilici

Kervansaray

Çınar Kırşehir Gazetesi Köşe Yazarı

         Çocukluğumuzun vazgeçilmezlerinden birisi de, Kırşehir'deki Kervansaray Dağımızdı.
         "Sanki al bunu da ye kurbanım" diyerek, neler neler ikram ediyordu bizlere.
         Her mevsime göre bir şeyler sunardı.
         Kışın yağan kar, tipi nedeniyle belirli çukurlara doluşup taş gibi olurdu.
         Her yerde kar kalksa da, buradaki kar uzun bir süre erimezdi.
         Bizim çocukluğumuzda dondurmacılıkla uğraşan büyüklerimiz buradan kamyon kamyon kar taşırlardı kar kuyularına.
         Seyyar arabalarıyla sattıkları dondurma kabı bir fıçının içine konur, etrafı karla doldurulup, küsküyle dövülerek iyice sıkıştırılırdı.
         Bunun dışında mahalle aralarında kar satan büyüklerimiz de vardı. Kaplara doldurduğumuz karın üzerine pekmez gezdirilir, ne güzel yemesi olurdu. Pekmezli karın tadına doyum olmazdı.
         İlkbaharda çiğdemler fışkırırdı toprakta. Arkadaşlarımızla o turuncu çiğdemleri kazımak ne güzel olurdu. Hele bir de koyun gözüne rastladıysak, ayrı bir sevinç kaplardı içimizi.
         Koyun gözünü bulan arkadaşımız; "Koyun gözü buldum" diye sevinç çığlıkları atardı.
         İlkbaharın ortalarına doğru kanatlı kangal, mantar ve envai çeşit otlar toplanırdı.
         Sonlarına doğru ise kenger, göbekli kangal, çalık, keme toplardık ki tatlarına doyum olmazdı.
         Küfül küfül esen yelde gezinirken, koyun sürüleri geçerken, boyunlarına bağlanan zil seslerini dinlemek çok hoş olurdu.
         Kervansaray'da koyun sürülerinden geçilmezdi. Sık sık koyun ağıllarıyla karşılaşırdık, yanındaki koyun sulamak için hatıllı çeşmeleriyle. Çeşmeye yaklaşmamıza köpekler müsaade etmezdi. Bulundukları yerden havlaya havlaya üzerimize doğru gelirken, biz çocuklar son sürat kaçardık.
         Kervansaray'ın eteğine kurulan çoğunlukla ustalarımızın oturduğu Kervansaray Mahallesi'nden geçerken, ustalarımızın evlerinin kenarında yanlarına keklik kafeslerini koyup keklikler öterken, bağdaş kurarak oturmaları seyre değerdi.
         Hele bir de yeni düğünden gelmişlerse ki eğer, keyiflerine diyecek yoktu.
Her kapı önünde mangallar kurulur. Mangalın dumanı her yeri sarardı. Mis gibi kokular gelirdi mangal yakılan yerlerde.
         Kervansaray'a tırmanırken dönüp arkamıza baktığımızda ne güzel görünürdü Şirin Kırşehir'imiz, muhteşem manzarasıyla.
         O güzel manzaranın seyrine doyum olmazdı, gecesi ve gündüzüyle.
         Kırşehir'imiz yerleşke olarak, etrafı dağ ve tepelerle çevrili olduğu için çanak şeklindedir. Dağ ve tepelerden sızan sular nedeniyle sulak yer olup, toprağı verimli ve bereketlidir.
         Ah keşke o güzelim bağ ve bahçelere kıymasalardı, şehir Kervansaray eteklerine doğru yapılansaydı.
         Olan oldu güzelim bağ ve bahçelerimizi kendi ellerimizle yok etik. Ne kadar keşke desek de artık geri dönüşüm yok maalesef.
         Tam zirveye çıkıp geriye dönüp baktığımızda güzel Özbağ'ımız ve Kındam'ımız, Değirmendere, Selgah, PETLAS ve çevre köylerimizin görünümü bizi büyülerdi.
         Zirvenin diğer tarafına baktığımızda gözlerimize inanamıyorduk. Seyfe Gölü'nün tüm güzelliğiyle karşı karşıyaydık.
         Yemyeşil ağaçlar arasından güzel ilçem Boztepe, güzel köyüm Külhüyük, Şuayipli, Terziyan, Körpınar, Göllü, Hatunoğlu çöl köyleri, Malya Üretim Çiftliği ve çiftliğin üretim tesisleriyle Karacaören, Horla, Badıllı, Dalakçı, Seyfe, Gümüşkümbet, Seyfe Gölü'nün arkasındaki Yazıkınık gibi gölün arkasındaki köylerin görünümü muhteşemdi.
         Boşuna dememişler: "Şirin Kırşehir" diye...
         "Kervansaray" demişken bir yazımda daha bahsetmiştim. Bir daha bahsetmekten yarar var sanırım.
         Bu söylemim inşallah milletvekillerimizin kulağına gider de, askeri birliğin Kırşehir'e taşınmasına vesile olurlar.
         Şehrin ortasında kalan Mamak gibi askeri birliklerin başka şehirlere taşınacağı kesindir. Taşınmayla ilgili karar alınmış olup, peyder pey uygulamaya geçirilecektir.
Ne güzel olur askeri birliğin Kervansaray Dağları'nın sırtlarına taşınması. Askerin olduğu yerde yeşillik olur. Kısa bir süre zarfında o güzel dağımız yemyeşil görünüme kavuşur.
         Orada çiğdem toplamasak da Kırşehir'imizin her yerinde zaten rastlarız o bereketli topraklarında.
         Askeri birliğin yerleştiği şehirler ihya olmuşlardır. Güç durumda bulunan esnafımızın yüzü gülecek ve kazancını kat be kat arttıracaktır.
         Sadece onunla da kalmayıp, Şirin Kırşehir'imiz büyüyüp gelişecek, geliştiği gibi, tarlaların çoğuna da imara açılarak hemşerilerimiz ihya olacaklardır.
         İhya olmakla kalmayıp, geri göç de başlayacaktır.
         Şimdi kuş olmak isterdim Kervansaray'da.
         Bir uçtan, bir uca kanat çırparak...


Anahtar Kelimeler : Polat BİLİCİ ,
Print
Yorum Yap
Yorumunuz
1000

Henüz yorum yapılmadı,
İlk Yorum yapan siz olun...

Facebook Yorumları
Dikkat Çekenler
Yazarlar
Anket

Duyurular
Linkler
Arşiv
Günlük Gazeteler
Oku
Ziyaretçi Defteri
Hava Durumu
Hava Durumu
Yükleniyor...
E-Gazete
/Resimler/Editor/images/20%20Ekim%20Cumartesi-1.jpg
Facebook Twitter
2014 Kırşehir Haber 365 - tüm hakları saklıdırHaber Scripti Haber Yazılımı