11 Mayıs 2019 12:05
-A +A
Muhammed Emin Hekimhan

Muhammed Emin Hekimhan

Küçük Jean (Roman) -XXV.

Çınar Kırşehir Gazetesi Köşe Yazarı

KALEMİMDEN DAMLALAR
Sohbete ara verdim ve gökyüzünü seyre daldım. Dikkatimi çeken bir şey vardı. Bir kartal büyük daireler çizerek üzerimizde uçuyordu. Yırtıcı olmayan bazı kuş sürüleri de yakın olmayan mesafelerden ve biraz daha alçaktan muntazam bir dizilişle birlikte süzülüyorlardı. Yakınlarımızda kartalın avlamak istediği bir hayvan olmalı diye düşündüm.
Üzerinde bulunduğumuz tepenin bize yakın kısımlarına göz gezdirmeye başladım. Tepeye çıkarken geçtiğimiz ağaçlık bölgenin aşağısına doğru olan yamacın civarında ilgimi çeken bir kıpırdanmanın varlığını sezdim. Birdenbire kartalın o bölgeye doğru dalışa geçtiğini görerek sessizce Jean’ı oraya doğru bakması konusunda uyardım. Kartal hızla yere doğru inmiş ve pençesinde bir yılan yakalamış olarak yükseliyordu. Bu manzarayı benimle birlikte izleyen Jean da hayrete düşmüştü. Kartal daha yüksek tepelerin ardındaki dağa doğru uçmaya devam ediyordu.
Jean’a:
- Gel, evlat! Oturup yemeğimizi yiyelim güneş tepeyi aştı, dedim. Artık birkaç saat sonra geri dönmek zorundayız. Vaktimiz azalıyor.
Jean sepette bulunan yiyecekleri çıkarıp örtünün üzerine sıralamaya başlamıştı bile. ‘Acıkmış olmalı’, diye düşündüm. Oturduk karşılıklı ve yemeğimizi yemeye başladık.
Karnımızı doyururken bir yandan da sohbete devam etmek istiyordum. Jean yemeğe odaklanmış ve dikkatini sohbete vereceğe benzemiyordu. O yüzden sohbeti biraz daha geciktirerek yavaş yavaş yemeğimi yemeye devam etim.
Bir süre sonra sohbete başlayabileceğime kanaat getirince:
- Jean bu arada İsa Mesih hakkında da geniş bilgi sahibi olmalısın. Sana onun yaşadığı olaylardan bir kaçını anlatayım ne dersin? Diye sordum. Jean:
- Çok iyi olur efendim. Derslerde anlatılanların dışında bir şeyler anlatırsanız daha iyi olur, dedi. Ben de bunun üzerine anlatmaya başladım:
- Meryem oğlu İsâ Mesih havarilerine şöyle demiş:
- Ey yeryüzünün tuzları, bozulmayınız! Bir şey bozulunca tuzla iyi edilir. Tuz bozulduktan sonra, tuzu ne ile düzeltebiliriz ki?
 Ey havariler zümresi, bir şey bellettiğiniz kimselerden ücret almayınız. Ben size nasıl öğretiyorsam öyle yapınız. Şunu biliniz ki, sizde cehalet devrinden kalma iki huy vardır: Gülünecek bir şey yokken gülmek. Hiç uyanmadan sabahlamak.
Bunları biraz açıklayacak olursak:
 îsâ Mesih’in: Yeryüzünün tuzları, dediği dini konularda alim olan kişilerdir.
 Çünkü, âlimler halkı ıslâh ederler ve onlara Tanrı’nın öğrettiği âhiret yolunu gösterirler.
Âlimler, Tanrı’nın buyruğu olan âhiret yolunu bırakıp gidince hakikî yolu kim gösterecek? Cahiller kime uyacaklar? Sonra İsa Mesih şöyle buyurdu:
- Bir şey bellettiğiniz kimselerden ücret almayınız. Ben size karşı nasıl davranıyorsam siz de öyle yapınız. Burada İsa Mesih tarafından anlatılmak istenen şudur:
- Âlimler, Tanrı’nın peygamberlerinin vârisleridir. Peygamberler halka öğrettiklerinden dolayı ücret almazlar. Siz de öyle yapınız. Aksi durumda alimler insanların dinsizleşmesine hizmet etmiş olurlar da farkına varmazlar.
Havariler bir gün isa Mesih’e, ‘Bize öyle bir amel söyle ki onu yapınca cennete girelim’ dediler. isâ Mesih’de onlara:
‘Hiç konuşmayın’ buyurdu.
‘Buna güç yetiremeyiz’ dediler. İsâ Mesih:
‘O takdirde sadece iyi ve güzel şeyler yani hayırlı konuşun’ buyurdu.
Burdan çıkan sonuç insanın günahlara dalmasının asıl sebebi hatalı konuşmalarıdır. Hiç konuşmayan insan da hatalarından kurtulmuş olur.
Bir gün havariler peygamberleri İsa Mesih'i kaybetmişler. Denize doğru gittiği söylenmiş. Onlar da denize doğru yürüyüp aramaya başlamışlar. Denize geldiklerinde bir de bakmışlar ki İsâ Mesih su üzerinde yürüyüp geliyor, dalgalar kendisini bir yükseltiyor, bir alçaltıyor. Üzerinde de yarısını giyip, yarısını da peştamal gibi dolandığı bir elbise varmış. Yürüye yürüye yanlarına gelmiş. Havarilerden biri demiş ki: ‘Yâ Tanrı’nın peygamberi! Yanınıza gelemez miyim?’ Böyle dedikten sonra ayaklarından birini suya sokmuş, diğerini de atmak isteyince feryat etmiş: ‘Ah, boğuluyorum yâ Tanrı’nın elçisi!’ İsâ Mesih ona şöyle buyurmuş: ‘Ey imanı kâmil olmayan! Elini uzat! Eğer âdemoğlunun arpa miktarı yakîni olmuş olsaydı su üzerinde yürürdü.’
Burada söylenmek istenen insanın kamil bir imana sahip olmasının gerekliliğidir.
(Devam edecek)


Anahtar Kelimeler : Muhammed EMİN HEKİMHAN,
Print
Yorum Yap
Yorumunuz
1000

Henüz yorum yapılmadı,
İlk Yorum yapan siz olun...

Facebook Yorumları
Dikkat Çekenler
Yazarlar
Çok Okunanlar
Çok Yorumlananlar
Anket

Duyurular
Linkler
Arşiv
Günlük Gazeteler
Oku
Ziyaretçi Defteri
Hava Durumu
Hava Durumu
Yükleniyor...
E-Gazete


/Resimler/Editor/images/17%20A%C4%9Fustos%20Cumartesi-1.jpg
Facebook Twitter
2014 Kırşehir Haber 365 - tüm hakları saklıdırHaber Scripti Haber Yazılımı