27 Mart 2019 13:54
-A +A
Polat Bilici

Polat Bilici

NEŞET AĞAM

Çınar Kırşehir Gazetesi Köşe Yazarı

Kırşehirliyim dediğimde, Neşet Ertaş'ın hemşehrisi derler.
Kırşehir'in tanıtılmasında çok büyük yeri vardır rahmetli kültür elçimizin.
Neşet Ertaş'ın meşhur olduğu seneler, benim çocukluk yıllarıma denk gelmişti. Meşhur olup da radyoda türküleri yayınlanırken, köyün genç kızları, komşuları olan diğer genç kızlara bağıra bağıra: "Radyoyu aç, radyoyu aç, Neşet çıktı, Neşet çıktı"derlerdi. Onlar birbirlerine haber verirlerken, büyüklerinden bir yığın azar işitirlerdi: "Ne bağırıyon köyün içinde!" diyerek...
Evlerinde pikap dediğimiz o zamanların plak çalarları olanlar Neşet ağamın plağını koyup, pikapın sesini son surat açarak, adeta tüm köye dinletirlerdi.
Birbirini seven genç kızla oğlanın sanki mektubu gibiydi Neşet ağamın türküleri:
"Tatlı dile güler yüze..."
"Doyulur mu doyulur mu?, türküsünü dinleyip, sevgiliye dinleterek...
Her nedense insanlar belli bir kariyere geldikleri zaman, hemen değişirler ve yakın çevrelerini dahi hor görmeye başlarlar.
Bunun gibi örneklerle hepimiz karşılaşmışızdır. En çok nefret ettiğim kişilerdir bu berbat tutumu sergileyen kişiler...
Oysa üstat öyle miydi? Kişiliği, karakteri ve sergilediği davranışlarıyla, çok kişiye örnek olan kişiydi.
Hayat hikayesinde söylediği şiirindeki bir dörtlükte, zaten rahmetli kişiliğini ortaya koyuyordu:
Zalim kader devranını dönderdi
Tuttu bizi ibikli'ye gÖnderdi
Babam saz çalarken bana zil verdi
Oynadım meydanda köçek dediler.
                Sahneye asla ceketsiz çıkmaz, sahneye çıktığında ise, dinleyicilerin karşısında eğilerek saygı ve sevgisini gösterir, konser verirken ceketini çıkarmak istediğinde ise, ayağınızın turabı olayım, müsaade ederseniz ceketimi çıkartayım diyecek kadar da alçak gönüllüydü.
                Hiç unutmam Kırşehir'de ilk konserini saray sinemasında vermişti ve öylesine bir kalabalık vardı ki...Ancak kalabalığın beşte biri konserine girmiş, biz giremeyenler ise dışarıda dinlemek zorunda kalmıştık.
                Rahmetliyi dinlemeye gelen ustalarımızın, Neşet ağalarını dinlemek için sinemaya girişlerindeki o gururla yürümeleri görülmeye değerdi.
                Kendilerine has konuşmalarıyla:"Naşaatt, Naşaatt...Kurban oluyum." diyerek yaptıkları sevgi gösterilerini dışarıda duyuyorduk.
                Tabi ki de gururlanacaklardı bozkırın hep aşağılanan kara çocukları...
                Bizler içeriye giremezken, onlar ise en önde giriyorlardı sinema salonuna...
                İnsanın hayatında hep inişler ve çıkışlar olduğu gibi, Neşet ağamın da olmuştu.
                Gönlünü Romen kızı olan Leyla'ya kaptırdığında, evliliklerine rıza göstermiyordu babası ve ilk öğretmeni olan rahmetli Muarem Ertaş...
                Hatta bir de türkü yakmıştı bu istemediği evliliğine karşı çıkarak şu dizeleri söylemişti:
Küsmedim Neşedim kahrettim sana
Baban değil miydim sormadın bana
Olan olmuş yavrum ne deyim sana
Aslı bozuk alma dedim evladım
                Babasının bu türküsüne karşılık, o ise böyle cevap veriyordu babasını kırmayarak:
Yazımızı felek yazdı Mevlâdan değil
Senin dediklerin evladan değil
Her hata suç bende Leylâ’dan değil
Aslı bozuk deme gel şu insana
                Böylece o zamanlar hümanist görüşlü olduğunu, insanların milliyetine, ırkına bakmadan, insanı ayırmadan insana verdiği değeri sergilemişti.Cevap nitelikli adeta önünde şapka çıkartılacak türküsüyle...
                Kaza yapması sonucu Yogoslavya cezaevine konması ve üstat Yaşar Kemal'in ince Memed isimli romanını cezaevine gönderdiğinde, kitabın giriş bölümüne yazdığı yazısıyla bozkırın tezenesi diyerek hitap etmesi sonucu, ismi bozkırın tezenesi olarak söylenmeye başlamıştı.
                Şimdi olduğu gibi, o zamanlar da ülkemizde batı hayranlığı olduğu için, TRT den türkülerine kısıtlamalar geldiği için, Ulus'ta bulunan ahu pavyonunda konser vererek geçimini sağlarken, geçirdiği kısmi felç nedeniyle, akrabalarının daveti üzerine tedavi maksatlı Almanya'ya gider ve orada oturma izni alarak, gurbetçilerimizin düğünlerinde, çığırıp söyleyerek geçimini sağlar.
                Rahmetli reklamı sevmeyen kişiliğiyle, yaşamını sürdürür adeta... Unutulur ve eserlerini tüm sanatçılar kullanır, onlardan telif hakkı dahi almaz.
                Rahmetli yaşarken dahi, türkülerini dinleyen kişiler, onu rahmetle yad eder.
                Almanya'da Türkiye'ye dönüş yaptığında kendisine devlet sanatçılığı görevi verilmek istense de, bu görevi kabul etmez ve neden kabul etmediğini de böyle açıklar.
                Devlet sanatçılığı bana teklif edildi. Ben, 'Hepimiz bu devletin sanatçısıyız.Ayrıca bir devlet sanatçısı sıfatı bana ayrımcılık olarak geliyor' diyerek, teklifi kabul etmedim. Ben halkın sanatçısı olarak kalırsam, benim için en büyük mutluluk budur.
                Şimdiye kadar devletten bir kuruş almadım. Bir tek TBMM tarafından üstün hizmet ödülünü kabul ettim. Onu da bu kültüre hizmet eden ecdatlarımız adına aldım.'' Diyecek kadar da alçak gönüllüydü rahmetli.
                Mekanı cennet olsun, yattığı yer nur olsun Neşet ağamızın.


Anahtar Kelimeler : Polat BİLİCİ ,
Print
Yorum Yap
Yorumunuz
1000

Henüz yorum yapılmadı,
İlk Yorum yapan siz olun...

Facebook Yorumları
Dikkat Çekenler
Yazarlar
Çok Okunanlar
Çok Yorumlananlar
Anket

Duyurular
Linkler
Arşiv
Günlük Gazeteler
Oku
Ziyaretçi Defteri
Hava Durumu
Hava Durumu
Yükleniyor...
E-Gazete
/Resimler/Editor/images/23%20Temmuz%20Sal%C4%B1%20-1.jpg

Facebook Twitter
2014 Kırşehir Haber 365 - tüm hakları saklıdırHaber Scripti Haber Yazılımı