28 Kasım 2018 16:01
-A +A
Taylan Özgür Köşker

Taylan Özgür Köşker

TÜYAP İSTANBUL KİTAP FUARI İZLENİMLERİ

Çınar Kırşehir Gazetesi Köşe Yazarı

Bu yıl da fuar zamanı gelmişti. Her yıl iple çektiğim, kasım ayında yapılan uluslararası İstanbul Kitap Fuarı'ndan söz ediyorum. Otuz yedinci kez kapılarını açan fuara ilgi büyüktü, çoktu demiyorum. Daha da fazlasıydı. Dışarda bir izdiham yaşandı. İnsanlar metrobüs duraklarında, üst geçitte yavaş yavaş ilerleyerek fuara girmeye çalıştı. Karayolunda aşağıda korna sesleri birbirine karışıyordu. Trafik polisi trafiği durdurdu. Çünkü bir de ellerinde kitapla dolu poşetlerle fuardan dönen yüzlerce insan vardı ve karşıdan karşıya geçemiyorlardı.
               Biz de üst geçitte zorlukla ilerlemeye çalışıyorduk. Bu arada ellerinde kapı gibi telefonlarla insanlar bu kalabalığı fotoğraflıyorlardı ya da kameraya alıyorlardı. Bir de özçekim yapıyorlardı (selfi dememek için). Ben de bu kalabalığı elimdeki telefonumla çektim ve çok sevdiğim bir edebiyatçı, yazar arkadaşıma yolladım ve ona şöyle yazdım: "Okuyoruz sayın abim."
         Bir yurttaş da elinde telefonla kamerasına gülümseyerek, "İnsanlar kitap okuma yarışmasına katılacaklar, o yüzden bu kalabalık." diyordu. Bir anda kahkahalar, gülüşmeler yayıldı. Ben de söze karışarak, "Kim demiş bu millet okumuyor diye." dedim. Günde yalnızca bir dakika kitap okuyan fuar katılımımız takdire şayandı.
               Zorlukla da olsa merdivenlerden ilerleyerek fuara ulaştım. Ve işte içerdeydim. Yine kalabalık, kadınlar, kadınlar, çocuklar, adamlar, kitaplar, kitaplar, kitaplar...
               İlk önce yazılarını ve çalışmalarını çok beğendiğim bir yazarımızı ziyaret ettim. Özellikle Yahya Kemal Beyatlı´nın nüktelerini yazdığı kitabını çok beğenmiştim. Bir de Büyük Atatürk´ten Küçük Öyküler... İki tane kitabını alıp imzalattım. Bu yazarımız Süleyman Bulut´tu.
         Daha sonra Varlık Yayınlarına gittim. Üç tane balkanların çok sevdiğim yazarı Panait İstrati´nin kitabını aldım (Kira Kiralina, Angel Dayı, Akdeniz) ve bir tane Varlık Dergisi aldım.
               Biraz ilerledim. Arada birkaç kişiye çarptım. Birisi, "Affedersiniz!" dedi. Ben de "Özür dilerim." dedim. Sonra da içimden, ´İstanbul´da biriyle çarpışınca "affedersiniz! Diyen insanlara yalnızca kitap fuarlarında rastlarsın.´dedim. Sonra da ´Haksızlık etme. Geçenlerde arabayla giderken yolu şaşırıp adres sorduğunda gideceği yolu bırakıp seni o yola götürüp de geri dönen güzel insanlar da var.´ diye geçirdim içimden.
               Ardından yeniden dolaşmaya devam. Sevdiğim yayınevlerini ziyaret. Günışığı Kitaplığı, Katuna´da Dokuz Ay, Osman Şahin. Yandım Ali, Fakir Baykurt. Deli Dolu Yayınları, Denize Doğru, Ayla Çınaroğlu...  Ayla Çınaroğlu ile güler yüzlü bir sohbetten sonra aldım ve imzalattım. Özellikle de Bir berber bir berbere bire berber gel de beraber bir berber dükkânı açalım derken nasıl da Berber Masalı´nı yazdığını sordum. O da "Biz yazarlar uydururuz, biliyorsun. Ama yazlınızca biraz daha estetik ve güzel uydururuz." dedi.
               Yediden Yetmişe diye nefis bir dergi var. Çocuk edebiyatı dergisi. Onu bulmam gerekti. Nota bene Yayınları´nı bulup Yediden Yetmişe dergilerini de aldım. Sonra Sel Yayıncılıktan Su Mitosları kitabı. Tüm bunlar akşamın olmasına yetmişti. Saate baktım, beşi çeyrek geçiyor. Eyvah! Geç kaldım. Hemen Heybeliada Salonu´na doğru adım adım ilerledim. Çünkü izlemek ve dinlemek istediğim söyleşi başlayacaktı: Çocuklar Okudukça...
               Çocukların daha bir yaşındayken banyoda ellerine tutuşturulan bez kitaplarla bile okuma sevgisi verilebileceğini, dil duyarlığını, yazılı kültürle dost olunmasını anlatan bu nefis söyleşiyi Türkçem Benim Ses Bayrağım diyen Fazıl Hüsnü Dağlarca´nın Söyle Sevda İçinde Türkümüzü adlı şiiriyle tamamladık. Söyleşiyi yapan değerli edebiyatçımız söyledi, biz dinleyiciler tekrar ettik:
               Söyle sevda içinde türkümüzü,
               Aç bembeyaz bir yelken
               Neden herkes güzel olmaz,
               Yaşamak bu kadar güzelken?
               İnsan, dallarla, bulutlarla bir,
               Ayrı maviliklerden geçmiştir
               İnsan nasıl ölebilir,
               Yaşamak bu kadar güzelken?


Anahtar Kelimeler : Taylan Özgür KÖŞKER,
Print
Yorum Yap
Yorumunuz
1000

Henüz yorum yapılmadı,
İlk Yorum yapan siz olun...

Facebook Yorumları
Dikkat Çekenler
Yazarlar
Anket

Duyurular
Linkler
Arşiv
Günlük Gazeteler
Oku
Ziyaretçi Defteri
Hava Durumu
Hava Durumu
Yükleniyor...
E-Gazete
/Resimler/Editor/images/08%20Aral%C4%B1k%20%C3%87%C4%B1nar-1.jpg
Facebook Twitter
2014 Kırşehir Haber 365 - tüm hakları saklıdırHaber Scripti Haber Yazılımı