4 Ağustos 2018 16:01
-A +A
Muhammed Emin Hekimhan

Muhammed Emin Hekimhan

SEÇME CÜMLELER 3

Çınar Kırşehir Gazetesi Köşe Yazarı

KALEMİMDEN DAMLALAR
John (Robert) Fowles (1926-2005), ‘Büyücü’ (1976), Ayrıntı Yayınları. Kitabından seçtiğim cümlelere devam ediyorum
.. bir şairin en ahlâki görevi ahlâksızlık değil midir?
Hepimiz, içten içe bir af bekleyen mahkûmlar gibiydik.
Genellikle sırf sıkıntıdan yürüyüşe çıkardım, ama her defasında yeni yalnızlıklar, yeni yerler keşfederdim.
Güzellik ve erdem kuzeyde birbirinden ayrı tutulabilirdi belki, ama Yunanistan'da değil.
Kitaplarının basılması şairi ilgilendiren bir mesele değildir. (Emily Dickinson)
şair olmak her şeydir, bir şair olarak bilinmekse hiçbir şey.
insan böylesi anlamsız bir rutinin içindeyken nasıl kusursuz bir mısra oluşturabilirdi?
Gerçek, koca bir çığ gibi düşmüştü tepeme. Ben şair falan değildim.
Kimi insan vardır, topluma hiç farkında olmadan karışır, kimiyse topluma onu denetim altında tutarak karışır. Biri vitestir, dişli çarktır, diğeriyse bir mühendis ya da sürücü.
İnsanlığa duyduğu tüm merhameti uzun bir süre önce yitirmişti..
.. o hayattan nefret ediyordu, bense kendimden.
Hep bir izlendiğim, yalnız olmadığım hissi vardı içimde, sanki bunu sırf birine göstermelik olsun diye yapıyordum ve bu eylem yalnızca kendiliğinden, saf ve ahlâklı bir şekilde olursa gerçekleştirilebilirdi.
.. tam efsanelik bir yöreydi. Sanki adanın bir karanlık bir de aydınlık yüzü vardı..
Keşfetmenin peşini bırakmamalıyız
Ki tüm bu keşiflerimizin sonunda
Başladığımız yere varmış
Ve o yeri ilk defa anlamış olacağız.
Amacı uyarmak mı yoksa tuzağa düşürmek miydi kuşun?
Yalan söylüyordu. Hep yalan söylerdi.
Adada insanı sık sık geçmişe götüren bir şey vardı. Öyle çok alan, öyle çok sessizlik vardı ve öyle az insanla görüşülüyordu ki, insan şimdiyi kolayca gözden çıkarıyordu ve işte o zaman geçmiş on kat daha yakın görünüyordu göze.
Beni alıp götürecek bir itkinin korkusuz beklentisi içinde, kendimi askıya alınmış gibi hissediyordum.
.. insana neye uğradığını şaşırtan bir otoritesi, kesin bir kararlılığı vardı.
kraliçe arıların özü; doğuştan olduğu kadar, hem kendi seçimiyle hem de pratik yaparak kazanılmış bir yoğunluk.
Güneş kırmızı karoların üstünden usul usul bana yaklaştı.
.. benden değil sanki zamanın bizzat kendisinden de kaçmak istiyordu.
Almanya'yı bilmek mümkün değildir. Yalnızca katlanılır ona.
Durdu. ‘Ülkeleri dehaları ile değil, ırksal özellikleri ile yargılarım. Antik Yunanlılar kendileriyle dalga geçmesini bilirdi. Romalılarsa beceremezdi bunu. İşte bu yüzden Fransa medeni bir toplum oldu, İspanya olamadı. Bu yüzden Yahudileri ve Anglosaksonları ve onların yaptığı o sayısız ahlâksızlığı bağışlarım. Ve yine bu yüzden, Alman kanı taşımadığım için Tanrıya -tabii eğer inansaydım- şükrederdim.’
Denize nazır kayalığın üzerindeki çamlardan sağımıza gölgeler düşmeye başlamıştı, her yer huzur içindeydi, yeryüzüne mutlak bir huzur hâkimdi, böcekler susmuş, deniz cam gibi olmuştu.
Bir yandan bana karşı ilgisiz durup, bir yandan da izliyor ve bekliyordu.
Koyu kahverengi gözleri benimkileri delip geçti; karşılık vermek için uzun bir süre bekledi. Yüzünde belli belirsiz bir gülüşün izi vardı.
Gitmekten başka yapacak bir şey yoktu.


Anahtar Kelimeler : Muhammed EMİN HEKİMHAN,
Print
Yorum Yap
Yorumunuz
1000

Henüz yorum yapılmadı,
İlk Yorum yapan siz olun...

Facebook Yorumları
Dikkat Çekenler
Yazarlar
Çok Okunanlar
Çok Yorumlananlar
Anket

Duyurular
Linkler
Arşiv
Günlük Gazeteler
Oku
Ziyaretçi Defteri
Hava Durumu
Hava Durumu
Yükleniyor...
E-Gazete
/Resimler/Editor/images/18%20A%C4%9Fustos%20Cumartesi-1.jpg
Facebook Twitter
2014 Kırşehir Haber 365 - tüm hakları saklıdırHaber Scripti Haber Yazılımı