20 Nisan 2019 14:04
-A +A
Muhammed Emin Hekimhan

Muhammed Emin Hekimhan

KÜÇÜK JEAN (ROMAN) -XXII.-

Çınar Kırşehir Gazetesi Köşe Yazarı

KALEMİMDEN DAMLALAR
 
- Pekiyi efendim! İnsanları güzel davranışlara yönlendirmek için Tanrı’nın kötülük yapanları cezalandıracağını anlatmak mı yoksa iyilik yapanlara mükafat vereceğini anlatmak mı daha doğru?
- Çok güzel bir soru evlat. Tanrı hiçbirşeyle karşılaştırılamayacak kadar güçlü. İnsanların hepsini isterse cezalandırmadan cennetle mükafatlandırabilir. Böyle bir şey olsa ve insanoğlunun böyle bir beklentisi olursa, dünyada insanlar hesap verme kaygısı olmadan yaşarsa iyilik yapacak, kötülükleri engelleyecek, adaletli davranacak kimse kalır mı sence? Soruna soruyla cevap vermiş olmayayım. Dünyada yapılan kötülüklerin bir cezası olduğuna inandığımız için biz insanlar kötülükten uzak durmakta ve mükafat beklentisi ile de hem Tanrı’nın emirlerini yerine getirmekte hem de Tanrı’nın bizden hoşnut olması için iyilikler yapmaktayız. Gerçi Tanrı’ya inanan bir insan bunları düşünmeden iyilik yapmalı ve kötülüklerden uzak durmalıdır ama o başka mesele. Tanrı’ya inanan bir insan onun emirlerine uysa sırf o emrettiği için uysa bu bile belki yeterli olur. Ama insanoğlu korktuğu şeylerden kaçınma içgüdüsüne sahiptir. Bu yüzden Tanrı, insanların kötülük yapanlarını cezalandırılma korkusu ile uzak tutmak istemektedir. Yine dediğim gibi insan özgür iradesini kullanabilme gücü ölçüsünde sorumludur.
Jean, düşüncelere daldı:
Tanrı, bütün varlıkları yaratmıştır. Hiçbir şey tesadüf eseri ortaya çıkmış olamaz. Geçen günlerde piskoposun anlattığı olayda olduğu gibi, bir çocuk, ‘Ağaçların kendi kendine sal olup beni karşıya geçirmesini bekledim.’ Sözü nekadar mantıklı değilse varlıkların tesadüf eseri ortaya çıkmış olduğunu söylemekte o kadar mantıksızdır. Akıl sahibi hiçbir insan bunu inkar edemez. Peki Tanrı var ama dinlerin var olduğunu ya da peygamberlerin var olduğuna inanmayanlara ne diyebiliriz? Bu soru aklını karıştırmıştı. Bunu sormaya karar verdi. Bu soru üzerine şunları anlattım:
- Jean, Jean! Bu da çok güzel bir soru. Bu soruyu soran insanlar gün geçtikçe çoğalıyor. Sırf bu düşünceden dolayı insanlar dinden çıkma eğiliminde. Aslında şimdiye kadar konuştuğumuz konuları anlamış isen bunun cevabını kolaylıkla anlayabilirsin. Şimdi sana anlatayım. İyi dinle. Tanrı, insanların kötülüklerden uzak durmasını ve iyiliklere yönelmesini istiyor. Bunu da insanlara bildirmesi gerekli. İnsanların içinden seçtiği bazı kişilere peygamberlik görevi veriyor. Onlar vasıtasıyla insanlara kendi varlığını ve nasıl davranmaları gerektiğini bildiriyor. İnsanların içinde güçlü gördüklerine karşı savaşma ve galip gelme içgüdüsü de Tanrı tarafından verilmiştir. İnsanlar eğer Tanrı’yı görecek olsalardı emin ol ona karşı bile mutlak mağlup olacakları bir savaşa girişirlerdi. Tanrı kendisini göstermeyerek insanları bu içgüdüsel olarak verdiği hatalı tutumlara girişmekten korumuştur. Tanrı’yı görseydik ona inanmazdık. İşte iman da budur. Peygamberler göndererek Tanrı, insanların mutlak adaletin tecelli edeceğine inanmalarını istiyor. Böylece, her iyiliğin ve kötülüğün karşılığının ceza veya mükafatla sonuçlanacağına olan inancımızı pekiştiriyor. Peygamber, din ve kutsal kitapların varlığı bu inancımızın oluşmasını sağlıyor. Bunu sağlayacak olan din, peygamber veya kutsal kitapları göndermeseydi bu kez Tanrı’nın adil olmadığını düşünürdük. O zaman haklı olabilirdik. Tanrı adaletinin gereği olarak bizi bu şüpheden kurtarmak için peygamberler ve kutsal kitaplar göndermiştir. Hiçbir şeyden haberi olmayan, kutsal kitaptan haberi olmayan veya bir peygamberin tebliğine muhatap olmayan bir insan sadece Tanrı’nın varlığını anlayabilir. O zaman da sadece Tanrı’nın varlığına inanmakla kurtulabilir cezadan. Ama bizler hem kutsal kitaptan hem de peygamberlerden haberdar olduğumuz için bunları incelemek ve hayatımızı bunlara göre uyarlamakla mükellefiz. Yine sana küçük bir olay anlatayım:
- Tanrı’ya inanmayan, dolayısıyla dinlere de inanmayan bir kişi büyük bir alimle bunu tartışırken şu cevabı almıştır:
‘Eğer senin inandığın gibi >Tanrı yoksa, biz Tanrı’ya inanmak ve iyilikler yapmakla bir şey kaybetmiş sayılmayız. Ama bizim inandığımız gibi Tanrı varsa o zaman sen Tanrı’ya inanmadığın için ebedi cehennemle cezalandırılacaksın. Karar senin.’
 

Anahtar Kelimeler : Muhammed EMİN HEKİMHAN,
Print
Yorum Yap
Yorumunuz
1000

Henüz yorum yapılmadı,
İlk Yorum yapan siz olun...

Facebook Yorumları
Dikkat Çekenler
Yazarlar
Çok Okunanlar
Çok Yorumlananlar
Anket

Duyurular
Linkler
Arşiv
Günlük Gazeteler
Oku
Ziyaretçi Defteri
Hava Durumu
Hava Durumu
Yükleniyor...
E-Gazete
/Resimler/Editor/images/21%20May%C4%B1s%20%C3%87%C4%B1nar-1.jpg

Facebook Twitter
2014 Kırşehir Haber 365 - tüm hakları saklıdırHaber Scripti Haber Yazılımı