21 Şubat 2018 17:17
-A +A
Misafir Kalemler

Misafir Kalemler

Neşet Ertaş-3

     Neredeyse yarım asra varan bir süreden beri gerçek anlamda gönül telimizi titreten ve ruhumuzu ürperten bu esrarlı sesin, sazın ve yorumun sahibi Neşet Ertaş'ı yaşayarak anlatmak benim için gerçekten güzel bir duygu.
         Neşet Hocam ile Salihli'de  konser sonrası doğanın güzellikleri içinde kaplıcada dinlenmek ikimize de çok iyi gelmişti ki, ertesi gün dönüş yolunda bayağı bir sohbet etmeye başlamıştık.
         Büyük Usta'ya şu soruyu sordum:
         Hocam Neden Süleyman Demirel zamanında size verilen devlet sanatçılığını kabul etmediniz?
         Hocamın direk cevabı şu oldu:
          "Oğlum, bütün sanatçılar aynı zamanda devletin sanatçısı olduğu için kabul etmedim."
         "Ben Halkın Sanatçısıyım” diyerek konuya devam etti.
         "Ben bu devlete saz çalıp türkü söylemiyorum ki, hizmette de etmiyorum. Nasıl gidip her ay ben bu devletten maaş alıyım" dedi.
         Neşet Ertaş, kimilerine göre sazın ve sözün üstadı, kimilerine göre yüzyıllardır devam eden abdal geleneğinin en ünlü temsilcisi. Yazar Yaşar Kemal onu "Bozkırın Tezenesi" olarak tanımlarken, O ise bütün ününe ve imkanına rağmen, hâlâ kendisini "Garip" olarak tanımlamaya devam ediyor. 
         Eskiler soruldukça, önce gözleri parıldıyor, ardından da derinlere dalıp anlatmaya başlıyor.
         Büyük Usta Neşet Hocam, şunları söyledi: "Yoksulluk içinde bir çocukluk yaşadım. Ailemin geçimini babam, düğünlerde çalgıcılık yaparak sağlardı. Ben de 5-6 yaşından itibaren onunla düğünlere gitmeye başladım. Okul yüzü görmedim. Düğünler benim okulumdu. Çünkü babam sazla ilgili evde bir şey söylemezdi. Düğünlerde babamın tavrına ve hareketlerine dikkat ederdim. Onun saz çalma stilini çözmeye çalışırdım." 
         Baba mesleği olan düğün çalgıcılığını 14 yaşına kadar yaptığını, ilk plağını ise 15 yaşında seslendirdiğini dile getiren Neşet Hocam, babasının duygularıyla yoğrulduğunu ve onun nakşının hâlâ üzerinde olduğunu, sanat hayatının geride kalan kısmına dönüp baktığında hiçbir pişmanlığının bulunmadığını, dinleyicilerine türkünün her renginden verdiğini söyledi. 
         Kendisine gösterilen ilginin ve sevginin hiçbir zaman azalmadığını bunun kendisini ayakta tutan en önemli güç olduğunu ifade eden Büyük Usta, ilginin devlet sanatçısı unvanı teklif edilerek devlet nezdinde de gösterildiğini söyledi.
         57. Hükümetin Devlet Bakanlarından Ramazan Mirzaoğlu’nun kendisine devlet sanatçısı unvanı verilmesi için özel bir kararname hazırlattığını belirterek, şöyle konuştu: "O dönemde Süleyman Demirel cumhurbaşkanıydı. Devlet sanatçılığı bana teklif edildi. Ben, ’Hepimiz bu devletin sanatçısıyız, ayrıca bir devlet sanatçısı sıfatı bana ayrımcılık geliyor’ diyerek teklifi kabul etmedim. Ben halkın sanatçısı olarak kalırsam benim için en büyük mutluluk bu. Şimdiye kadar devletten bir kuruş almadım. Bir tek TBMM tarafından Üstün Hizmet Ödülü'nü kabul ettim. Onu da bu kültüre hizmet eden ecdatlarımız adına aldım." 
         Saza gümbür gümbür ses veren adeta davula eşlik edercesine sazının  göğsünde pençesiyle sesler çıkaran, hep samimi ve kendi halinde yüreğinin acılarını ve kendi iç gurbetlerini seslendiren;hiç bir medyatik tutumu olmayan kalabalıklardan ve şöhretten adeta köşe bucak kaçarak pek ortalarda gözükmeyen mezhep, parti ve etnik kimlik çoğumlanmasına prim vermeyen; sazından, sözünden  ve sesinden gayri hiç bir şeyden medet ummayan bu Büyük Usta’yı tanımak kadar tanımlamak da gerçekten zor.

Anahtar Kelimeler : Mustafa AVCI ,
Print
Yorum Yap
Yorumunuz
1000

Henüz yorum yapılmadı,
İlk Yorum yapan siz olun...

Facebook Yorumları
Dikkat Çekenler
Yazarlar
Anket

Duyurular
Linkler
Arşiv
Günlük Gazeteler
Oku
Ziyaretçi Defteri
Hava Durumu
Hava Durumu
Yükleniyor...
E-Gazete
/Resimler/Editor/images/18%20Temmuz%20%C3%87ar%C5%9Famba-1.jpg
Facebook Twitter
2014 Kırşehir Haber 365 - tüm hakları saklıdırHaber Scripti Haber Yazılımı