9 Ekim 2018 16:01
-A +A
Polat Bilici

Polat Bilici

YARIŞ ATLARI

Çınar Kırşehir Gazetesi köşe Yazarı

Sene 1982 yılı, Adana Sarıçam karakolunda daha yeni memurum.
Bizi at yarışmaları olan hipodrom da görevlendirmişlerdi.
Daha ilk olarak izliyordum at yarışlarını. Hani derler ya üzüm üzüme baka baka kararır diye, benim de o gün kararmıştı kıdemli polis ağabeylerim sayesinde...
O yaşa geldim daha kumar oynamadım ve kumar oynayanları da hep kınardım.
Nasıl olduysa birden buluverdim kendimi o at yarışı bahislerinin ortasında, sonradan duydum oynadığım oyuna ikili bahis deniliyormuş.
O kıdemli ağabeylerimiz bir de yanımıza gelerek bizi teşvik ediyorlardı falanca ikiliyi al diyerek.
Neymiş at sahiplerinden tüyo almışlar da falan da filan...
O tüyo aldıkları atlar ya birinci olmuyor, ya da en arkalardan nal topluyorlardı. Olan benim paralarıma oluyordu.
Yarış başladığında o kocaman kocaman adamların kendilerinden geçerek sanki kendileri koşuyormuş gibi mimik hareketler yaparak, yürü be oğlum, yürü be kızım diye bağırarak...
Orada görmüştüm insan kaybettikçe gözünü hırs bürüdüğünü, kaybettiği paralarını geri kazanma isteğini...
Ne kadar oyun oynadımsa hiç birisinde kazanamadım. Ancak iyi ki de kazanamamışım, ya kazanıp da bu at yarışı dedikleri ganyan oynamayı alışkanlık haline getirseydim...
Derhal bir daha kumar oynamayacağıma yeminler içtim ve rahmetli anneciğimin bir sözü gelmişti aklıma.Oğlum paralarını sigaraya vereceğine, çerez al da ye derdi.
Görevimiz bitti, ekip aracıyla karakola giderken beni üzgün gören o polis ağabeylerim bana gülerek, "Ne üzülüyorsun ki farz et ki atlara iki çuval arpa aldın" söylemlerinden gıcık kapsam da yeni memur olduğum için sesimi çıkarmıyordum.
Aradan zaman geçti ,1992 yılında İzmir de görev yaparken, iki yarış atı sahibiyle tanıştım. Bayağı da samimi olmuştuk.
Arada sırada Şirinyer denilen semtte bulunan hipodromun alt tarafında bulunan yarış atlarının, bulunduğu yere gider, bir taraftan atların antrenmanını izliyor, bir taraftan da at bakımını ilgiyle izliyordum.
Ben küçüklüğümden beri atları çok sever ve ilgiyle izlerim. O güzel hayvanlara, bir de yanlarında yeni doğmuş taylarını görünce, o görüntülerine bayılırdım.
Atların barındığı yer iki katlı olup, alt katlar at barınağı, üst katlar ise at sahipleri, seyisler ve at bakıcılarının kaldığı yerdi.
Atlarla ilgili öyle yorumlar yapılırdı ki, at sahiplerince ağzı açık dinlerdim "Yok efendim kendi atının dedesinin dedesi böyle bir atmış da, falanca yarışları kazanmış da" neler neler...
Atın annesinin annesi falanca ünlü atları doğurmuş da bu at da tayının tayının tayı imiş da, falanca yarışları kazanmış da" diyerek sanki kraliyet ailesinden bahsediyorlarmış gibi övgü dolu söylemlerle bahsediyorlardı.
Özel olarak Kıbrıs'ta getirttikleri keçiboynuzu pekmezi mi dersiniz, vitamin ilaçlarını mı dersiniz, neler neler veriyorlardı yarış atlarına...
Kendinizin aldığı gıdayla, atların aldığı gıdayı karşılaştırmak bile istemezsiniz.
Ancak diyeceksiniz bu atlara harcanan paranın kaynağı nereden geliyor ? Bu harcanan paralar at sahiplerinin anlaşarak şike yapmaları sonucu havuzda biriken paradan geliyormuş.
Bu paralar ganyan yüzünden yuvasından olan işini kaybedip ekmeğe muhtaç olan insanımızın parasıdır.
Sonuç olarak diyorum ki, At sevgisine ve tüm hayvanların sevgisine evet. 
Bahis ve tüm kumar çeşitlerine hayır...


Anahtar Kelimeler : Polat BİLİCİ ,
Print
Yorum Yap
Yorumunuz
1000

Henüz yorum yapılmadı,
İlk Yorum yapan siz olun...

Facebook Yorumları
Dikkat Çekenler
Yazarlar
Anket

Duyurular
Linkler
Arşiv
Günlük Gazeteler
Oku
Ziyaretçi Defteri
Hava Durumu
Hava Durumu
Yükleniyor...
E-Gazete
/Resimler/Editor/images/23%20Ekim%20Sal%C4%B1-1.jpg
Facebook Twitter
2014 Kırşehir Haber 365 - tüm hakları saklıdırHaber Scripti Haber Yazılımı