23 Eylül 2019 15:17
-A +A
Emine Baştuğ

Emine Baştuğ

Öyle Bir Geçer Zaman Ki!

Çınar Kırşehir Gazetesi Köşe Yazarı

Kimimiz için bu zaman denen mefhum öyle çabuk geçer ki.. Nasıl olduğunu bile anlayamazsınız. Kimileri için de yaş kemalin kemaline erer de geçip gitmeyi bilmez bir türlü. Üstelik yaşamdan zevk de almıyordur, bütün azaları görevini tamamladığından bir işe de yaramadığını bile hissederler. Ama vadesi yetip de  bir türlü  ahrete kavuşamazlar. 
Bakın şimdi bunları söylerken rahmetli canım anamı hatırladım. Dünyadan her göçüp giden olduğunda şöyle kendi kendine hayıflanırdı. “Ben ne zaman gideceksem, bir türlü  gelmedi sonum “  derdi. Çok üzüldüğü için  vefat edenlerin bir çoğunu söylemezdim kendisine. 
Güzel yurdumun güzel insanları, işte durum böyle… Kimi ölümü beklerken kimi de bi gayret  zamansız gelen / gelecek olan  ölümü yenmekle uğraşırlar. Hem ne uğraşı, kemoterapi denen ilaçla acı çekerek iyileşmeye çalışmak iyileşmek midir? Orası da tartışılır aslında.  
Son zamanlarda sosyal medyada ve youtube da gördüğüm yirmi yaşındaki Neslican Tay’dan söz etmek istiyorum. Özellikle youtubedaki videosu beni acayip etkilemişti. Hayat dolu, cıvıl cıvıl, yaşasa eminim ülkeye çok şeyler katacağına inandığım pozitif bir genç kızdı Neslican.  Kesinlikle tiyatro sanatçısı olurdu mesela. Konuşmaları, mikrofona hakimiyeti mükemmeldi. Ben sanat ve sanatçı uzmanı değilim ama jest ve mimik hareketlerinin de muhteşem olduğunu görebiliyordum.
İnanın şu karamsarlık ve ümitsizlik kokan ülkemizde  Nesli gibi insanlara o kadar çok ihtiyacımız vardı ki… Keşke hastalığını bütün  çabalamasına rağmen yenebilseydi. Allah keşke onun yaşamasını istemiş olsaydı.  Evet Rabbim isteseydi, mutlaka bir şekilde şimdi aramızda olurdu. Onun ömrü sadece yirmi yıl ile sınırlıymış maalesef. Allah rahmet eylesin, anne, babasına sabırlar versin inşallah.
“İnna lillah ve inna ileyhi raciun” : “Şüphesiz biz Allah’tan geldik ve O’na döneceğiz.”
Tümör bacağında idi. Bacağını ameliyatla kestirince ümitsiz de olsa  kanserden kurtulacağına inanmıştı. Çünkü hayatta kalmak için bacağını seve seve vermişti. Kanser onu dördüncü kez ziyaret ediyordu. Bizim gibi Neslican’ı kanser de pek sevmişti sanki. Bırakmıyordu onu bir türlü…
 “Kanser belki inatçıydı ama ben ondan daha inatçıyım” diyordu. Sadece yirmi yaşındayım, aşık olmadım, yurtdışına çıkmadım, dünyayı gezmedim, yapmak istediğim bir çok şey varken hiçbir şey yapmadım! Bazı kanserler sahibine beş-on yıl süre  tanırken benimki beni altı aylık periyotlarla  uğraştırmaya kararlıydı.  Ben bu kadar yaşamak isterken bu aptal hücrelerin beni alt etmesine izin veremem” diyordu. 
“Belki kaybedeceğim ama savaşırken kaybedeceğim” cümlesi ise kocaman yürekli kızımızın en can alıcı sözüydü bence. Adeta herkesin kulağına küpe olacak nitelikte muhteşem dersler içeriyordu bu cümle. Umut, hayal, ders, başarı, tecrübe, yaşama azmi, hırs vs. ne ararsan vardı bu cümlenin içinde… 
Bu gencecik yaşında neler de öğretmişti hayat ona. Yaşamayı bu denli çok istemesinden, sevmesinden mi kaynaklıdır acaba bu koca koca lafları dersiniz? Şu an hayatta olsaydı  bunu kendisine sormayı çok isterdim doğrusu. 
Ruhun şad, mekanın cennet olsun koca yürekli, güzel kız. Görüşmek üzere…

Anahtar Kelimeler : Emine BAŞTUĞ ,
Print
Yorum Yap
Yorumunuz
1000

Henüz yorum yapılmadı,
İlk Yorum yapan siz olun...

Facebook Yorumları
Dikkat Çekenler
Yazarlar
Anket

Duyurular
Linkler
Arşiv
Günlük Gazeteler
Oku
Ziyaretçi Defteri
Hava Durumu
Hava Durumu
Yükleniyor...
E-Gazete
/Resimler/Editor/images/19%20Ekim%20Cumartesi%20-1.jpg
Facebook Twitter
2014 Kırşehir Haber 365 - tüm hakları saklıdırHaber Scripti Haber Yazılımı