11 Mart 2019 10:15
-A +A
Emine Baştuğ

Emine Baştuğ

KİM ŞEYTAN?

Çınar Kırşehir Gazetesi Köşe Yazarı

     Merhaba Sevgili Dostlar; 
     Kadınların ve toplumumuzun kanayan yarasıdır kadın ve erkek arasındaki çatışmalar.
     Bayram değil seyran değil bu yazı da nereden çıktı diyeceksiniz şimdi. 8 Mart Dünya Kadınlar Günüydü değil mi? O güne binaen yazmış olayım haydi neyse bu yazımı da. Dolayısıyla tam da isabet oldu sanırım. Sizlere iyi okumalar…
       Ülkemizde kadın ve erkek ilişkileri keşke istenilen seviyeye ulaşmış olsa da ben/bizler bu tür yazıları hiç kaleme almış olmasak  ne kadar güzel olurdu aslında… Ama maalesef ki bu konu hiç gündemden düşmediği gibi daha da çok yazılar yazılacak gibi görünüyor… 
       Neyse efendim; ben bu konuda, erkekleri biraz özeleştiri yapmaya davet etmek istiyorum. Hatta biraz daha ileri gidip, sözüm meclisten dışarı ve güzide  insanları tenzih ederek ve teşbihte hata olmaz diyerek, hani kadınlara şeytan diyorlar ya, bence demesinler. Ve şeytan asıl erkeklerdir diyorum. Hem de onlarda öyle bir şeytan tüyü var ki sormayın gitsin.
       Şöyle ki: Erkek, kadını kendine gönüllü köle yapıyor adeta… Kadın ne bırakabiliyor, ne de gönlünce yaşayabiliyor. Yüreği de ayakları da prangalıdır artık. Mal mal öylesine  varla-yok,  ölmüşle-kalmış, hayalle-gerçek arasında hayatını idame ettirmeye çalışıyor. (Tabi bazı istisnalar kaideyi bozmaz.) Şimdi size sorarım, bu durumda kim şeytan?
       Sanki hayat hep böyleymiş, evlilik sadece yaşadığı bu klişe hayattan ibaretmiş gibi gelir artık kadına. Beyin bir yandan, vücut bir yandan resmen bağışıklık kazanmıştır. Erkek kadının merhamet duygusunu da biliyor ya; sürekli o bilindik yumuşak karnına çalışmaktadır artık…
       Kadın da bu arada çocuğum diyor, geleceğim diyor, el diyor, gün diyor, ailem, ar, namus diyor, alışkanlıklarım diyor, diyor da diyor… Bir de bakmış ki, bu düşünceler arasında erkeğin esiri oluvermiş… Velhasıl, “Kadın Tanrı’ya taptığını sanırken, erkeğin kurduğu egemenlik sisteminin kölesi olduğunu anlayamamıştır.”
       Burada bir şey söylemek istiyorum, yukarıda bahsettiğim kadınların aksine, sınırlı sayıda da olsa tam tersi  erkekler de mevcuttur… Yakinen tanıdığım insanlar olduğu için biliyorum…
       Şimdi söyleyin dostlar kim şeytan? Allah’ın özene bezene ve altı günde yarattığı kadını sen yok say, dolayısıyla Allah’ın emrine de karşı gel, üstelik mirastan da payını verme, kadını beş kuruşa muhtaç et, çoğu zaman gururunu ayaklar altına al, sanki o senin eşin, çocuklarının annesi değilmiş de düşmanınmış gibi davran… Daha saymamı ister misiniz?
       Biliyorsunuz ki; yüzyıllardır suyun başında adeta doğanın kanunuymuş gibi hep erkekler bulunmuşlardır. Yani deyim yerindeyse, erkek egemen bir toplum olduğumuzdan, bütün köşeleri tutmuşlar da diyebiliriz. İşte bu yüzden de kanun, hüküm ve nizamları kendilerine göre uyarlayıp, uygulamaya koydukları için bugüne kadar bir nevi dokunulmazlık zırhına bürünmüşlerdir. 
       Bu arada işine geldiği şekilde Kur’an-ı Kerim’deki hadisleri değiştirdikleri yetmezmiş gibi, şimdi nerdeyse ayetleri bile değiştirmeye  başladılar desem inanın abartmış olmam.  Açıkçası; özgüvenleri de o kadar tavan yapmış durumdadır vesselam… Haydi söyleyin bakalım kim şeytan?
     Hakikaten  bu kadar hinlik şeytanın bile aklına gelmez inanın… Bu tür insanlar her konuda şeytana pabucu ters giydirirler desem yeridir…
      Ha bir de son yıllarda meydanı boş bulan sahte şeyhler, şıhlar Kutsal Kitabımızda gerçekte yazıyormuş gibi uyduruk sözlerle kadınları cendereye sokmuyorlar mı? Çıldırmak işten bile değil inanın!
      Sahi, siz dini istismar edip, bunu kendi çıkarları için kullanan ve deyim yerindeyse, dinimizi satışa çıkaran  kadın/kadınlar gördünüz mü hiç? 
      Ülkede her şeye olduğu gibi dine de en büyük zararı bu zatlar vermektedir. Bu konuda daha ne denir bilmiyorum, inanın bende artık söz ve sözcükler bitmiş, beynim yanmış vaziyette, yüreğim artık  isyanları oynamaktadır. Yukarıda da dedim ya bütün köşeleri kapmış bu malum güruh, kadına yaşam alanı bırakmamıştır. Haydi söyleyin bakalım kim şeytan?
       Sevgili dostlar; ne diyorum biliyor musunuz; şu dünyayı aslında kadınlar ve çocuklar yönetse keşke… Bu arada anti parantez söylemek istiyorum “Keşke” sözcüğü de şeytanın en çok sevdiği sözcükmüş… Ama mecburen kullanarak şeytanın ekmeğine yağ sürüyoruz galiba.  
       Neyse efendim, şayet kadınlara fırsat verilip de yönetimi ele aldıkları takdirde işte o zaman  dünyanın nasıl da yaşanılası bir yer, hatta cennet gibi olacağına adım kadar eminim. Çünkü kadın anadır, fedakarlığın sembolü, merhametin göbek adıdır. Çocukları zaten anlatmaya gerek yok. Onlar saflığın, masumiyetin ve temizliğin simgesidirler… Hem Ülkemiz her konuda deneme tahtasına dönmedi mi zaten?  Bir kere de kadınlar için deneme tahtası olsun ne çıkar ki? Kıyamet mi kopar?  Bundan da kötü olamaz ya!
         Ey muhteremler! Daha ne olsun ki… Al sana mis kokulu bir dünya… Aman Allah’ım ben yine hayal alemine  dalıp gittim… Sevgili hemşehrim Necdet Kaynak hocamın kitabında yer alan ve zaman zaman benim de kullandığım çok güzel bir sözü var “Hayal kurmak gelecek güzel günlerin  ön izlemesidir” diye. O zaman na’pıyoruz,  hayal kurmaya devam ediyoruz… 
        Erkekler mi dediniz? Hayır erkeklere  yönetimde zerre el sürdürülmeyecek. Onlar  ortalığı yeterince tozu dumana kattılar zaten. Öylece uzaktan, kedinin ciğere baktığı gibi bakacaklar. O zaman anlarlar belki kadınların ağzına bir parmak bal çalmak neymiş!.. 
       Şöyle bakarsanız; dostlar alışverişte görsün misali kadına birkaç üst düzey vermişler, o da deyim yerindeyse üfürükten tayyare misali görevlerdir. Söz hakları yine yok tabiî ki… Ağabeyleri ne derse onu yapmakla mükellef zavallı kadınlar topluluğu. Topluluk dediğime bakmayın, hepi topu bir elin parmağını geçmeyecek kadar da azdırlar ha! 
        Kısaca o zavallı kadınlara layık görülen bu sözde lütuf için “Okyanusta sadece bir damladır” demek daha doğru olur sanırım. 
        Ayrıca o kadınların da aklına turp sıkayım emi! Açıkçası; öyle lütfen verilen görevi zerre istemem… Eğer o kadınlar Atatürk’ün izinden gitmiş olsalardı, çatır çatır her türlü haklarını aldıkları gibi ülkemizi de cennete çevirirlerdi. Zaten kadının elinin değdiği her yer cennet bahçesi değil midir?
        Tam da burada yaptığım bir tespiti sizlerle paylaşmak istiyorum. Zaten bu ülke insanının başına ne geldiyse ilimden, bilimden, fenden kısacası ATATÜRK’ün izinden ayrıldığı için gelmiştir bence… Şimdi bütün bu olanlara bakarak söyleyin bakalım kim şeytan?
        Halbuki; kadına gerektiği gibi ve daha fazla söz hakkı ve yetki verseler bizi yöneten kişilerin de kesinlikle başları ağrımayacaktır aslında. Yok efendim olur mu hiç! Uzayan kol neden kadının olsun ki? Böyle de komplekslidirler ha! Sanki kadın onun düşmanıdır da… Evde de öyle değil midir zaten? Sonuç kötü de olsa, iflas da ettirse, sonunda evliliğin bitmesi pahasına da olsa illaki erkeğin sözü geçecek.  Ataerkil aile yapımız başımıza daha ne belalar açacak  acaba bilemiyorum doğrusu. 
…………
        Bu yazarlık yolculuğumdaki ikinci yazımdaydı yanlış hatırlamıyorsam, böyle bir durumun bahsini etmiştim. Şimdi onu tekrar  anlatmak istiyorum sizlere:
       Zamanın birinde bir kadın okumuş, üniversiteyi de bitirerek gelebileceği en yüksek mevkiye gelmiş ve hakim olmuştur. Bu kadın, geçen zaman içinde evlenir ve gün gelir arkadaşına çok acı bir gerçeği itiraf eder; “Bak arkadaşım, çok kararlar verdim, çok kalemler kırdım da evimde bir türlü kalemi kıramadım!.” Daha  başka bir şey söylememe gerek yok sanırım değil mi sevgili dostlar!
        Kadınlarımızın makus ve değişmeyen talihidir sanırım bu durum. Okumuşu, okumamışı, ev hanımı, çalışanı, çalışmayanı hiç fark etmiyor, nereden baksanız kadınlar genellikle hep aynı vaziyettedir. Ama, okumuş, kültürlü kadının böyle psikolojik hele hele  fiziksel şiddete maruz kalması da çok acı vericidir bence… Söyleyin kim şeytan?
        Ben o zamanlar bu gerçeği duyunca “İyi ki kızım olmamış” demiştim. “Kızımın içinde kim bilir ne fırtınalar kopacak ama bana anlatamayacaktı…” diye de içimden geçirmiştim. İşte o an iki tane oğlum olduğuna daha çok sevinmiştim açıkçası… Ama tabi ki çözümü bu değildi… O kız çocuklarının da hepsi bizim değil miydi? O kızlar birer ana, hatta kadına bunu reva gören  oğullar da bizim değiller miydi? 
       Öyleyse, doğuştan melek, günahsız olan o erkek çocuklarını böyle acımasız, bencil, bir nevi diktatör olarak neden yetiştirirsin be kadın? Dönüp dolaşıp o yetiştirdiğin/yetiştiremediğin erkek çocuklarının gün gelip sana da sarmayacaklarını nereden biliyorsun ki? Burada itiraf etmeliyim ki, o tür erkekler,  bir nevi biz kadınların eseridir… 
        Bundan dolayıdır ki bazen ne diyorum biliyor musunuz? Hani Allah kadını özene bezene altı günde yaratmış ya, keşke erkeği de aceleyle altı saatte,  değil de bari beş günde yaratsaydı diyorum. Belki bütün bunlar olmazdı.  Allah’ın onlara birer emaneti olan kadınların hem bedenine, hem ruhuna hıyanet etmezlerdi diye düşünüyorum. 
       Neyse efendim, “Off bizi yerin dibine gömdün, ele alınıp yüze sürülecek hiç iyi yanımız yok mu?” dediğinizi duyar gibiyim sevgili dostlarım. Benim sözüm elbette ki sizlere değil… Benim sözüm baştan kokan balıklaradır… 
       Eline fırsatı geçirince milletin ve kadın-erkek fark etmeksizin tüm halkın hatta doğa, tabiat, canlı nebatatın  yararına kanun, nizam, hüküm vs. çıkarmadığı gibi dünyanın canına ot tıkayan, bir nevi insanlığın anasını ağlatan yetkilileredir benim sözüm!
       Elindeki sınırsız olan tüm yetkilerini yalan yanlış, sadece koltuğunu ve günü kurtarma adına, -mış gibi -muş gibi  kullanan ve insanları aldatan hatta aklıyla dalga geçen zatlaradır benim sözüm!.. 
       Neyse efendim, ben kutuyu açıp da daha fazla kötüyü söylememek için en iyisi mi  yavaşça huzurdan çekileyim…
       Yollarınızın hep güzel ve iyi insanlara çıkması temennisiyle, sağ ve sağlıklı kalınız.
 

Anahtar Kelimeler : Emine BAŞTUĞ,
Print
Yorum Yap
Yorumunuz
1000

Henüz yorum yapılmadı,
İlk Yorum yapan siz olun...

Facebook Yorumları
Dikkat Çekenler
Yazarlar
Çok Okunanlar
Çok Yorumlananlar
1. Soru

1. Soru

11:44 19 Nisan 2019
Soru 4:

Soru 4:

09:02 19 Nisan 2019
Anket

Duyurular
Linkler
Arşiv
Günlük Gazeteler
Oku
Ziyaretçi Defteri
Hava Durumu
Hava Durumu
Yükleniyor...
E-Gazete
/Resimler/Editor/images/18%20May%C4%B1s%20Cumartesi-1.jpg

Facebook Twitter
2014 Kırşehir Haber 365 - tüm hakları saklıdırHaber Scripti Haber Yazılımı