26 Kasım 2019 14:26
-A +A
İsmail Tufan

İsmail Tufan

O çocuklar da bizim!

Çınar Kırşehir Gazetesi Köşe Yazarı

O çocuklar burada doğdu. Burada yaşıyor, belki burada yaşlanacak. Mülteci çocuklardan söz ediyorum. Üzerlerinden sık sık siyaset yapılan, siyasi söylemlere konu figürü edilen çocukların, içinde bulunduğu durum, bizden insaniyet, vicdan ve sorumluluk talep ediyor. Bu çocukların anasının babasının da suçu yok. Ülkesini, evini barkını terk edip ülkemize sığınmak zorunda bırakılması başkalarının marifetiyle oldu. Bu yüzden ülkemizde dünyaya gelen bu çocukları ve aile fertlerini görmezlikten gelemeyiz. Onları toplumla buluşturmalıyız. Topluma entegre etmeliyiz. Irkçılık kültürümüzde ve eğitimimizde yoktur, ama zaman zaman ırkçı söylemlere kayan açıklamalara da rastlamıyor değiliz. Burada isim vermeye gerek yoktur.
Türkiye’de ne kadar mülteci çocuğun bulunduğunu ne kadarının bu topraklarda gözlerini dünyaya açtığını bilmiyorum. İstatistikler beni ilgilendirmiyor. Sizi de ilgilendirmesin. Çünkü burada belirleyici faktör demokrasi, insanlık, vicdan olmalıdır. Eğer bu çocukların topluma uyum sağlamaları sağlanırsa, bunu mümkün kılacak olan fırsatlar verilirse, o çocukların toplumumuza faydalı birer fert olarak yetişmeleri mümkündür. Kendi durumunuza bakıp, bunun suçunu, suçsuz mülteci çocuklarda aramayalım. Onları, sorunlarımızın günah keçisi yapmayalım.
Bir zamanlar Almanya’nın Türklere yaptığı gibi her an geri döneceklermiş gibi onlara misafir gözüyle bakmayalım. Onları insan gözüyle görelim, insan olarak yaşamalarına şans tanıyalım. Bunu yapıyoruz. İyi ki böyle yapıyoruz, eğer yapmazsak, bu çocuklar ileride büyük sorun haline gelebilirler.
Henüz şimdiden gerekli önlemleri alarak, onları bağrımıza basalım. Aralarında uyum sağlamaktan yana olmayan, ülkemizin imkanlarını sömürmek isteyenler yok mudur? Şahsen böyle birini tanımıyorum, ama muhakkak vardır. Fakat ufak bir grup olduğunu düşündüğüm bu kişiler üzerinden genelleme yapmayalım. Tüm mültecileri, bizi sömürenler olarak görmeyelim. Bu hem tehlikelidir hem de bize hiç yakışmaz.
Almanya’da uzunca süre yaşadığım için orada başta Türklerin, ama aynı zamanda diğer yabancı uyruklu kişilerin, nasıl politikaya alet edildiklerini biliyorum ve yabancı biri olarak kendimi nasıl hissettiğimi de! Politikacılar, ki aralarında sağcısı da solcusu da var, işine geldiği gibi yabancıları söylemlerinde, icraatlarında kullanmaya meyillidirler. İşlerine gelince yabancıları över, işine gelmeyince başkalarına yaranmak için yabacılara söver. Bunun örneklerine bugün Almanya’da, Avusturya’da, Hollanda’da, Macaristan’da, İtalya’da, İspanya’da; kısaca tüm Avrupa’da rastlıyoruz. Ama son zamanlarda Türkiye’de de!
Çeşitli simalarıyla ırkçılık hemen anlaşılamayabilir. İğneli konuşmalardan tutun açık seçik ırkçılığa kadar uzanan ırkçı ifade ve icraat tayfından söz ediyorum. Hatta bazen ırkçı söylemler hoşunuza gidebilir ve söyleye hak verebilirsiniz. Ama unutmayınız bu söylemlerin mültecilerle sınırlı kalması gerekmez. Bir gün gelir, size, bana, komşumuza dokunabilir. Bu yüzden ırkçılık tehlikesine karşı uyanık olmalıyız. Durumun gerçek suçlularını unutarak, günahların hepsini mültecilere yüklememeliyiz. Neden geldiler? Neden evlerini, akrabalarını bırakıp göç ettiler? Hangi koşullar onları buna zorladı? Bunlara dürüstçe cevap verdiğimiz takdirde, geliş sebepleri ve kalış sebepleri kendiliğinden anlaşılacaktır. Duyguyla değil, akılla cevap verecek olursak, doğru cevaplara erişme şansımız artacaktır.
Her insan bir potansiyeldir. Her insanda mevcut olan potansiyeli hareket geçirebiliriz. Toplumla uyumlu, hayatını alın teri ile kazanan fert olmasını sağlayabiliriz. Mülteciler yokken, temel şikâyetimiz neydi? Hırsızlık, dolandırıcılık, yankesicilik, şiddet ve diğer suçlar. Şimdi bütün bunlar azaldı mı? Sorunlar azalmadı, ama bende şöyle bir intiba oluştu: Sanki suça bulaşan sadece mültecilermiş gibi davranıyoruz. Sanki medya sadece mültecileri öne çıkarıyor ve yerli halkın içindeki suça bulaşanları biraz arka plana atıyor. Sanki ardında bir strateji var. Umarım yanılıyorumdur. Çünkü böyle bir şey fayda getirmez, aksine sorunlarımızı çoğaltır. Hak, adalet ve demokrasiden şaşmamalıyız. Bu kolay değildir, ama insanı ve toplumu rahatlatır, ferahlatır ve refahı beraberinde getirir
 

Anahtar Kelimeler : İsmail Tufan,
Print
Yorum Yap
Yorumunuz
1000

Henüz yorum yapılmadı,
İlk Yorum yapan siz olun...

Facebook Yorumları
Dikkat Çekenler
Yazarlar
Çok Okunanlar
Çok Yorumlananlar
Gözün Aydın Kırşehir!

Gözün Aydın Kırşehir!

17:00 27 Kasım 2019
10 Parmağında 10 Marifet!

10 Parmağında 10 Marifet!

14:36 2 Aralık 2019
"Çine" zulayı patlattı!

"Çine" zulayı patlattı!

14:09 21 Kasım 2019
Her yanın hüzün SEYFE!

Her yanın hüzün SEYFE!

12:01 17 Kasım 2019
Anket

Duyurular
Linkler
Arşiv
Günlük Gazeteler
Oku
Ziyaretçi Defteri
Hava Durumu
Hava Durumu
Yükleniyor...
E-Gazete
/Resimler/Editor/images/07%20ARALIK%20CUMARTES%C4%B0%20-1.jpg
Facebook Twitter
2014 Kırşehir Haber 365 - tüm hakları saklıdırHaber Scripti Haber Yazılımı