6 Kasım 2018 16:00
-A +A
Taylan Özgür Köşker

Taylan Özgür Köşker

Müslüm

Çınar Kırşehir Gazetesi Köşe Yazarı

Adana’nın taşlı yollarında bir gün bir çocuğun yolu nereye düşer? Adana Halkevi’ne. Neden buraya düşmüştür yolu? Çünkü baba dayağından
kaçmıştır ve oraya sığınmıştır. Tıpkı Muzaffer İzgü’nün üşüdüğü için ısınmak isteğiyle oraya sığınıp kitaplar okuyup da o dünyaya adım atması gibidir. Halkevi’nin kitaplığında önce Define Adası’nı sonra da diğer onlarca yüzlerce kitap okumuştur.
     Müslüm de Adana Halkevi’ne girince orada saz çalan insanları görür ve o insanı kendinden geçiren o güzelim sese tutulur. Orada halk türkülerini, deyişlerini dinler ve sonra o da çalıp söylemeye başlar.
     Yine günümüzün büyük usta ozanlarından Okan Murat Öztürk’ün desöylediği gibi, "İnsan, dertli bir varlıktır."
     İnsanoğlu neden resim yapar, insanoğlu neden müzik dinler, beste yapar, insanoğlu neden yazı yazar, şiir yazar. İnsan, neden kitap okur, neden yontu yapar, neden türkü söyler? Neden tiyatro oynar? Neden sinema çeker? Bu soruların tek bir yanıtı vardır bana göre. O da bir yere sığınma isteğidir. İnsan, dertlerini, öfkelerini, sevinçlerini söylemek ister? İnsan, estetik anlamda ve insan onuruna en yakışan zariflik ve nezaketle, naiflikle duygularını dile getirmek ister de ondan. Sanat da bu gereksinimden doğmuştur. Sanat dalları da buna olanaklar oluşturur.
     Picasso’ya bir gün bir kadın yaptığı resmi göstererek, "Bu resimdeki balık hiç balığa benzemiyor." der. 
Picasso da, "Hanımefendi, o balık değil resim." der.
     Sanat, yaşamın bir taklidi asla olamaz. Sanat, dünyayı, yeniden yorumlamaktır, yeniden yaratmaktır. 
İnsan gerçeğine onu yeniden yaratarak varırsın dememiş miydi Yaşar Kemal.
     Cezmi Ersöz, bir gün heyecanla okuduğum yazısında Müslüm Baba’yı anlatıyordu. İlk kez onun gerçeğiyle o zaman onun aracılığıyla tanışmıştım. Bir konser sonrası onu dinleyen insanlarla konuşmalarından kesitler sunmuştu. O insanlar nasıl insanlardı? Genelde varoşta yaşayan, yaşamın zorluklarını göğüslemeye çalışan yoksul insanlardı. Onları öyle güzel anlatmıştı ki yazar Cezmi Ersöz. 
Ben de o günden sonra onun yazılarını merakla ve severek okumaya koyuldum.
     Yakarsa dünyayı garipler yakar felsefesinden daha da ilerisini yapmıştır Müslüm. Söylediği birçok eseri apayrı bir yorumla, insanın iliklerine dek işleterek yorumlamıştır. O, diğerlerinden her zaman farklı ve saygı uyandırıcı olmuştur.
    Müslüm filminin senaryosunu yazanlardan biri de Hakan Günday’dır. 
Hani yazdığı Kinyas Ve Kayra, Az, Daha ve diğer romanların yazarı. Diyeceğim şu ki bu filmin bu denli ilgi görmesinin ve bence başarılı olmasının nedenlerinden birisi de edebiyat tadının olmasıdır. 
Evet, etkileyici, yer yer de oldukça hüzünlüdür film. Ama asla yapmacıklık barındırmaz.
 Her şeyi ile buram buram hayattır, gerçektir, mücadeledir ve dokunaklıdır. Sanatın gücünün de bence oldukça iyi anlatıldığı bir filmdir. Memleket olarak şu anda eksikliğini her yerde, insanlarımızda, yaşamımızda, sokakta, okulda, evlerimizde, kentlerde, köylerde oldukça duyumsadığımız sanatın gerçekliğinin. 
Yaşamımızın içine girmesi gereken, su gibi, nefes gibi, karnımızı doyurmak, başımızı sokacak bir yuva bulmak kadar önemli olan sanatın gücü. Bunun eksikliğini her zaman duyumsuyoruz. Ben, yurdumuzda nice insanın, ailenin belki ayrımında olup belki de ayrımında olmayarak bunu yaşadığını düşünüyorum.

Anahtar Kelimeler : Taylan Özgür KÖŞKER,
Print
Yorum Yap
Yorumunuz
1000

Henüz yorum yapılmadı,
İlk Yorum yapan siz olun...

Facebook Yorumları
Dikkat Çekenler
Yazarlar
Anket

Duyurular
Linkler
Arşiv
Günlük Gazeteler
Oku
Ziyaretçi Defteri
Hava Durumu
Hava Durumu
Yükleniyor...
E-Gazete
/Resimler/Editor/images/21%20Kas%C4%B1m%20%C3%87%C4%B1nar-1.jpg
Facebook Twitter
2014 Kırşehir Haber 365 - tüm hakları saklıdırHaber Scripti Haber Yazılımı