31 Ağustos 2019 15:06
-A +A
Muhammed Emin Hekimhan

Muhammed Emin Hekimhan

Küçük Jean (Roman) -XL.-

Çınar Kırşehir Gazetesi Köşe Yazarı

Başpiskoposun öldürülmesinden sonra cenaze işlemleri tamamlanmış ve yapılan törene yoğun bir katılım gerçekleşmiş olmasının üzerinden birkaç gün sonraydı. Jean tamamen yalnızlaşmış, dünyada sevdiği, değer verdiği hiçkimsenin kalmadığı düşünceleriyle, içine kapanmaya başlamıştı. Bu durum kimsenin umurunda da değilmiş gibi görünüyordu. Kimseyle dertleşemiyor, fikir istişareleri yapamıyor, dini ve dünyevi ilimler konusunda sohbetler dinleyemiyor, görüşlerini ileri sürecek ortamlar oluşmadığından konuşmuyor; belki de konuşmak istemiyor sessizliğe bürünmeyi tercih ediyordu. Bu dönem Jean’ın derin tefekkürlere dalması ve içindeki sorulara kendini tatmin edecek cevaplar bulacağı günlerin habercisi gibiydi. Gerçi başpiskopos ile yaptığı sohbetlerde akıl ve mantık ile cevaplanabilecek birçok soru yanıtını bulmuştu. Jean’ın beynini kemirip duran başka bir şeyler vardı. Bunlar cevapsız sorulardan ziyade bir tatminsizlik hissini andırıyordu. İç sıkıntısı gittikçe artıyor ve  yeryüzü Jean’a dar gelmeye başlıyordu; bulunduğu odaların duvarları üstüne üstüne geliyormuş hisleri, gökyüzü alçalarak yerde bulunanları sıkarak eziyormuş şeklindeki karabasanlar yüreğini kaplıyor ve bu sıkıntılı haller onu hızla olgunluğa ve bilginin hakiki sırrını aramaya itiyordu.
Derin düşüncelerin yoğunlaştığı günlerde Jean cevabını aramaya karar verdiği bir soru ile başbaşa kalmış ve adeta aklı bu sorunun çengeline takılmış gibi hal almıştı.
İnsanoğlunun bu dünyada varlık sebebi ve yapması gereken neydi?
Kiliseye gelen kardinalin adamı ertesi günü kardinalin Jean ile görüşmek için kendisini beklediğini ve bizzat gelip götüreceğini haber vermişti. Bu haberden sonra Jean bu görüşmede aklındaki sorunun yanıtını bulabileceğini ümit ederek hazırlanmaya başlamıştı. Bu arada görüşmeye çağırıldığının saraya bildirilmesi için kilisede görevli piskopostan ricada bulunmuş, o da bir ulak göndererek saraya haber salmıştı. Bu görüşmeye ilişkin kendilerine bir haber verilmemiş olması saray yetkilisinin endişe duymasına neden olmuş, Jean’ın yanına bizzat gelerek kendisinin korunmak amacıyla takip edileceğini, korkmamasını söylemişti.
Jean kardinalin kendi mütevelliğ heyetiyle toplantı yaptığı şatoya götürülmüş ve takip eden saray muhafızları destek isteyerek şatoyu uzaktan geniş bir çembere alarak beklemişlerdi. Yaklaşık yarım gün süren ve akşam olmadan önce sona eren toplantı sonrası Jean kiliseye geri götürülürken muhafızlar geniş çemberi bozmadan beklemeye devam etmişler, Jean’ın kiliseye sağ salim dönme haberinden sonra çember yine gizlice kaldırılmış ve durum sezdirilmeden bu takip sonlandırılmıştı. Başyardımcının görevlendirdiği adamı kilisede Jean ile görüşmüş ve ona:
- Kralımızın başyardımcısı seninle görüşmek için seni saraya bekliyor Jean. Şimdi istersen gidelim, ya da biraz dinlen yarın gidelim. Nasıl istersen öyle yapalım? Diye sormuştu.
- Akşam oluyor. Şimdi gidersek geri dönmek zor olur. Acil ise şimdi gidebiliriz. Siz bilirsiniz. Cevabını verdi Jean. Bunun üzerine başyardımcının adamı:
- Bana kalırsa gidelim Jean. Hem geceyi de sarayda geçirmiş olursun. Haydi hazırlan, dedi. Bir süre sonra birlikte saraya gittiler.
Jean en son başpiskopos ile geldiği sarayın ihtişamlı, ihtiraslı, kasvetli havasını daha saraya girerken ağır bir balyozun demirinin soğukluğu gibi kalbinde hissetmiş, içinde bir eziklik ile birlikte yoğun kasvet duyguları belirmişti.
Saraya girdikten sonra başyardımcının odasına götürülen Jean, bu odada rahatsızlığı biraz daha hafiflemiş bir halde bir mütevazılık, halka yakınlık duyumsamış oldukça rahatlamıştı. Başyardımcı kendini tanıttıktan sonra:
- Hoş geldin Jean! Küçük kahraman! Anlat bakalım kardinalin yaptığı toplantıda neler oldu? Diye sordu.
- Karşılaştığım bir olay beni hayrete düşürdü, ama ben hayretimi belli etmeden onlarla konuştum. Başpiskopos bana bir mektup bırakmıştı. Ben o mektubu başpiskoposun ölmeden önceki bir işaretiyle kilisenin dehlizinde bir kitabın arasında bulmuştum. Mektubun aynısı kardinalin elinde de vardı. Bana mektubu okuttular. Özellikle mektubun latince bölümlerini okumam onları şaşırttı. Bu dönemde latince bilenler ve öğrenenlerin çok az olduğunu söylediler. Bu mektup içerik olarak itikadi, ahlaki öğütlerden oluşuyordu. Bana başpiskoposun müslüman olup olmadığını sordular. Ben böyle bir şey duymadığımı ve başpiskoposta böyle bir hal görmediğimi söyledim. Niçin bunları sorduklarını açıklamadılar ve onlara soru sormama da izin vermediler. Dedi.
- Demek sebep buymuş, dedi başyardımcı. Başpiskoposu müslüman zannederek öldürmüşler. Başpiskoposun ölümünden sorumlu olan olsa olsa kardinaldir. Bundan Vatikan’ın yani papanın haberi var mı yok mu bilemem, ama kesinlikle başpiskoposun ölümünden sorumlu olan kardinal olmalı. Jean başpiskoposun mektubu yanında var mı? Onu bir de biz okuyabilir miyiz?  Diye sordu.
 

Anahtar Kelimeler : Muhammed EMİN HEKİMHAN,
Print
Yorum Yap
Yorumunuz
1000

Henüz yorum yapılmadı,
İlk Yorum yapan siz olun...

Facebook Yorumları
Dikkat Çekenler
Yazarlar
Çok Okunanlar
Çok Yorumlananlar
Bayram Gelmiş Neyime!

Bayram Gelmiş Neyime!

17:01 17 Eylül 2019
Deplasmandan 3 puan

Deplasmandan 3 puan

08:04 16 Eylül 2019
Anket

Duyurular
Linkler
Arşiv
Günlük Gazeteler
Oku
Ziyaretçi Defteri
Hava Durumu
Hava Durumu
Yükleniyor...
E-Gazete
/Resimler/Editor/images/23%20Eyl%C3%BCl%20Pazartesi-1.jpg
Facebook Twitter
2014 Kırşehir Haber 365 - tüm hakları saklıdırHaber Scripti Haber Yazılımı