30 Mayıs 2019 11:35
-A +A
Vahit DOĞAN

Vahit DOĞAN

Saklı Kalan Ramazan Yazıları (3-Bayram)

Çınar Kırşehir Gazetesi Köşe Yazarı

     Her şey geçip giderken, ramazanın son günlerinde her sene içimde garip bir hüzün oluşur. Bilinmez ki yaşayacağımız başka ramazanlar olacak mı? 
     Küçükken bayramlarda en büyük sevincimiz rahmetli dayımın ve İzmir’de yaşayan dayımın bize aldığı bayramlık elbiselerdi. Nasıl mutlu olurdum, anlatamam. Bizi en çok düşünen rahmetli dayımdı. Herkesin hayatında unutamayacağı, yerini dolduramayacağı birçok yakını vardır, O da onlardan biriydi. 
     Çocukluğumu iyi bayram hatıralarıyla hatırlamasam da, aşağıda belirttiğim eski şarkının sözleri gibi bayramlar yaşamasam da insan yine de geçmiş günleri özlüyor. 
      “Benim balonlarım vardı,
       Onları kimler aldı?
       Mutlu bayramlar vardı,
       Kim bilir nerde kaldı?”     
    Barış Manço’nun “Bugün Bayram, Erken Kalkın Çocuklar” şarkısını da hatırlıyorum, bayram tadında…
      ** 
    Şimdi sizlere yine saklı kalan yazılar köşemizde bayramlık şeker tadında hoş yazılar ve fıkralar sunacağım. Bayramınızı tebrik ediyorum. 
    Bayram Mânisi:
“Bugün bayram günleri
Arşa çıkar ünleri,
Ömürden mi sayarım,
Sensiz geçen günleri”
** 
“Sade adının tatlılığı değil, ifadesi, mânâsı ve tesis ettiği milli gelenek itibariyle Ramazan Bayramı hepimizin bir yıllık münasebetlerimizi tasfiye eder.
 Bu itibarla ayrıca sosyal ve terbiyevi kıymeti vardır.
Küçükler büyüklerin elini öper, duasını, hediyesini alır. Büyükler küçüklerin gözlerinden, yanaklarından öper, sevgisini, saygısını alır. Dargınlar barışır, kırgınlar alışır, durgunlar çalışır. Esnaf alışveriş eder, fakirler yardım görür. Ağızlar tatlanır. Çocuklar eğlenir, büyükler dinlenir.” (Burhan Felek, 1949 yılı) 
** 
“…Bayramlar, ılık baharda, sıcak yazda, serin güzde veya soğuk kışta, fakat daima eski hicranlarla yüklü gelir. Ramazan ve kurban bayramlarını, son otuz yıl içinde tanımış ve tatmış olanlar, başlarını arkaya çevirdiklerinde, gözlerini kapamadan ve yürekleri yanmadan bakabildikleri bugünkü geçmişi, kendi ömürlerinin tarihini, yaşlılık ve ihtiyarlıklarına doğru, iyiyi daha iyi ile, ileriyi daha ileri ile tamamlayarak götürebilecekler midir? Yoksa o da, bir daha uyanılmayacağa benzeyen uzun, nöbetli ve çırpınışlı uykunun, arasıra, yüze sükûn, bedene rahatlık verici rüyalarından biri mi idi?” (Falih Rıfkı Atay, 1950 yılı) 
**  
 
FIKRA:
Bir ramazan ayının sonlarında iftar sofrasında bir davetliye sormuşlar: 
---Kaç gün oruç tuttunuz?
---Hasta idim. Ancak bir gün tutabildim.
Aynı suali Bir Bektaşiye tevcih etmişler:
---Erenler! Siz kaç gün oruç tuttunuz?
Bektaşi bir gün oruç tutanı göstererek:
---Bu efendi benden bir gün fazla tutmuş.
** 
Nasreddin Hoca, günün birinde cerre çıkmış* ve bir köye uğramış… Köylüler kendisini karşılamışlar, hoş beş etmişler… Fakat bu kadar kâfi mi? Hoca yemek ister, yatacak yer ister!... İş buna geldi mi, köylülerde ses sada yok… 
Hoca sormuş:
--- Peki ben nerede yatacağım?
Kahveci: --- İşte, demiş, şu peykenin üzerine kıvrılır, uzanırsın.!.. 
---Yastık?
---Ceketini büker yastık yaparsın!..
--- Yorgan?...
--- Cübben ne güne duruyor… 
--- Peki ben ne yiyip ne içerim?... 
--- Haydi Hoca uzun etme! Senin heyben de dolu… 
Hoca çaresiz rıza göstermiş. Ve sonra vaaza başlamış… 
Bir gün vaaz, iki gün vaaz, üç gün vaaz… Fakat Hoca ile hiç meşgul olan yok… Bu adam ne yer, ne içer, hiç düşünen olmamış… 
Nihayet Hoca, artık son vaazını verip oradan ayrılmaya karar vermiş. Ve bu defa da Hazreti İsa’nın yedi kat göğe uçmasından bahsederek demiş ki: 
--- İşte efendime söyliyeyim, Hazreti İsa arşıâlâya çıkmış, orada Cenabı Hakk’ın misafiri olarak kalmış.
Köylünün biri hemen yerinden ayağa kalkmış:
--- Hoca doğru söyliyon, söyliyon emme, Hazreti İsa Cenabı Hakk’ın misafiri oluncak yedi kat gökte ne yer ne içer?
Hoca dayanamamış:
--- Behey adam, demiş, şu fakir Hoca, bir haftadır burada! Ne yer ne içer diye düşünmüyorsun da, bundan 20 asır evvel, göğe çıkan Hazreti İsa ne yer, ne içer? Onu mu düşünüyorsun?  
(* CERRE ÇIKMA: Eski zamanda medrese talebelerinin, mübarek üç aylar olan Receb, Şaban ve Ramazanda köylere dağılıp halka, ahaliye dini nasihatlarda bulunmak, namaz kıldırmak veya müezzinlik etmek suretiyle para ve erzak toplamaları.)

Anahtar Kelimeler : Vahit DOĞAN,
Print
Yorum Yap
Yorumunuz
1000

Özcan şimşek

13:07 31 Mayıs 2019

Yazınızı çok beğendim. Kaleminize sağlık. Teşekkür ederim.
1000
Facebook Yorumları
Dikkat Çekenler
Yazarlar
Çok Okunanlar
Çok Yorumlananlar
Kırşehir'de Deprem!

Kırşehir'de Deprem!

12:58 6 Haziran 2019
Doğa EŞARP

Doğa EŞARP

13:04 29 Mayıs 2019
Anket

Duyurular
Linkler
Arşiv
Günlük Gazeteler
Oku
Ziyaretçi Defteri
Hava Durumu
Hava Durumu
Yükleniyor...
E-Gazete
/Resimler/Editor/images/26%20HAZ%C4%B0RAN%20%C3%87AR%C5%9EAMBA-1.jpg

Facebook Twitter
2014 Kırşehir Haber 365 - tüm hakları saklıdırHaber Scripti Haber Yazılımı