25 Aralık 2018 16:02
-A +A
Polat Bilici

Polat Bilici

OLMASAYDI OLUR MUYDU?

Çınar Kırşehir Gazetesi Köşe Yazarı

         Bu akşam İngiltere ve Fransa arasında 1337-1453 tarihlerinde geçen, ismine yüz yıl savaşları denilen birkaç yazı okudum.
         Ardından Malazgirt Savaşı'nı nasıl kazandık, kazanmamızdaki en büyük etkenler neydi? Araştırırken bir yığın yazılarla karşılaştım ve ister istemez açıklamaların çoğunu okuyup, arasında bazı şoven ve maksatlı yazıları ayıklamak zorunda kaldım.
         Zaferin kazanılmasında mutabık kaldığım şey, on bin Kürt süvarisinin Alparslan'ın yanında kahramanca savaştıkları oldu.
         Bunun yanı sıra savaşın kaderini Müslüman olmayan Türklerin, Alparslan'ın saflarına geçmeleri hususunda ki gerçeği tüm belgeler doğruluyordu.
         Malazgirt Zaferi'yle ilgili o kadar belge vardı ki, okuduğumda bayağı yorulduğumu, uykumun geldiğini hissettim ve iki saat uyuduktan sonra kalktım.
         Nasıl olsa emekliyim. İşe gitme kaygım olmadığı için, gece ve gündüze bakmaksızın, arada sırada birkaç saat uyuyorum.
         Daha önceden 1917 Bolşevik devrimini okusam da bir daha gözden geçirdim.
         Bazı konularla ilgili yazıları gözden geçirmemin sebebi, bazı akademisyenlerin, konuyla ilgili geniş araştırma yapmaları ve savaşların nasıl kazanıldığına dair etkenleri belgeleriyle bir bir anlatmalarından dolayıdır.
         Bu belgeleri okuduktan sonra, Türkiye'nin kaderini değiştiren, Malazgirt Savaşı, İstanbul'un Fethi ve Kurtuluş Savaşı aklıma geldi ve "Olmasaydı Olur muydu?" yazımı yazma gereği duydum.
         Ben kafatasçı ırkçı değilim ve şoven düşüncelilerden de nefret ederim.
         Benim için önemli olan halkların kardeşliği ve kimsenin kimseyi kökeninden, dini inancından ve mezhebinden dolayı dışlamadığı, kardeşçe yaşamamızdan yanadır.
         Zaten bunun dışına çıktığımızda, ülkenin ne duruma geldiğine hepimiz şahit oluyoruz.
         Bununla ilgili bir şeye değinmeden de geçemeyeceğim.
         Bir televizyon kanalında Osman Pamukoğlu denilen emekli askeri dinlediğimde, duyduklarıma inanamamıştım.
         Adam açıkça o kadar milletin gözüne baka baka yalan söylüyordu.
         Neymiş efendim Çanakkale Savaşı'nda Kürtler yoktu söylemi.
         Oysa benim köyümde eli silah tutan tüm erkekler Çanakkale ve diğer cephelere gitti ve dönen ise tek bir kişiydi, onun da ayağı kesikti.
         Ayağı kesik olan amcamız muhtarlık yapmış ve köyümüzde erkek kalmadığı için, azalık görevi de kadınlara verilmiştir.
         Ben bunu rahmetli babam ve köyümüzün diğer büyüklerinden duydum ve Pamukoğlu'nun bilerek zırvaladığını anlamıştım.
         Ancak onun gibi yalan yanlış yorum yapan yorumlarına çoğunluk inanmasa da, tıpkı çamur at izi kalsın dedikleri gibi, iki yüz sene sonra yeni kuşak bu söylemlere inanacaktır.
         Onun için yazılan çokça yazılar maksatlı yazılıyor. Bunlara çok dikkat etmek lazım. Hele de İnternet ortamında...
         Malazgirt Savaşı, İstanbul'un Fethi ve Kurtuluş Savaşı'na bakıldığı zaman, bizim savaşları kazanmamızda ki bazı etkenleri de göz ardı etmemek lazım.
         Bu savaşlara baktığımız zaman, Malazgirt Savaşı'nda Müslüman olmayan Türk boyları, Alparslan'ın saflarına geçmeseydi, o zaferi kazanabilir miydik ?
         İstanbul'un fethi esnasında yüz yıl savaşları denilen, İngiltere ile Fransa birbirleriyle savaşmasaydı da, Bizanslıların yanında yer alsalardı bu fetih gerçekleşebilir miydi ?
         Kurtuluş Savaşı zamanında Bolşevik Devrimi olmasaydı, Rusya'yı Çarlık idare etseydi, ne gibi güçlüklerle karşılaşacağımızı da göz ardı etmemek lazım.
         Bilindiği gibi, Çarlık Rusya'sı ile Osmanlı yüzlerce savaş yaptılar ve buna da eminim ki, Türkiye parçalandıktan sonra, haritamızda bulunan çokça yerleri onlar da istila edeceklerdi.
         Tam aksine Kurtuluş Savaşında Lenin bizlere destek olmuştur.
         Lenin'in bütün ulusal bağımsızlık mücadelelerinin yanında yer alırım söylemini de unutmamak lazım...
         Ne yazıktır ki, Lenin öldükten sonra yerine Stalin denilen diktatör geçti.
         Stalin denilen Faşist diktatörün, Kars Ardahan ve boğazlara göz dikti ve Türkiye’yi tehdit etmeye başlamıştı.
         O diktatörün yüzünden Türkiye'nin NATO' ya girdiğini de unutmamak lazım.
         Her ne kadar Hitler dünyada bir numaralı diktatör olarak lanse edilse de, evet diktatördür, ancak geniş bir araştırma yaptığınızda Stalin'in, üç gömlek daha fazla diktatör olduğunu görürsünüz.
         Bu yazıyı yazmamın sebebi, bazı zaferlerden bahsedilirken, zaferin nasıl kazanıldığına dair, etkenleri de gözden geçirmek lazım.
 
 


Anahtar Kelimeler : Polat BİLİCİ ,
Print
Yorum Yap
Yorumunuz
1000

Henüz yorum yapılmadı,
İlk Yorum yapan siz olun...

Facebook Yorumları
Dikkat Çekenler
Yazarlar
Çok Okunanlar
Çok Yorumlananlar
Anket

Duyurular
Linkler
Arşiv
Günlük Gazeteler
Oku
Ziyaretçi Defteri
Hava Durumu
Hava Durumu
Yükleniyor...
E-Gazete
/Resimler/Editor/images/23%20Mart%20Cumartesi-1.jpg
Facebook Twitter
2014 Kırşehir Haber 365 - tüm hakları saklıdırHaber Scripti Haber Yazılımı