28 Mart 2019 14:31
-A +A
Vahit DOĞAN

Vahit DOĞAN

Saklı Kalan Yazılar

Çınar Kırşehir Gazetesi Köşe Yazarı

      Bu pazar ülkemizde Mahalli İdareler Genel Seçimi var. Peki Mahalli İdare ne demektir? Bunu tanımlayalım: “Bir bölgede oturan insanla-rın aynı yerde ve toplu bir surette yaşamaktan doğan ortak ve genel ihtiyaçlarını karşılayan, yani kamu hizmeti gören ve tüzel kişiliğe sahip kuruluşlara ‘Mahalli İdareler’ denir. Bu hafta sizlere, yine geçmişten, edebi kıymeti eskimediğini düşün-düğüm yazılar sunacağım. İlgiyle okuyacağınızı tahmin ediyorum. Bu yazıları okuyunca, ülkemizde meselelerin hiç değişmediğini, bir kısır döngü etrafın-da sürüp gittiğini göreceksiniz. Ve acı acı gülümseyeceksiniz, benim gibi… Bu yazılardan önce Amerika Birleşik Devletlerinde 1930’lu yıllarda yaşanmış ibret verici bir hikâyeyi okumanızı istiyorum. Okuyunca, Victor Hugo'nun Sefiller adlı romanındaki Jan Valjean'a verilen cezayı hatırlayacaksınız. Ama ikisinin arasında büyük bir farklılık var; birisi, tüm halkın açlıktan kıvrandığı, yokluğun hüküm sürdüğü bir şehirde, diğeri de tüm refah koşulları sağlan-mış bir şehirde gerçekleşiyor.    
 “NEW YORK’UN ESKİ BELEDİYE REİSİ LA GUARDİA’YA ATFEDİLEN BİR HİKÂYE: Belediye Mahkemesinin bir oturumunda başkanlık eden La Guardia, karşısına çıkarılan bir ekmek hırsızını dinledikten sonra, adamın üç gün aç kaldığı için fırından ekmek çalmağa mecbur kaldığını anlayınca dinleyicilerin hepsini birden para cezasına çarptırmış ve cezayı şöyle izah etmiş: ‘Yirminci asırda, New York gibi bir şehirde, bir insan üç gün aç kalır da fırından ekmek çalarsa kabahat ondan ziyade, onu aç bırakan, mensup olduğu cemiyetindir.’  
MÜNAKAŞALAR KİMİN İÇİN     
Siyaset hayatımızın sürekli bir münazara, hatta hattâ münakaşa havası içinde geçiyor. Parti liderleri, sanki muayyen mevzular etrafında münazarada bulunmaya kara vermiş kalabalık iki ekip halindedirler. Bir lider, hattâ üçüncü, dördüncü derecede bir lider memleketin herhangi bir köşesinde iki cümle söylemeye görsün. Derhal karşı taraftan cevap, arkasından cevabın cevabı. Onun arkasından bütün memleket matbuatını günlerce ve günlerce işgal eden tefsirler..., tavzihler, tekzipler, tashihler silsilesi… Münazaracıların sayısı çok olduğu ve demokrasi icabı herkes söze karışabildiği için her nutuk tam bir yılan hikâyesinin iki, üç misli uzuyor.     Bütün bu münakaşaların memleket umumi efkârında büyük bir alâka ile takip edildiği zannediliyorsa hata ediliyor. Bu münakaşaların isteklisi, kendini politikaya vermiş birkaç bin kişiden fazla değildir.      
Size bir hikâye anlatayım: Fransa’da genç politikacılardan biri ömründe ilk defa bir gazeteye yazı yazmış. Gazetede yazısı çıktıktan sonra fazla ileri gittiğini görerek üzülürmüş. Bunu gazetenin sahibine anlatmış. O da demiş ki: “Hiç üzülme! Bizim gazete bir milyon nüsha satar. Bu bir milyon kişinin yarısı yazıyı görmemiştir. Görenlerin yarısı okumamıştır. Okuyanlardan yarısı anlamamıştır. Anlayanlardan yarısı alâakad olmamıştır. Alâkadar olanlardan yarısının verdiği hükmün ise hiçbir ehemmiyeti yoktur…”      
Aylardır, hattâ senelerdir hep aynı mevzu etrafında dönüp dolaşan siyasi münakaşaların verdiği bıkkınlık bir tarafa, memleketin nüfusunun yüzde 75 inin okumak bilmediği, okumak bilenlerden yüzde 75 inin gazete okumadığı, gazete okuyanlardan yüzde 75 inin politika ile alâkadar olmadığı göz önünde tutulursa münakaşaların ne kadar bir kalabalık arasında cereyan ettiği kendiliğinden meydana çıkar. Artık münakaşaları bırakıp bütün memleketin alâkadar olduğu dâvalara geçsek nasıl olur?(Bu yazı 1949 yılında Akşam Gazetesinde Şevket Rado’nun köşesinde yayınlanmıştır.) 
             POLİTİKA MERAKININ BU KADARI FAZLADIR     
“Almanya’da bir ay kaldım. Bu müddet zarfında bir çok insanla temas ettim. Bizim gibi sadece iki büyük partisi değil, derece derece ehemmiyetli 12 büyük partisi olan, üstelik tek parti rejiminden demokratik rejime de yeni geçmiş bulunan Almanya’da gündelik politika ile meşgul olan bir adama rastladım; o da Alman Meclisinde muhalefet mebusu idi.     Onun dışında görüştüğümüz insanlar partiler arasındaki münasebetlere dair sorduğumuz sualleri,... bu iş kendilerinin ihtisasları içinde olmadığını söyleyerek geçiştiriyor ve pek takip etmediklerini belli etmekten de çekinmiyorlardı. Batı Almanya’yı baştanbaşa dolaştığımız halde gündelik hayatın her sahasına nüfuz etmiş bir politika ile uğraşmak hastalığının izlerine hiçbir yerde rastlamadık. Gazeteleri dünya ahvalinden ve Almanya’nın ana davalarından bahsediyor; mecmualarının orijinal mevzu bulmak için büyük gayretler sarfettikleri görülüyordu.    Politikayı politikacılara bırakan ve ancak seçim zamanlarında partilere alâka gösteren bu anlayış içinde bir ay geçirdikten sonra buraya gelip bizim gazeteleri açtığı zaman insan nelerle meşgul olduğumuzu, vakitlerimizin yıllardır neden boşuna harcandığını daha iyi anlıyor. Görüştüğümüz her vatandaş işinden gücünden evvel politikadan, partilerarası münasebetlerden, şunun dediğinden, bunun ettiğinden hararetle bahsediyor, bu lâflar ve lâflar belli ki gündelik hayatın başlıca meşgalesini teşkil ediyordu.İşte bu, vatandaş için de, memleket için de asla iyi bir şey değildir. Kendi işine bütün gayretiyle sarılmayan, politikadan bir şeyler bekleyen insanlardan mürekkep cemiyetlerde gözle görülür bir kalkınmaya imkân yoktur. Heykel kırmayı gaye edinmiş kalabalıkların işsiz güçsüz insanlardan mürekkep olduğu muhakkaktır. Memlekette yeni bir iş sahası yaratarak vatandaşı kalkınmaya davet etmek hükümete düşüyor. “(Bu yazı 1951 yılında Akşam Gazetesinde Şevket Rado’nun köşesinde yayınlanmıştır.) 
SİYASET ÜSTÜNE YÜZYILLAR ÖNCESİNDE SÖYLENMİŞ ÖZLÜ SÖZLER 
---“ İnsanlar tarihten ders alsalar olmaz mı? Ne yazık ki heyecanlar ve partiler yüzünden gözümüz görmez oluyor.” (İngiliz şairi Samuel Taylor Coleridge) 
--- “Siyaset, halkın kendi işine bakmasına engel olmak sanatıdır.” (Fransız şair ve yazar Paul Valéry) 
--- “Parti, bir avuç insanın kazancı uğrunda çoğunluğun çılgınlığıdır.” (Şair Alexander Pope)
--- “Bütün siyasi partiler, eninde sonunda, kendi yalanlarını yutarak ölüp giderler.” (İngiliz yazar John Arbuthnot)              
SAKLI KALAN FIKRA:      
Yaşlı aday gençleri yakalamış nutuk atıyor: 
--- Sizler bu ülkenin geleceğisiniiiiz!...     
Birisi dayanamamış:
--- Evet efendim, siz de gideceği!

Anahtar Kelimeler : Vahit DOĞAN,
Print
Yorum Yap
Yorumunuz
1000

Henüz yorum yapılmadı,
İlk Yorum yapan siz olun...

Facebook Yorumları
Dikkat Çekenler
Yazarlar
Çok Okunanlar
Çok Yorumlananlar
Anket

Duyurular
Linkler
Arşiv
Günlük Gazeteler
Oku
Ziyaretçi Defteri
Hava Durumu
Hava Durumu
Yükleniyor...
E-Gazete
/Resimler/Editor/images/24%20May%C4%B1s%20%C3%87%C4%B1nar-1(2).jpg

Facebook Twitter
2014 Kırşehir Haber 365 - tüm hakları saklıdırHaber Scripti Haber Yazılımı