19 Kasım 2018 16:01
-A +A
Ceyhan Demir

Ceyhan Demir

O KÖYÜN SUYUNU İÇMEYİZ

Çınar Kırşehir Gazetesi Köşe Yazarı

             Kırşehir ili Mucur ilçesinde vekil kaymakam olarak görev yaptığım sırada YSE (köylere yol, içme suyu ve elektrik hizmeti getiren kamu kuruluşu) Bölge Müdürü ilçemize geldi. Hoş beşten sonra konuya girerek Mucur’un Büyükkayapa ve Küçükkayapa köylerine içme suyu getirmek için proje hazırladıklarını, iki köy arasında uyuşmazlık bulunduğunu, önceki kaymakamların konuya ilgi göstermelerine karşın uyuşmazlığın giderilememesi nedeniyle yatırım projesini uygulamaya koyamadıklarını belirterek benden yardım istedi. İlgileneceğimi söyledim. Söylemesine söyledim ama deneyimli asıl kaymakamların çözemedikleri bu uyuşmazlığı, acemi bir stajyer kaymakam olarak nasıl çözebileceğim konusunda umutsuzdum. Umutsuz olsam bile, sorun önemli olduğundan hemen çalışmaya başlamak gerekliydi.
            Öncelikle her iki köyün geçmişini araştırdım. Aslında hepsi akrabaymış ve daha önce birlikte yaşıyorlarmış. Aralarında çıkan bir uyuşmazlık sonucunda, bazı aileler köyden ayrılarak üç kilometre kadar uzağa yerleşmişler. Nüfusları yasanın aradığı yüz elliyi aşınca ayrı bir muhtarlık kurulmuş. Her iki köy de Kızılırmak kenarında konuşluydu ancak köylerden sadece Büyükkayapa sınırları içerisinde içilebilecek su kaynağı bulunuyordu. Boru döşenecek arazinin büyük bölümü kayalık olduğundan pahalı ve zor bir projeydi. Ancak köylülerin inadı bu kayalardan bile sertti. Büyükkayapa köylüleri su kaynağı kendi sınırlarında olduğundan diğer köye su vermek istemiyor, Küçükkayapa köylüleri de başka bir köyden kendilerine özel bir içme suyu getirilmesini istiyorlardı. Her iki köyde de içme suyu donanımı olmadığı için sıkıntıyı kadınlar çekiyor; Kızılırmak nehrinin rengi mille kırmızıya dönmüş suyunu, eşekle veya sırtlarında taşıyarak geniş kaplarda dinlendirilip, mili çökertildikten sonra kullanıyorlardı. Bu sıkıntıya erkekler katlanmadıkları için köyde su varmış veya yokmuş umurlarında bile değildi.
              Aslında, 7478 sayılı Köy İçme Suları Hakkındaki Yasa’ya göre gereken yasal işlemler yerine getirildiğinden kaynağın sahibi olan köyün iznine gerek bile yoktu. Ancak köyleri susuzluktan kurtarmaya uğraşırken halkın huzuru bozulmamalı, olası bir kavga dövüşte yaralama veya ölüme neden olunmamalıydı.  Bu nedenle önce su kaynağının sahibi olan Büyükkayapa’dan işe başladım. Muhtarın olgun, deneyimli ve yapıcı bir insan olmasına karşın üzerinde köylünün büyük baskısı vardı. Köye ilk gittiğimde düğün olması benim için iyi bir şanstı. Bu şansı kullanarak düğüne katıldım. İlk kez bir kaymakam, köylerindeki düğüne katıldığı için çok sevindiler. Bu sırada davul ve zurna eşliğinde ve kadın kıyafeti giymiş iki erkeğin kadınsı hareketlerle oynayıp erkekleri coşturduklarını gördüm. Bunlara “köçek” diyorlarmış. Bu ortamda bir şey demedim ama daha sonra bu köçeklerin oyunlarını ilçe genelinde yasakladım.
İlk gidişimde içme suyu uyuşmazlığı konusunu açmak uygun değildi. Ortada mutlu bir düğün olayı varken çetrefilli konuyla bu mutluluğu bozmak hoş olmazdı. Bir süre sonra köye tekrar gittim. Köyün ileri gelenlerini topladım ve konuyu enine boyuna ayrıntılı biçimde anlattım. “Yasaya göre devlet bu işi zorla da olsa yapar. Huzurunuz bozulmasın diye uğraşıyoruz, gelin efendilik sizde kalsın” diyerek konuşmamı sonlandırdım. Muhtar da bana yardımcı oldu. Toplantı epeyce uzun sürdü. Sonuçta köylüler ikna oldular ve anlaştık. Daha sonra cayma olabileceği düşüncesiyle anlaşmayı bir tutanağa geçirdik ve hepimiz imzaladık.
         Başka bir akşam Jandarma Komutanı’nı da yanıma alarak Küçükkayapa köyüne gittim. Bu köyün muhtarı da iyi bir insandı. Muhtar’ın evinde toplandık. Halkın çoğunluğu yapıcı olsa da azınlıkta kalan bazı kişiler geçmişteki anlaşmazlıkların etkisiyle çok olumsuz bir tutum içindeydiler. Hatta içlerinden birisi sürekli olarak halkı kışkırttı ve ”Eşeğin idrarını içer, Büyükkayapa’nın suyunu içmeyiz” diyerek kinini kustu. Bu söze çok kızdım ve kendisini azarladım. Komutan’a bu kişinin kimliğini etraflı not almasını, bu konuda köyde bir olay çıkarsa soruşturmaya ilk bu adamdan başlamasını emrettim. Uzun konuşmalardan sonra bir kısmı gönülsüz de olsa projenin uygulanmasını kabul ettiler.
         O yıllarda köye yapılan altyapı bedelinin üçte biri, katkı payı adıyla köylüden toplanıyordu. Köylüden toplanması gereken bu parayı ödeme güçleri oranında halka paylaştırdık. İşi sağlama bağlamak için herkesin ödeme yapmasını, yanında para olmayan kişilerin borç almalarını istedim. Herkes payına düşen parayı getirmek için evlere dağıldı. Bazı köylüler dönüp paralarını ödediler. Bir süre daha bekledikse de dönen olmadı. Bu arada gece yarısı olmuş, ortalık kararmıştı. Ben, Jandarma Komutanı’nın uyarısını dinlemeyerek, birlikte çıkarsak üniforması fark edilir düşüncesiyle, tek başıma dışarıya çıktım. Muhtar’ı da yanıma almadım. Aslında yaptığım hatalıydı ama gelecek bir risk varsa bunu göğüslemeliydim.
Kendimi başkalarının göremeyeceği şekilde gizleyerek sokaklarda dolaşmaya başladım. Birden köyün sonundaki evin köşesinde bir kalabalık görerek sessizce onlara yaklaştım. “Eşeğin idrarını içer, Büyükkayapa’nın suyunu içmeyiz” diyen köylü, diğer köylülere ve özellikle gençlere, "Kaymakam bizim itirazımızı kabul etmedi. Siz Muhtar’ın evine gelin ve iki köy arasında cinayet çıkar deyin, belki çekinir bu işten vazgeçer“ diyerek, onları kışkırtıyor, diğer köylüler duruma sadece seyirci kalıyor, bu adamın aklına uyarak dediğini yapmak istemiyorlardı. İki yakasından tutup muhtarın evine götürdüm. Diğer köylüler ve gençler de bizi izlediler. Jandarma Komutanı’na teslim ederek, halkı devlete karşı kışkırtmak ve kamu yatırımını engellemek suçundan işlem yapmasını emrettim. Suçüstü yakalanmanın şokunu yaşayan bozguncu kişi bu kez yalvarmaya başladı ve affedilmesini istedi. Önce biraz ağırdan aldım. Yalvarma ve rica faslına Muhtar ve diğer köylüler de katıldılar. Bu arada aklıma gelen çözümü uygulayarak, köydeki yoksul vatandaşlardan beş kişinin katkı payı toplamı olan parayı da bu kişi öderse bağışlayıp resmi işlem yaptırmayacağımı kararlı bir tonla belirttim. Buna çoktan hazırdı. Koşarak evine gitti ve bir çıkın içinde parayla döndü. Diğer yurttaşlar da ödemelerini çabucak tamamladılar. Ödemelerin karşılığında muhtarlık alındı belgesi düzenletip toplanan parayı, ertesi gün YSE Bölge Müdürlüğünün banka hesabına yatırarak dekontunu Kaymakamlığa getirmesi için Muhtar’a teslim ettim.
Bu arada vakit hayli geçmiş ve Muhtar yemek hazırlatmıştı. Ona, hazırlattığı yemeği uyuşmazlık olumlu sonuçlanmadığı takdirde yemeden köyden ayrılacağımı söylemiştim. Bu köylerdeki töreye göre yemeğini yemeden gitmek muhtar için büyük hakaret olarak değerlendirildiğinden Muhtar; arada bir, “Yemek yiyelim, çalışmaya sonra devam edelim” diyor, ben kabul etmiyordum. İş tatlıya bağlanınca Muhtar’ın yüzü güldü ve sofra kuruldu. Çok acıkmıştım. Uzun süren gerilimli ortam nedeniyle midem kazınmış, asitten yanmaya başlamıştı. Yemeğini yiyeceğimiz muhtar en az bizim kadar mutluydu. Köylülerin hepsini sofraya buyur ettim ve koca bir sini üzerine tepeleme yığılmış tereyağlı bulgur pilavı ile üzerindeki kızarmış tavuğa hep birlikte yumulduk.
         Ertesi gün Kayseri’ye telefon açıp YSE Bölge Müdürü’ne müjdeyi verdim. Katılım paralarının da toplanıp bankaya yatırıldığını söyleyince şaşkınlığı arttı. Stajyer kaymakamlar ilçelerde genelde altı ay süreli çalıştırıldığından Mucur’dan kısa bir süre sonra ayrılacağım kesindi. Bu nedenle çalışmaya hemen başladık ve hızlı bir tempoyla devam ederek projenin yapımını tamamladık. Bu sırada yeni kurulan Bozkurt ilçesinin kaymakam vekilliğine atanma emri aldım. Vedalaşmak için gittiğimde her iki köyün çeşmelerinden gürül gürül temiz ve sağlıklı su akıyordu. Özellikle köylü kadınlar çok mutlu şekilde bana teşekkür etiler. İkna etmekte en çok zorlandığım Küçükkayapa köyünde, çeşme başındaki kadınların içindeki yaşlı bir nine boynuma sarılarak “Kaymakam Bey, senin cesaretin ve yiğitliğin olmasaydı, biz bu heriflerin cezasını daha uzun yıllar çeker, Kızılırmak’ın çamurlu suyuna muhtaç kalırdık. Sağ olasın, yolun açık olsun, haydi git sağlıcakla” dediğinde dünyalar benim olmuş, çektiklerim ve yorgunluğum bir anda geçivermişti.
 


Anahtar Kelimeler : Ceyhan DEMİR ,
Print
Yorum Yap
Yorumunuz
1000

Henüz yorum yapılmadı,
İlk Yorum yapan siz olun...

Facebook Yorumları
Dikkat Çekenler
Yazarlar
Anket

Duyurular
Linkler
Arşiv
Günlük Gazeteler
Oku
Ziyaretçi Defteri
Hava Durumu
Hava Durumu
Yükleniyor...
E-Gazete
/Resimler/Editor/images/08%20Aral%C4%B1k%20%C3%87%C4%B1nar-1.jpg
Facebook Twitter
2014 Kırşehir Haber 365 - tüm hakları saklıdırHaber Scripti Haber Yazılımı