31 Mayıs 2019 13:29
-A +A
Polat Bilici

Polat Bilici

Nişanlılık Dönemi

Çınar Kırşehir Gazetesi Köşe Yazarı

Nişanlılık evliliğin en güzel dönemidir.
Nişanlılıkla ilgili hepimizin unutamadığı, çokça anılarımız olduğuna eminim.
"Allah'ın emri, Peygamberin kavliyle" diyerek kız istense de, aslında oğlanın anasıyla, kızın anası çoktan kendi aralarında anlaşıp karar verirler. 
Erkeklerin kızı istemeleri, sadece formaliteden ibarettir.
O zamanlar diğer komşu kadınlar "Vıı anam hele ikisi kendi aralarında fısır, fısır konuşuyorlardı" .
Bir başkası "Kıı anam! Zatı onlar kendi aralarında işi pişirmişler". Bir diğeri de hele belliydi bu kadar sıkı fıkı olduklarından"...
Söz kesildiğinde, kız istemeye gelen bir büyük, yüksek sesle, "Getirin lokumu, ağzımız tatlansın" dediğinde, "söz kesildi, kızın lokumu dağıtıldı" denirdi.
Nişanlılık dönemi çok tatlı dönemdi.
Bizim zamanımızdaki gelenek ve göreneklerle, şimdiki zaman arasında dağlar kadar fark vardı.
Yoktu şimdiki gibi al nişanlını koluna, pastaneye veya sinemaya git, kayın babanla aynı odada otur.
Biz erkekler ilk nişanlandığımız da babamızdan utanır, bayağı bir zaman yüz yüze gelmemeye dikkat ederdik.
Zamanımızda nişanlıyı görmek, gizlilik esasına dayanıyordu. Kimseye görünmeden nişanlıyı görmeye giderdik.
Nişanlıyı görmek bin bir meşakkat isterdi.
Hele ki nişanlın köy kızıysa, onu görebilmek için çok uğraş verirsin. Şöyle ki; kızın köyüne yakın olan köyün dolmuşuna biner, o köyde bulunan yakın bir arkadaşına gece yarısına kadar misafiri olursun.
Gece geç vakit kimselere görünmeden, gizli gizli kızın köyüne gidersin. Hırsız misali.
Köyün köpekleri seni fark edip havlamaya başladıklarında, hâla uyumayan köyün gençleri, "Bu köpekler niye ürüyor, hırsız mı var yosam" dediklerinde yakalanacağım diye, yüraan ağzına gelir...
Nişanlılığa giderken nişanlıya olmazsa olmazımız, çerez, kuru pasta, losyon ve harçlık verilir, kaynanaya da muhakkak kumaş bir entarilik götürülürdü.
Zaten senin geleceğinden haberi vardır kaynananın.
Gizli gizli yanaşırsın nişanlının evine, ya samanlığa yada tandırlığa girer saklanırsın.
Nereye saklanacağına kaynanan karar verir. Uğrun uğrun falanca yere saklansın diye, anneni tembih eder.
Saklandığın yere yanına gelip "Hoşgeldin oğlum" der, elini öptürür.
"Yavrum niye geldin kurban olduğum! Kayınbabanın, uşakların huyu kötü! Bi duyarlarsa, beni de kızı da öldürürler" diye sana nasihat eder.
"Bekle burada el ayak çekildiğinde sana habar ederim" der ve gider.
Bekle babam bekle! Bir tarafta nişanlıyı görme heyecanı, bir tarafta yakalanacağım korkusu, bir taraftan da nişanlıma yakışıklı görüneyim diye saçını tarar, kaşlarını düzeltir, yüzüne ve boynuna esans sürersin.
Arada bayağı bir zaman geçtikten sonra kaynanan gelir yanına, "Aman geç kalma nişanlını gör hemen git" dediğinde ona aldığın kumaş entariliği verdiğinde biraz gevşer ve "Niye zahmet ettin kurbanım, ne geraa vardı ki" der, hafiften tebessüm ederek.
Nişanlıyın bulunduğu odaya girmeden önce, kaynanan sana "Ben kapının arkasındayım, ne konuşacaksan konuş, gecikmeden hemen çık" derdi. Amaç ayağını denk al uyarısıdır...
Nişanlılık döneminde, büyüklerimiz her bayram gelin kızı görmeye giderlerdi. Hediye olarak aldıkları koç süslenir, boynuna bir gremise veya birkaç bilezik takılırdı.
Hıdrellez zamanı kız evi ve oğlan evinin bayanları bir araya gelirler, oğlan evinin aldığı toklu kesilir, önceden hazırlanan börekle pasta gibi yiyecekler konulur, olmazsa olmaz olan kısır yapılır, piknik alanına, mangallar yakılır, sanki düğün yapılıyormuş gibi, oynar gülerlerdi.
Oğlan evinin, tüm geleneklere uymak zorunluluğu vardı.
İyi geçinmek zorundadır oğlan evi. Eğer ki kız evi kızdırılırsa, kız evi oğlanın bohçasını gönderir, buna da bohçası atıldı derlerdi.
Ne kadar tez zamanda gelin getirilirse bu gibi masraflardan kurtuluyordu oğlan tarafı.
Düğünden önce kızın arkadaşları el elden kızın eksik olan el işlerini tamamlamak için büyük çaba gösterirlerdi.
Düğünden önce başlık kesilir. Başlık kesilirken olmazsa olmaz olan yün pazarlığıdır.
"Falancanın kızına otuz batman yün verdiler, benim kızımın ne eksiği var ki?" diyerek yün konusunda kıran kırana pazarlık yapılırdı.
Alınan yünler bir arabaya konulur, kız evine götürülür; daha sonra kız ve oğlan evinin kadın ve kızları yünü götürüp bir yerde tokaçlayarak yıkarlardı.
Nişanlılık dönemi bidatlıydı, bidatlıydı ki, heeç sormayın...

Anahtar Kelimeler : Polat BİLİCİ ,
Print
Yorum Yap
Yorumunuz
1000

Henüz yorum yapılmadı,
İlk Yorum yapan siz olun...

Facebook Yorumları
Dikkat Çekenler
Yazarlar
Çok Okunanlar
Çok Yorumlananlar
Kırşehir'de Deprem!

Kırşehir'de Deprem!

12:58 6 Haziran 2019
Doğa EŞARP

Doğa EŞARP

13:04 29 Mayıs 2019
Anket

Duyurular
Linkler
Arşiv
Günlük Gazeteler
Oku
Ziyaretçi Defteri
Hava Durumu
Hava Durumu
Yükleniyor...
E-Gazete
/Resimler/Editor/images/26%20HAZ%C4%B0RAN%20%C3%87AR%C5%9EAMBA-1.jpg

Facebook Twitter
2014 Kırşehir Haber 365 - tüm hakları saklıdırHaber Scripti Haber Yazılımı