15 Ocak 2020 13:58
-A +A
Polat Bilici

Polat Bilici

KÖYDE KIŞ MEVSİMİ

Çınar Kırşehir Gazetesi Köşe Yazarı

Evet dostlar. Kar yağar her taraf bembeyaz olur, beyaz bir sayfa açılmış zannedersiniz. Siyahlıklar silinmiştir. Hani, ozan: „Her yerde kar var“ der ya. Onun gibi. Ama siz gelin Karı birde bana sorun. Köyde o zamanlar metrelerce Kar yağmaktadır. Ahırla kuyu arası „çığır“ açılır, bulgur kazanı ve kovalarla kuyuya gidersin suyu çekersin, kovanın ipi buz tutmuştur suyu çekerken elinde ip kayar zor çekersin kuyudan suyu. Adeta ellerin donar, bazen de ip kayıverir elinde kova yine kuyunun dibinde, iyiki dolamışsın ipi eline, kovayı yukarıya çekerken bir taraftan da ipi eline dolarsın ki, ipin kaymasını engellersin. Çektiğin suyu bulgur kazanına ve helkelere, ellerin buz tutar adeta. Kuyuyla ahır arasında bayağı mesafe vardır. Çığır dardır. Suyu ahıra götürürken, bacaklarına su dökülür donarsın adeta. Kuyu da getirdiğin suyu dökersin teştlerin içerisine, hayvanlar içmeye başlar. En kötüsü de; babanız aniden ıslık çalmaya başlar, amaç hayvanları daha fazla su içmeye teşviktir. O ıslık benim için bir kurşun yarası gibidir. Anlayacağınız yine suya gidilecek. Evet dostlar. O zamanın isyanı şimdide özlem oldu. Keşke bende ıslık çalsaydım. O zamanlar babanın yanında ıslık çalınmazdı. Koyunlar yavaş yavaş kuzulamaya başlar, ağılın bir kenarına kuzu barınağı yaparsın bu barınağa köz denilirdi, gıptayla bakardık o güzelim kuzulara. Koyunlar dışarıya çıkarılır onlar dışarda gezinirken girersin ağıla her yeri güzelce süpürürsün evini süpürdüğün gibi. Çünkü koyun temiz yeri sever. Hatıllarını güzelce temizleyip artan iri samanları bir yere biriktirip ekmek yapılırken yakacak olarak kullanırdık. Süpürdüğün hatıla biraz saman döküp yayarsın sonradan da arpa serpip açarsın ağılın kapısını hüra koyunlar içeriye öyle bir girişleri vardır ki hani eskiden beleş stadyumlara alırlardı ya biz çocukken tıpkı onun gibi itişe kakışa.
Bir asker edasıyla dizilir koyunlar hatılın önünde bazıları da sürekli yer değiştirir sanki hepsi benim olsun misali. Koyunlar yemlerini yerken sen tekrar kuyuya gider su getirirsin, getirdiğin suları da boşaltırsın teştlere. Kuzuların kendi barınakların da meleşmeleri koyunlar yem yerken çıkardıkları kımır kımır sesleri duydukça tüm yorgunluğu nu unutuverirsin.
Büyükbaş hayvanların altını temizleyip, el arabasıyla götürürsün atarsın temeğe, temeğe atıktan sonra, Atın kuyruğunda kopardığın kılları bağlarsın uzun bir ipe ipin uçlarına da ağırlık yapsın diye taş bağlarsın döktüğün temeğin üzerine birazda arpa döküp çekilirsin bir kenara saklanırsın beklersin kuşların gelmesini.
Hüra kuşlar temekte yemlerini yerken o ince kıllar dolanır ayaklarına bir müddet sonra hücum kuşlara uçan uçar kalan sağlar bizimdir misaliyle. Akşam yemeğinden sonra toplanırsın bir arkadaşının evine iskambille üçlü oynarsın lokumuna Bisküvisine, yenilen ısmarlar zevkle yenirdi. Burada karlı olanlarda hep seyirciler olurdu, beleş ne gelirse gelsin beleş, yani Ağaya değil seyirciye beleş. Bazen soba tüter, bazen ev damlardı, ne gezerdi şimdiki çatılar. Bazen lambanın şişesi kırılır kalırsın karanlıkta, bir taraf ta karanlıktasın, bir taraftan da ananız anlatır o güzel masalları, o masalları dinlerken uyuyuverirsin, sabah kalktığın da o masalın sonunu dinlemek istersin. Bazen de alırsın gaz lambasını gidersin ahıra kontrol edersin acaba sarı inek doğurdu mu merakıyla. Köyünün içindeki göl buz tutmuşsa eğer ki arkadaşlar la gider buz tutan gölün üzerinde buz kayardık, bazen da gübre torbalarını alır köyümüzün büyüğüne çıkar orda aşağıya oturarak kayardık. Bazen savrulur gömülürsün karın içerisine, ellerin burnun soğukta mosmor olurdu adeta.
Koşarak eve gelirsin direk sobanın karşısına, bazen dalgınlığa gelir sobanın borusuna elini değersin, adeta soğukla sıcağın kavgasında sen mağdur olursun elin yapışır zor çekersin elini sobanın borusun da, tabi ki yanmış vaziyette. Sabah kahvaltısın da yanan sobanın üzerine serersin ekmeği ekmeğin bir tarafı iyice kızarır. Sürersin tuzlu tereyağını birazda tulum peyniri serpeler dürüm yaparsın, öyle bir iştahla yersin ki, hala tadı damağım da. Sobada çıkan tezek közüne gömersin patatesi, birde sarı inek buzağıladıysa, ineğin ilk sütüne ağız derdik o süt normal sütle karıştırılıp mayalanır, o tat ne tattı. Yemede böğründe yat misali. Köyde Kış çok güzel geçerdi.
 

Anahtar Kelimeler : Polat BİLİCİ ,
Print
Yorum Yap
Yorumunuz
1000

Henüz yorum yapılmadı,
İlk Yorum yapan siz olun...

Facebook Yorumları
Dikkat Çekenler
Yazarlar
Anket

Duyurular
Linkler
Arşiv
Günlük Gazeteler
Oku
Ziyaretçi Defteri
Hava Durumu
Hava Durumu
Yükleniyor...
E-Gazete
/Resimler/Editor/images/17%20Ocak%20Cuma-1.jpg
YARIŞMA
Facebook Twitter
2014 Kırşehir Haber 365 - tüm hakları saklıdırHaber Scripti Haber Yazılımı